şinasi baray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şinasi baray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2011 Çarşamba

Sana Bir Şiir Getiririm... Sözler Rüyamdan Fışkırır...


Bugün gökyüzüne baktın mı bilmem? Hele ikindi ile akşam arası saatlerde baksaydın eğer, kocaman mavilikte sanki muhtelif fırça darbeleriyle, beyaz bulutların oya gibi işlenmiş olduğunu görürdün gökyüzüne... Öyle şahaneydiler. Kulağım arayınca bir melodi, elim gayri ihtiyari torpido gözüne gitti. Tek elim direksiyonda, diğeri karıştırırken cd leri, uzun zamandır dinlemediğim bir cd elime geldi. Of of of! 1997 tarihli Ataol Behramoğlu Şarkıları - Aşk İki Kişiliktir adlı albümü. Şairin bestelenmiş şiirlerinden oluşuyor. Edip Akbayram söylüyor; "Ben ölürsem akşam üstü ölürüm... Çocuklar sinemaya gider... Yüzümü bir çiçeğe gömüp, Ağlamak gibi isterim... Derinden bir tren geçer... Ben ölürsem akşamüstü ölürüm... Uzaktan bir bulut geçer... Karanlık bir çocukluk bulutu... Gerçeküstücü bir ressam... Dünyayı değiştirmeye başlar... Kuş sesleri, haykırışlar... Denizin ve kırların Rengi birbirine karışır... Sana bir şiir getiririm... Sözler rüyamdan fışkırır... Ben ölürsem akşam üstü olürüm. " Bu şarkı sözleri, Ataol Behramoğlu'nun ama benim aklıma nedense, başka bir sevdiğim şair Orhan Veli geliyor. Hani şu meşhur fotoğrafı vardır ya, hani arkadaşlarıyla bir bankta oturuyor.



Of! Bu fotoğrafa hem bayılırım, hem de baktıkça tuhaf bir hüzün duyarım. "Dört kişi parkta çektirmişiz... Ben, Orhan, Oktay bir de Şinasi... Anlaşılan sonbahar... Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli... Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...  Babası ölmemiş daha Oktay'ın...  Ben bıyıksızım... Orhan Süleyman Efendi'yi tanımamış... Ama ben hiç böyle mahzun olmadım... Ölümü hatırlatan ne var bu resimde? Oysa hayattayız hepimiz" demiş bu fotoğraf hakkında Melih Cevdet Anday. Fotoğrafta yer alan kişiler, soldan sağa Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'dır. Orhan Veli'nin yaşamı boyunca hep dostu kalmış kişilerdir. 1914'de doğmuştur Orhan Veli. 10 Kasım 1950 akşamı Ankara'dadır. Kimbilir belki dilinin ucunda hüzünlü şiir cümleleri Ankara'nın karanlık yollarında yürümektedir. Belediyenin kazdırmış olduğu çukuru görmez ve düşer. Başından yaralanmıştır ama aldırmaz. Bir iki gün sonra İstanbul'a döner. Zaten o sıralar aklı fikri hep İstanbul'a dönmektir. Sevdiği kadın İstanbul'dadır çünkü. İstanbul'a gelir. 14 Kasım akşamı yemek yerken olduğu yere yığılır kalır. Sebep alkol sanıldığından alkol tedavisi yapılır. Oysa sevgili şair beyin kanaması geçirmektedir. O akşam hayata veda eder. 36 yaşındadır. Yüreğinde sevdiği kadın, cebinde 28 kuruş vardır.

Şairimiz Ataol Behramoğlu "Ben ölürsem akşam üstü ölürüm." diyor. Başka bir şairimiz Orhan Veli 36 yaşında böyle Kasım ayının bir akşam üstü ölüyor. Bu akşam araba kullanırken, Edip Akbayram'ın etkili sesinde benim aklıma işte bunlar geliyor.
 


10.12.2010

17 Mayıs 2011 Salı

Parkta Dört Kişi Fotoğrafına Bakar Efkârlanırım!


Şu fotoğraf var ya... Of!.. Of ki of yani!... Otur karşısına... Seyret saatlerce. O kadar seviyorum ki anlatamam. Hem bayılıyorum bu fotoğrafa bakmaya. Hem baktıkça... Bööyle içimi buram buram efkâr sarıyor. Diyeceksin ki: "Bakma öyleyse! Bakma! Dertleri zevk edinenlerden misin?" Hımm.. Şimdi düşündüm de... Kendim hakkında yeni bir şey keşfettim gene. Galiba öyleyim. Orhan Veli gibi... İşte şu yukarıdaki dört kişi. Bir parkta fotoğraf çektirmişler. Kim onlar? Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday. Kimisi paltolu, kimisi ceketli. Anlaşılan sonbahar. Bak... Yapraksız arkalarındaki ağaçlar. "Ama ben hiç mahzun olmadım. Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?" Ne var? değil mi? Öyle ya... Ne var? Boşver sen beni... Garip'çilerden biriyim. Bir garip Orhan Veli'cilerden biri. Anlarsın ya hani... Bilgisayar başına oturmuşum. Oturmuşum da bir türkü tutturmuşum. Garibim... Yoksulum... Dokunmayın yarama... Of! Böyleyim işte ne yapabilirim? Orhan Veli gibi... Mektup alır efkârlanırım. Yola çıkar efkârlanırım. Kazım'ın türküsünü söylerler efkârlanırım. Ayrıca ben bir de Parkta Dört Kişi fotoğrafına bayıla bayıla bakarım. Gene efkârlanırım. Ne olacak bunun sonu bilmem?


