ismet özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ismet özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Eli Çenesinde Yazarlar


 
 
 

1- Reşat Ekrem Koçu
2- Orhan Pamuk
3-Adalet Ağaoğlu
4-Füruzan
5-Haydar Ergülen
6-İsmet Özel
7-Sema Kaygusuz
8-Ece Temelkuran
9-Ahmet Arif
10-Murat Menteş
11-Latife Tekin
12-Perihan Mağden
13-Halil Gökhan
14-Nazım Hikmet Ran
15-Elif Şafak
16-Şebnem İşigüzel
17-Murathan Mungan

23 Haziran 2015 Salı

Sakallarını Değirmende Ağartmayan Yazarlar...


 

 
 

1- Şehy Galip  (1757-1789)
2- Halit Ziya Uşaklıgil (1866-1945)

3-Cahit Zarifoğlu (1940-1987)

4-Murat Belge (1943- )
5-İsmet Özel (1944- ) 

6-Enis Batur (1952- )
7-İlhami Algör (1955-)

8-Haydar Ergülen (1956- )
9-Ercan Kesal (1959- ) 

10-İhsan Oktay Anar (1960- )
 11-Ahmet Ümit (1960-)

12- Metin Üstündağ (1961- ) 
13-Atilla Atalay (1963- ) 

14-Aşkın Güngör (1972-)
15-Ege Görgün (1972-)

16-Murat Menteş (1974- )
17-Hakan Bıçakçı (1974- ) 



12 Nisan 2015 Pazar

27 Haziran 2013 Perşembe

Farkederiz Üstümüzde Bir Çentik Hangi Mevsimden Acaba...


Mevsimlerin bizim âşıklarımız olduklarını bilmezdim
Bizi duysunlar diye doluyorlarmış meğer etrafımıza
      Koynumuzdan her geçişinde kendine yol edermiş bir mevsim
Ve gelirmiş sargımız kalkıverince uyarak çağrımıza.






Ruhu saran zevklerden sözaçtı da nice yıldır nice insan
Kimseler anlatmadı sargıların kaldırıldığı zamanı
Söylenmedi çıplak kaldı mı ruh neydi hemen rengi koyultan
Neydi öperken akıtır öpülürken pıhtı kılardı kanı 

  



 Özlenen bir pişmanlık diye tarif ederler aşkı sorarsak
Ve her sevilen nobran biraz her mevsim severken birer zorba
Çözülür tirleşir çatık ten sonra tekrar toparlanıcak
Farkederiz üstümüzde bir çentik hangi mevsimden acaba  





 Herşey bir soruyu katederkenki hayatımız kadar ürkek
Taze şarap herbirimiz son korkusuna garkolmaya teşne
Köhneleşmekten kaçarken güç ararız kahverengi ve erkek
Böyle kalır bir güz lekesi yükü artan göklerden kinâye 






Yani hataya önceye ait önce öbür yüz öpülecekti
Öbür gölden içecektik kaplamasaydı çabuk sineyi kış
Üşüdük terkedilmekten utandık ruh kendini içe çekti
Aldırdık aldanmak için çentik dedik oysa sadece yanlış





Koyverin matemi tasvire çengiyle köçek çullanadursun
Her yanlışı yeşeren dal fışkıran otla kapatsak n'olur
Ağlayış buldu eşin neydi adı ko bahar coşkusu olsun
Yüze vurmaz artık elem yapışır âdeme göğsünde solur

kitâbe 

  


 
Bende mevsim denilen üftâdelerin yardığı yer apaçık
Esebilsin sevgililer diyerek cân içre dünden hazırım
Korkarım kalmazsa sevişmekten bir yangılı yer ya da sıyrık
Ömrüm fenâlıklara kayıp ağulanmazsa ben ne yaparım




Şiir - Mevsimlerin İnsanlara Yaptığı Fenalıklar / İsmet Özel 
Film Kareleri - Wong Kar Wai / Aşk Zamanı

14 Ekim 2012 Pazar

24 Ocak 2012 Salı

Yeni Bir Kitabı Okumak İçin Merak Kışkırtma Vaziyetlerim.

