emperyal oteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emperyal oteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2012 Salı

Kahve Molası - Bağlasalar Duramam!


Az önce kahve molası verdim. Sabahtan beri ofisteyim. Nefes almadan nasıl çalıştım anlatamam. Az sonra dışarı çıkacağım. Akşama kadar arazide olacağım. İyice yorulacağım, eminim. İyi ama... Madem şimdi şu anın içerisindeyim. Kahve molamın hakkını vermek niyetindeyim. Kahvemi kokladım. Hımm... Mis! İki yudum hüplettim. Oh! Nefis!... Du bi... Attila İlhan'ın Sisler Bulvarı adlı kitabı var elimde. Kararlıyım. Mola esnasında Sisler Bulvarı'na doğru süzüleceğim. Tamam... Hem kahvemi içmeye, hem kitabın arkasındaki yazıları okumaya başladım bile. "Düşlenen, tümüyle düşsel olan sevgililer, topu topu üç geceye sığdırılan, doyasıya yaşanamayan aşklar, gözlerinden yıldız rüzgârları geçen sevgililer, Paris sokakları, limanlar, yolculuklar, deniz insanları... ve Anadolu; uzun havalar, halk türküleri... Sisler Bulvarı'yla başka dünyalara yolculuğa çıkacağız şimdi; Emperyal Oteli'nde üç gece kalacağız, biraz mehtabı içeceğiz, içimizde isyanlar çıkacak ve Sisler Bulvarı'nda öleceğiz." Eyvah!... " Sana bir şey söyleyeyim mi,  eğer ben bu kitaba, Sisler Bulvarı'na  dalarsam var ya,  "çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırap çektim.. damarlarımda dünyanın bütün rüzgârları.. harplere, açlıklara, yalnızlığıma rağmen.. anamdan yolcu doğmuşum..  neyleyim..   gurbet dedim..  vatan dedim.. hürriyet dedim."   diyebilirim. Bünyem fena halde abatmaya müsait. Gelmişi geçmişi, işi gücü unutup, pat diye  Şahane Serseri olmaya niyetlenebilirim. Ruhumu firar edebilir, anında  Emperyal Oteli'ne  gidebilirim. Otelin penceresinde durabilirim. Pia'ya  "ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın.. ellerini bir tutsam ölsem.. böyle uzak uzak seslenmese.. ben bir şehre geldiğim vakit.. o başka bir şehre gitmese" diye seslenebilirim. Yoo...  Şiirlerin menzilinden hemen çıkmalıyım. Çok işim var. Derhal yola koyulmalıyım! Şimdi bu şiir sarhoşu vaziyetimle... Jules Verne'nin Esrarlı Adası'na mı, yoksa Stevenson'un Define Adasına mı gideceğim acaba?  "rüzgâr kendini yerden yere vuruyor.. kırık dökük yıldızlar belirdi uzaktan.. /..../ yedi dağın yolları kalbimden geçer.. salkım salkım mısralar gelir içimden.. dudaklarımda yağmur damlaları.. alır beni yollar beni alır gider." Peki...  Attila İlhan'ın ortaokul yıllarında yazdığı ilk romanının adıdır ya...  Merih'e Seyahat... Şiir çarpmasına uğramam an meselesi... Şahane Serseri ha oldum ha olacağım. Dünya kesmez artık beni...  Merih'e Seyahat bile edebilirim.  "yolumdan çekil yavrum.. bağlasalar duramam"   Kahve molam bitti. Gitmeliyim.



NOT: Attila İlhan'ın, Şahane Serseri-  Emperyal  Oteli  ve Sisler Bulvarı adlı şiirlerinin bazı dizlerini alıntıladım.


22 Eylül 2012 Cumartesi

Vurdun Kanıma Girdin İtirazım Var!




Ne vakit başladı bu sevda bilmiyorum. Daha ilk görüşmemizde, "Ben hiç böylesini görmemiştim. Vurdun kanıma girdin itirazım var." diyesim gelmişti diye hatırlıyorum. O gün bugündür onu tutkuyla seviyorum. Ne yapsam vazgeçemiyorum. Hayır, sadece benim bildiğim ortamlarda karşılaşsak neyse. Kendimi oyalayacak bir şeyler bulabileceğimi düşünüyorum. Ama heryerde karşıma çıkıyor. Kafamı dağıtmak için avare avare gezindiğim büyük alış veriş mağazalarında, kokusuyla beni kendimden geçiren kafelerde, yeni bir müşterinin adresini ararken bilmediğim ıssız sokaklarda, daldığım salaş pasajlarda, sinema festivalinde tam bir filmden çıkıp diğer filme girmek için koşturduğum Beyoğlu ortamında... Heryerde... Her fırsatta... Tam, unuttum işte dediğim anda... Birdenbire bakıyorum ki küt diye karşımda.. Kalakalıyorum. Tutkusu yerleşmiş ya yüreğime... Dayanamıyorum. En baştan başlıyorum. Çoğunlukla abartıyorum duygularımı. Gece gündüz birlikte oluyorum. Hayatım hep onunla doluyor. Dış dünyadan kopuyorum. Geceler boyu kendime "Benim de mi düşüncelerim olacaktı, ben de mi uykusuz kalacaktım, sessiz sedasız olacaktım böyle?" diyorum.  Yoo. İnan deniyorum. Onunla ilgilenmemeyi deniyorum. Kendimi işe kaptırıp aşırı çalışıyorum. Sinemaya gidiyorum. Yemek yapıyorum. Arkadaşlarımla buluşuyorum. Spora gidiyorum. Yooo... Onu aklımdan atmayı asla beceremiyorum. Gözlerimi kaçırıp vurdumduymaz göründüğüm anlarda dahi ona karşı zayıf olduğumu çok iyi biliyor. İtiraf etmeliyim ki haklı. Konuşmasına gerek yok. Her defasında değişen  dış görünümüyle, o asil duruşuyla, sakinliğiyle beni büyülemeyi beceriyor. Benim için hayatın özeti, oymuş gibi geliyor. Karşısında ezilip büzülüyorum. Acıyor mu acaba bana, inan bilmiyorum. Bildiğim... Onu nerede görsem, dayanamayıp uzattığı elini sıkıca tutuyorum. Dokunuyorum. Burnumu gövdesine dayayıp kokusunu içime çekiyorum. Her sayfasını  tüm merakımla doya doya okuyorum. Vurdun kanıma girdin kitap, itirazım var! Sensiz yapamıyorum.