Karikatürde sahil kenarında geçen bir sahne görüntüsü, arka planda ise sakin bir deniz, ufukta açık mavi bir gökyüzü ve birkaç küçük bulut var. Ön planda, çıplak ayaklı, kısa beyaz bir tunik giymiş, antik Yunan’ı çağrıştıran bir erkek figürü yer alıyor. Bu figür Sisifos’tur.
Sisifos, eğimli bir kum tepesine doğru büyük bir plaj topunu itmektedir. Top, klasik Sisifos kayası yerine kullanılmıştır. Kırmızı, sarı, yeşil ve beyaz renkli, hafif ve eğlenceli bir nesnedir. Ancak eğim diktir ve Sisifos’un bedeni yine öne doğru eğilmiş, tüm gücünü harcadığı hissedilir.
Karikatürün üst kısmında, Sisyphus on vacation, yani Sisifos tatilde yazısı yer alır.
Albert Camus, Sisifos Söyleni isimli kitabında bu kayayı ve onu itme eylemini, insan hayatının saçma oluşunun en büyük sembolü olarak kullanır.
Her gün aynı rutine uyanmak, hep aynı şeyleri yapmak, ulaştığını sandığın hedeflerin yeniden başa sarması… Camus’ye göre trajedi, hayatın anlamsızlığı değil, bu anlamsızlığın farkında olmadan sürdürülmesidir.
Sisifos, kayayı itmekten vazgeçmeyerek aslında başkaldırır. Efsaneye göre tanrılar Sisifos'u bu ceza ile mutsuz etmeyi planlamışlardır. Ancak Sisifos bu anlamsızlığı kabul edip işini sahiplenince ceza, bir yaşam biçimine dönüşür. Kaderi artık kendisine aittir, ceza verenlere değil.
Karikatüre dönersek ve Camus'un söylenine göre düşürsek, Sisifos tatilde deniz topunu iterek aslında şunu diyor olabilir:
"Hayat anlamsız bir döngü olabilir ama bu döngü benimdir ve ben bu oyunu kendi şartlarımda yani mesela tatil modunda oynamaya devam ediyorum."
Bu karikatürü seviyorum. Böyle düşünmek bana iyi geliyor. Elimdeki kayayı ve dünyamı renklendirerek itmeye devam ediyorum:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder