orhan veli kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhan veli kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2016 Pazar

Durmak-4-

 

Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim.
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.


Orhan Veli/Mahzun Durmak



29 Temmuz 2015 Çarşamba

Gün Olur Alır Başımı Giderim...

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...
 
 
orhan veli kanık/gün olur

12 Mart 2013 Salı

Acaba Vesikalı Yarim'i Beyaz Perdede Seyredebilecek Miyim?


"Nasıl unuturum seni ben, 
Alnımdaki bıçak yarası
Senin yüzünden;
Tabakam senin yadigarın;
"İki elin kanda olsa gel" diyor
Telgrafın;
Nasıl unuturum seni ben,
Vesikalı yarim?"

Orhan Veli Kanık


32. İstanbul Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek olan özel gösterimde bu yıl, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi tarafından restore edilen Lütfi Akad'ın o emsalsiz filmi Vesikalı Yarim'in izlenime sunulacağını öğrenince nasıl sevindim anlatamam. Düşünsene... Sait Faik'in Menekşeli Yarim öyküsünden sinemaya uyarlanan, Türkan Şoray ve İzzet Günay'ın başrollerini oynadıkları ve Şükran Ay'ın o etkileyci sesinden dinleyeceğim kalbimi kıra kıra şarkısı eşliğinde, bu filmi beyaz perdede seyretmek ne şahane olur öyle değil mi? Biliyorum... Eğer seyredersem... Mutlaka ağlarım. Mutlaka!.. Hey!..  Hep televizyonda ya da bilgisayar ekranında seyretme şansı bulduğum Vesikalı Yarim'i acaba beyaz perdede seyredebilecek miyim?  Du bi... Şimdilik hayaliyle yetineyim. Ardından da "hayal et, olur elbet" diyeyim!



"Arkadaşımın ismi Bayram'dı. İri kemikli bir adamdı. Arnavut şivesiyle konuşuyordu. Bir zamanlar kuru bademi külle, kezzapla yaş badem haline getirir satardı. Sonra piyango bileti sattı. Sonra arabacılık yaptı. Sonra da zengin oldu diyebiliriz. Günde otuz, kırk lira kazanıyordu. Ben kendisini bu ara tanımıştım. Eski adetlerini bırakmamıştı: Yine külhanbeyi gibi giyinir, yine haftalık kazancını bir günde harcardı."


"En kötü meyhanelerde en hoş kızları tanırdı. Onun tanıdığı kızlar içinde bir Seher vardı. Sahiden seher gibi bir kızdı. Bayram Seher'le yaşamaya başlamıştı."


"Seher'le birlikte yaşayan Bayram çok kavgalar etti Seher yüzünden. Bıçaklar çekti. Cürmü meşhudlardan kaça kurtula bir gün yakayı ele verdi. Yedi sekiz ay yattı. Seher zaten pek düşkün olduğu üniformalının peşine düştü. Asmalımescit'teki meyhaneye uğramaz oldu. İşte Bayram ondan sonra çalışmadı... Sabahtan içmeye başlıyordu. Seher' aramaya koyuldu. Kocaman bir bıçağı kuşağının arasından çıkarıp Seher'i böğründen yaraladı. Ama Seher ölmedi. Kendisini kimin yaraladığını da söylemedi."


"Seher hastaneden çıktıktan sonra meyhaneye geldi ama Bayram'la konuşmaz oldular. İşte bu, Bayram'a büsbütün dokundu. Seher'in yaptığı erkeklik de onun elini kolunu beygir bağlar gibi bağlıyordu." 



Kadın-Benim yüzümden hep bunlar. Ya ölecek ya öldürüleceksin. Niye geldin? Gelmeyecektin.
Adam-Geleceğimi biliyordun ama, nedir istediğin?
Kadın-Bilmem, sıkıldım belki. Yetti belki. Herbirimiz yolumuza gitsek.
Adam-Yolumuz...
Kadın-Öyle...
Adam-Birleşti biliyordum.
Kadın-Yok birleşecek gibi değil. Benim yolum başka. Seni tanıdıktan sonra anladım bunu. Senle beraber olduktan sonra seni... Sevgi de yetmiyormuş... Çok eskiden rastlaşacaktık...
Adam-?
Kadın-Nasıl olsa ayrılacak yolumuz...*


Gözyaşların boşuna, düşmem artık peşine, yansın yüreğin yansın şimdide bende sıra... Kalbimi kıra kıra, bıraktın bir hatıra, yalanını yalancı, dudaklarında ara..." **


"Aşkı anlatmak gerekiyor. Çok önemli aşkı anlatmak. Aşkı anlatmanın büyük imkanlarından biri de ayrılığı getirmektir, yani aşkı beraberlik içinde ancak bir süre anlatabilirsin. Nerede aşk doruğa çıkar? Ayrılık geldiği zaman! İstediğinin dışında bir ayrılık, bir mecburiyet, zorunlu ayrılık geldiği zaman! Ne kadar sevdiğin, ne kadar sevmediğin! Felaket orada başlıyor, kaybettiğin zaman, ayrıldığın zaman!" *** SON


   Menekşeli Vadi öyküsünden cümleler.
*Vesikalı Yarim filminden replikler
**Filmde Şükran Ay'ın söylediği şarkının sözleri
***Safa Önal'ın Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti adlı söyleşi kitabındaki sözleri.