Aslında ben... Bugün... 3. Kocaeli Kitap Fuarı'nda Melih Cevdet Anday kitaplarının izini  nasıl sürdüğümü anlatacaktım sana biliyor musun? Yazıya bu fotoğrafı koyarak başladım ya... İşte o zaman  olanlar oldu bana. Ardından Orhan Veli'nin o güzelim şiirinin içinde "Kâzım'ın türküsü" geçicince... Kâzım Koyuncu'dan bahsetmiyordu tabii Orhan Veli. Ama benim aklıma Kâzım Koyuncu geldi. Sonra Özcan Alper'in o yürek acıtan Sonbahar adlı filmine damga vuran Hey Gidi Karadeniz adlı türküyü Kâzım'ın türküsü diye dinleyesim gelince... Anladın durumumu değil mi? İlgim dağıldı gene. Bırak ilgimi... Ben darmandağınık oldum şimdi. Biraz mola vermeliyim. Bu yazıya ne niyetle başlamıştım? Bakar mısın halime? Nereden geldim nereye? Böyleyken böyle işte!

14 Nisan 2011 Perşembe

Orhan Veli Kanık'ın 97. Doğum Gününü Arkadaşlarıyla Kutlayalım İstedim.


Bugün gökyüzüne baktın mı bilmem? Hele ikindi ile akşam arası saatlerde baksaydın eğer, kocaman mavilikte sanki muhtelif fırça darbeleriyle, beyaz bulutların oya gibi işlenmiş olduğunu görürdün gökyüzüne... Öyle şahaneydiler. Kulağım arayınca bir melodi, elim gayri ihtiyari torpido gözüne gitti. Tek elim direksiyonda, diğeri karıştırırken cd leri, uzun zamandır dinlemediğim bir cd elime geldi. Of of of! 1997 tarihli Ataol Behramoğlu Şarkıları - Aşk İki Kişiliktir adlı albümü. Şairin bestelenmiş şiirlerinden oluşuyor. Edip Akbayram söylüyor; "Ben ölürsem akşam üstü ölürüm - Çocuklar sinemaya gider.- Yüzümü bir çiçeğe gömüp, -Ağlamak gibi isterim. -Derinden bir tren geçer. -Ben ölürsem akşamüstü ölürüm. -Uzaktan bir bulut geçer.- Karanlık bir çocukluk bulutu, -Gerçeküstücü bir ressam, -Dünyayı değiştirmeye başlar.- Kuş sesleri, haykırışlar,- Denizin ve kırların Rengi birbirine karışır. -Sana bir şiir getiririm. -Sözler rüyamdan fışkırır.- Ben ölürsem akşam üstü olürüm. " Bu şarkı sözleri, Ataol Behramoğlu'nun ama benim aklıma nedense, başka bir sevdiğim şair Orhan Veli geliyor. Hani şu meşhur fotoğrafı vardır ya, hani arkadaşlarıyla bir bankta oturuyor.


Of! Bu fotoğrafa hem bayılırım, hem de baktıkça tuhaf bir hüzün duyarım. "Dört kişi parkta çektirmişiz. Ben, Orhan, Oktay bir de Şinasi - Anlaşılan sonbahar - Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli - Yapraksız arkamızdaki ağaçlar - Babası ölmemiş daha Oktay'ın - Ben bıyıksızım - Orhan Süleyman Efendi'yi tanımamış - Ama ben hiç böyle mahzun olmadım - Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?- Oysa hayattayız hepimiz" demiş bu fotoğraf hakkında Melih Cevdet Anday. Fotoğrafta yer alan kişiler, soldan sağa Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'dır. Orhan Veli'nin yaşamı boyunca hep dostu kalmış kişilerdir. 1914'de doğmuştur Orhan Veli. 10 Kasım 1950 akşamı Ankara'dadır. Kimbilir belki dilinin ucunda hüzünlü şiir cümleleri Ankara'nın karanlık yollarında yürümektedir. Belediyenin kazdırmış olduğu çukuru görmez ve düşer. Başından yaralanmıştır ama aldırmaz. Bir iki gün sonra İstanbul'a döner. Zaten o sıralar aklı fikri hep İstanbul'a dönmektir. Sevdiği kadın İstanbul'dadır çünkü. İstanbul'a gelir. 14 Kasım akşamı yemek yerken olduğu yere yığılır kalır. Sebep alkol sanıldığından alkol tedavisi yapılır. Oysa sevgili şair beyin kanaması geçirmektedir. O akşam hayata veda eder. 36 yaşındadır. Yüreğinde sevdiği kadın, cebinde 28 kuruş vardır.

Şairimiz Ataol Behramoğlu "Ben ölürsem akşam üstü ölürüm." diyor. Başka bir şairimiz Orhan Veli 36 yaşında bir akşam üstü ölüyor. Bu akşam araba kullanırken, Edip Akbayram'ın etkili sesinde benim aklıma işte bunlar geliyor.
 
NOT: Bu yazıyı daha önce yazmıştım. Orhan Veli Kanık'ın 97. doğum günü sebebiyle tekrar hatırlamak istedim. Hem arkadaşları da olsun yanında öyle değil mi? Hayatımızı yaşanası kılan sevgili  büyük ustaların yattıkları yer huzur ve rahmet dolsun. Ne tatlılar!