 

Puslu bir geceydi. Uykum kaçmıştı. Kalkmıştım yatağımdan... Pencerenin yanına gitmiştim. Ellerimi  mermer pervaza, burnumu cama dayamıştım.  Karanlıkta bir süre dışarıyı seyretmiştim. Gün boyu hiç durmak bilmeyen yağmur dinmişti. Bir İsmet Özel şiiri aklıma gelmişti. Hatırlarım ama hiç bir şiiri hafızama yerleştirmeyi beceremem ya... Bilgisayarı açtım. Şiiri elimle koymuş gibi buldum. "Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir... kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa... yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa...  o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir." Ne hoş, ne mucizevi bir şiirdir. Masanın üzerinde Enis Batur'u Öldürmek adlı bir kitap duruyordu. Günlerdir bilgisayarımın gölgesinde  demleniyordu. Henüz okumamıştım. Yazarı İsmail Pelit'ti. Tanımıyordum. Kitabı Enis Batur'la ilgiliydi ya ne anlattığını merak ediyordum. Ben Enis Batur'cu biriyim. Beni zorluyacağını bilsem bile Enis Batur'un  kitaplarını severim. Enis Batur'un külliyatıyla  ilgili elime geçen her kitabı okurum. Bu kitabı Enis Batur değil bir okuru İsmail Pelit  yazmıştı.  Bir okur, sevdiği yazarı neden ölürmek ister peki?  İsmail Pelit, Enis Batur'un o kendine has şiirlerini okumuştu da, "Anlam şairin karnında" diye bir söz vardır ya... Acaba şairin şiirlerini anlamak maksadıyla karnına bir bıçak saplamakta mı sakınca görmemişti? Oscar Wilde dememiş miydi? "herkes öldürebilir sevdiğini... kimi bir bakışıyla yapar bunu...  kimi dalkavukça sözlerle...  korkaklar öpücük ile öldürür... yürekliler kılıç darbeleriyle” İsmet Pelit kelimelerle öldürmeye niyetlenmişti belki.


