füruzan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
füruzan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Eli Çenesinde Yazarlar


 
 
 

1- Reşat Ekrem Koçu
2- Orhan Pamuk
3-Adalet Ağaoğlu
4-Füruzan
5-Haydar Ergülen
6-İsmet Özel
7-Sema Kaygusuz
8-Ece Temelkuran
9-Ahmet Arif
10-Murat Menteş
11-Latife Tekin
12-Perihan Mağden
13-Halil Gökhan
14-Nazım Hikmet Ran
15-Elif Şafak
16-Şebnem İşigüzel
17-Murathan Mungan

19 Haziran 2015 Cuma

Sevdiğim Güzel Yazarlar


 
 
 
 


1-  Halide Edip Adıvar (1882-1964)
2- Şükûfe Nihal (1896-1973)
3- Suat Derviş (1903-1972)
4- Cahit Uçuk (1911-2004)
5- Adalet Ağaoğlu (1923-)
6- Nezihe Meriç (1925-2009)
7- Sevim Burak (1931-1983)
8- Füruzan (1932-) 
9- Sevgi Soysal (1936-1976)
10- Tomris Uyar (1941-2003)
11-  Tezer Özlü (1943-1986)
12- Duygu Asena (1946-2006)
13-Buket Uzuner (1955-)
14-Nazan Bekiroğlu (1957-) 
15-Latife Tekin (1957-)
16-Perihan Mağden (1960-)
17-Elif Şafak (1971-)
18- Şebnem İşigüzel (1973- )
19-Ece Temelkuran (1973-)
20-Sema Kaygusuz (1972-)
21-Şule Gürbüz (1974-)


28 Ekim 2011 Cuma

Füruzan - Parasız Yatılı Adlı Kitabındaki Öykülerin Son Cümleleri


Sabah Eskimişliğin
Caddeler kalabalıklaşıyor, peki yaz geldiğinde gene eski mi olacağız böyle...

Özgürlük Atları
Gidiyor musunuz? Güle güle. Kapıyı iyice kapatın. Sizden üşüdüm...

Münip Bey'in Günlüğü
25 Nisan. Güneşli bir hava. Ama neye yarar?


Taşralı
Hemen bir kekik kokusu uydurdum uzaktan gelen. Sonra da ağlayacağım.

Piyano Çalabilmek
- Sen de beni sevmiyorsun, dedi annem, ben talihsiz bir kadınım.

Nehir
Taa ötelerde, dağ kitlelerinin orada soğukları kuzeye götüren bulutlar geçiyordu.
 

Su Ustası Miraç
Hanım arayı geçti. Oymalı tahta kapıyı kapadı.


İskele Parklarında
Hava, ne de olsa serinliyordu gün batarken. Genç kadının dediği gibi, ağustosun on beşi yazsa onbeşi kıştı.

Edirne Köprüleri
Şimdi gülüyordu. Gülmesi duyarlığını, gerçekliğini kazanmıştı. 
 

Parasız Yatılı
Çocuk, dönemeçte arkasına baktı. Dış kapıda annesi yağmurun altında gülümseyerek duruyordu.


Yaz Geldi 
Akşamsefalarının kokusu öylesine yoğunlaşmıştı ki, sıcak daha artıyordu gün geceye geçerken.


Haraç
Lodos ince bir yele dönmüştü dışarıda...


27 Ekim 2011 Perşembe

Sinemada Oynadığım Farzetme Oyunum 7 - Nesibe


Eski huyumdur. Çocukluğumdan beri  insanları seyretmeyi severim.  Bu huyum sayesinde can sıkıntısı diye bir şey bilmem. Aynı bir sinema perdesine bakar gibi mütemadiyen insanları seyredebilirim. Kim olduklarını, neler düşündüklerini tahmin etmeye girişmek hoşuma gider. Özellikle sinemaya gittiğimde oynadığım farzetme oyunum vardır. Film başlamadan önce, sinemanın loşluğunda kendilerini oturdukları koltuğa rahatça bırakan seyircileri belli etmeden seyrederim. İnsanların suretlerinde kitaplarda okuyup hafızamın kuytu çekmecelerine kendiliğinden yerleşmiş irili ufaklı roman kahramanlarının izlerini  sürerim. Bu benim için anlatılmaz heyecan verici bir oyundur. İnsanların görüntülerinden çok iç dünyalarını görmek, duygularına erişmek isterim. Sinemanın o efsunlu loşluğunda etrafıma bakınırım. Bu insanların kim bilir ne sırları, ne korkuları, ne huzursuzlukları vardır diye aklımdan geçiririm.  


Bu ay Filmekimi için Beyoğlu'na gittiğimde,  Emek Sineması'ının  girişindeki film afişlerine bakan kız gözüme ilişti. Onaltı - onyedi yaşlarındaydı. Güzel ütülenmiş ak bluzu, renkli karelerle bezeli eteği, sıkı taranıp atkuyruğu bağlanmış saçlarıyla, daha çok babasını ya da ağabeysini bekleyen iyi bir aile kızı  görünümü veriyordu. Yanağındaki kırmızılığı  eliyle kapatmaya çalıştığını anladığım an, onun Füruzan'ın Benim Sinemalarım adlı öyküsündeki Nesibe olduğunu farzettim. Ailesi yoksuldu. Okuyamamış, Beyoğlu'nda bir dükkanda çalışmaya başlamıştı. Sinemayı çok sevdiğini hayal ettim. Kendi yaşadığı mahalleyi, evi beğenmiyordu. Sinemada seyrettiği yerlere gitmek, filmlerdeki hayatları yaşamak istiyordu. Sevdiği genç denizciydi. Onunla birlikte Mısır'a, Afrika'ya gidebileceğini düşünmekten mutluluk duyuyordu. Filmlerdeki hayatları kendi hayatında  gerçekleştiremeyince öfkeli ve hırçın olmuştu. Ne yazık ki varoşlarda yaşayan kızları şehir hayatının cazibesi etkiliyordu. İstedikleri hayatı yaşamaya kalktıklarında bunu bedenleriyle ödemek durumunda kalabiliyorlardı. Nesibe annesi ve babasıyla yaşıyordu. Annesi namuslu görünse de iki yüzlü bir kadındı. Para gelecek diye kızın yaşlı erkeklerle gezindiğini bildiği halde ses çıkarmıyordu. Ama genç bir erkek arkadaşı olmasından rahatsızlık duyuyordu. Annesi kocasına  bu genç çocuğu söylecekti. Babası o gece kızı fena halde dövecekti. Acaba kızın örtmeye çalıştığı yanağındaki kırmızılık, babasından korunamadığı ilk tokatın kabarıklığı mıydı? 

 
Saçındaki gevşemeye yüz tutan tokasını sıkıladı.  Bakışlarıyla caddeyi taradı. Bakmasını direnerek sürdürdü. Filmin başlama saati gelmişti. Önümsıra sinemaya yürüdü. Kederli gözlerle etrafına bakındı. Çantasından mendilini çıkardı. Dünyanın en önemli işini yapıyormuş gibi elindeki mendile baktı. Tükürüp ıslattı, yanağında katılaştığını düşündüğüm acının üstüne bastırdı. Biletçinin gösterdiği koltuğa oturdum. Tam o anda sinemanın  ışıkları karardı. Film başladı.  Ben "Nesibe" olduğunu farzettiğim genç kızı unuttum. Beyaz perdenin  o muazzam illüzyonuyla usulca filmin mecrasına  aktım.

   
NOT:  Füruzan'ın Benim Sinemalarım adlı öyküsündeki bazı cümleleri  bu yazıya alıntıladım.