 

22 Eylül 2012 Cumartesi

Vurdun Kanıma Girdin İtirazım Var!




Ne vakit başladı bu sevda bilmiyorum. Daha ilk görüşmemizde, "Ben hiç böylesini görmemiştim. Vurdun kanıma girdin itirazım var." diyesim gelmişti diye hatırlıyorum. O gün bugündür onu tutkuyla seviyorum. Ne yapsam vazgeçemiyorum. Hayır, sadece benim bildiğim ortamlarda karşılaşsak neyse. Kendimi oyalayacak bir şeyler bulabileceğimi düşünüyorum. Ama heryerde karşıma çıkıyor. Kafamı dağıtmak için avare avare gezindiğim büyük alış veriş mağazalarında, kokusuyla beni kendimden geçiren kafelerde, yeni bir müşterinin adresini ararken bilmediğim ıssız sokaklarda, daldığım salaş pasajlarda, sinema festivalinde tam bir filmden çıkıp diğer filme girmek için koşturduğum Beyoğlu ortamında... Heryerde... Her fırsatta... Tam, unuttum işte dediğim anda... Birdenbire bakıyorum ki küt diye karşımda.. Kalakalıyorum. Tutkusu yerleşmiş ya yüreğime... Dayanamıyorum. En baştan başlıyorum. Çoğunlukla abartıyorum duygularımı. Gece gündüz birlikte oluyorum. Hayatım hep onunla doluyor. Dış dünyadan kopuyorum. Geceler boyu kendime "Benim de mi düşüncelerim olacaktı, ben de mi uykusuz kalacaktım, sessiz sedasız olacaktım böyle?" diyorum.  Yoo. İnan deniyorum. Onunla ilgilenmemeyi deniyorum. Kendimi işe kaptırıp aşırı çalışıyorum. Sinemaya gidiyorum. Yemek yapıyorum. Arkadaşlarımla buluşuyorum. Spora gidiyorum. Yooo... Onu aklımdan atmayı asla beceremiyorum. Gözlerimi kaçırıp vurdumduymaz göründüğüm anlarda dahi ona karşı zayıf olduğumu çok iyi biliyor. İtiraf etmeliyim ki haklı. Konuşmasına gerek yok. Her defasında değişen  dış görünümüyle, o asil duruşuyla, sakinliğiyle beni büyülemeyi beceriyor. Benim için hayatın özeti, oymuş gibi geliyor. Karşısında ezilip büzülüyorum. Acıyor mu acaba bana, inan bilmiyorum. Bildiğim... Onu nerede görsem, dayanamayıp uzattığı elini sıkıca tutuyorum. Dokunuyorum. Burnumu gövdesine dayayıp kokusunu içime çekiyorum. Her sayfasını  tüm merakımla doya doya okuyorum. Vurdun kanıma girdin kitap, itirazım var! Sensiz yapamıyorum.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Böyle Kazanılır Mı Ekmek Parası?


.....................
Fırtınalı bir kış oldu ertesi yıl.
Aynı yılın teşrininde
Üç arkadaş Zonguldak’a indiler
Şurdan şu tarafa tut
bütün deniz.
Girdi ocağa.
Kanununda aynı yılın,
bir sabahtı
Şentürk’ü kömürün altından çıkardılar
kan içinde yüzü gözü
elleri simsiyahtı.
Bir beyaz karyolada
hayata veda etti.
  NAZIM HİKMET




Öyle insanlar gördüm ki
Ölüm peşlerine düşmeye korkardı….
Kazmaları kürekleri lâmbalarıyla
Ya insanlar gibi toprağın üstünde
Ya köstebekler gibi toprağın altındaydılar
Bir düdük sesinde bütün şehir ayaktaydı.
İLHAN BERK



siyah akar zonguldağın deresi
yüz karası değil, kömür karası
böyle kazanılır ekmek parası
ORHAN VELİ KANIK



NOT: Fotoğraflar  sanayi işçileri ve göçmenlerin fotoğraflarını çeken sanatçı Lewis Wickes Hine'a aittir. 


04.07.2011