Masanın yanındaki kitaplığa uzandım. Enis Batur'un Hâneberduş adlı kitabını elime aldım. 55. sayfasındaki Ölümlülük Üzerine Bir Deneme adlı yazısını okumaya başladım. Enis Batur yazısına "Hayatımın geniş bölümü ölüm korkusu içinde geçti." diye başlıyordu. İlk paragrafı "Ölümü düşünmeden geçirdiğim gün neredeyse yoktur." diye bitiriyordu. Belli bir yaş eşiği aşıldığında hastalık korkusu çıkagelir ya... Enis Batur'a da aynısı mıhlanmış olabilir mi? Sonra ölüm çeşitlerini sıralıyor... "Kazada, doğal afetle ölebilirim" diyor... Sonra dikkatini çekerim, şöyle devam ediyor... "Biri(leri) tarafından öldürülebilirim." Şaşırtıcı... Okuru İsmail Pelit, Enis Batur'un bu korkusunu bilmiş miydi? Acaba Enis Batur'u Öldürmek adlı kitabında ne anlatmak istemişti? Gecenin puslu saatinde aklımdan bunları geçiriyorum. Çünkü bir kitabı okumadan önce merakımı iyice iştahlandırmak hevesi güdüyorum. Kitap kapağına bakıyorum.  "Acaba kitabının ismini yazarken Batur'un a'sının, Öldürmek'in e sinin altını neden çizmiş?" diye düşünüyorum. Enis Batur yazısının devamında "Doğduğunda öleceğini bilmez insan; "ölüm" öğrendiği kaçıncı kelime olur, "fikir"le kaç yaşında tanışır, ergeç ölüm gerçekliğine toslar." diyor. "Ölümlü Dünya" tamlamasına bayılıyor Enis Batur. "Ölümlü İnsan, hayatın kendisiyle sınırlı olduğunu fütursuzca ilân ediyor o arabesk ifadede: Ben yoksam, olmayacaksam artık Dünya'da, Kosmoz da sırra kadem basar." diyor. Enis Batur'un Hâneberduş adlı kitabındaki Ölümsüzlük Üzerine Deneme adlı yazısına geçiyorum. Fan Sendromunu yazdığı cümlelelerinde geziniyorum. Hiçbir tanışıklık  olmadığı halde bir ölümün arkasından kitlenin cinnetli yası. Sevdiği bir yazarın, şarkıcının, düşünürün öldüğünü kabullenmeyen, bir tek gün çıplak gözle görmedikleri birinin anısını yaşatmayı hayatlarının tek amacına dönüştürebilen insanlar... Enis Batur, bir insanın tek yaşama gerekçesinin bir başka insanın varolmasıyla ilinti olması ne kadar marazi bulunuyorsa, bir insanın yaşamını sürdürmeme gerekçesinin bir başkasının yok olması'na bağlanması farklı bir koşul diyor. Enis Batur'un yazdıkları, okuru İsmail Pelit'in yazdığı Enis Batur'u Öldürmek adlı kitabı okumam için beni kışkırtıyor. İlgimi öldürmüyor. Bilakis diri tutuyor. Kitabı açıyorum. Enis Batur'un "in memoriam a.t" adlı şiiriyle başlıyor... "alıştırmıştık ölümüne kendimizi... nasıl alışabilirdi ölüme... bunu henüz bilmiyorduk belki... ama bir ses "yakın" diyordu içimizde... sonra gazeteyi açıp bir sabah öğrenecektik-... olması beklenen olmuştu..." Kitabın kapağını kapattım. Yerimden usulca kalktım. Ellerimi mermer pervaza, yüzümü cama dayadım. Dışarıyı seyrettim. Gün ağarmak üzereydi. Yağmur dinmişti. Sokak lambası ışığı altındaki yol, billûr bir kadeh görünümündeydi. O an Enis Batur'u unuttum. Nasılsa hafızamda kalan, iki dizeyi okudum... "yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa...  o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir."

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Ben Şehrimi Çok Seviyorum.



Genelde canıtez, aceleci ve sabırsız  biriyim. Ayrıca hevesler konusunda fazlaca iştahlı ve meraklı bir bünyem olduğu söyleyebilirim. Duygularımı ve akabinde tabiyatıyla davranışlarımı abarttığım konusunda şöhret sahibi olduğumu da açıkca itiraf edebilirim. Ama sana bir şey söyleyeyim mi ölümlü olduğumuz bilincine vardığımdan beri hüzün içsesim olmuştur benim.  Hayat bana  karamizah gibi gelir. Doğru.  Her işimi aceleye getirebilirim. Sabırsız hâllerim çoktur. Ama şu ölümlü dünyada bana mutluluk verecek hiçbir şeyi geçiştirmek istemem. Asla aceleye getirmem. Sevdiğim hiç bir şeyi hızla tüketmeyi sevmem. Niye yazıyorum bunları biliyor musun? Bugün 3. Kocaeli Kitap Fuarı başladı. Cumartesi etkinlikleri işte burada yazıyor. Onlarca konferanslar, paneller, söyleşiler, imza programları var. Şimdi sen benim o konferans senin bu panel benim, o söyleşi senin  bu imza programı benim aceleyle koşuşturacağımı sanıyorsun  öyle değil mi? Yanılıyorsun. Bugün önce Ahmet Ümit'in söyleşisine gireceğim. Sonrasında  saati denk gelirse İsmet Özel'i dinleyeceğim. O kadar.  Kitap satın almam bugün. Sadece kitapların arasında usul usul dolanmak istiyorum. Önümde daha yedi gün var. Hiç acele etmeye niyetim yok.  Ben şehrimi çok seviyorum. Kitap okumayı da kitabı bir nesne olarak seyretmeyi de çok seviyorum. Keyif benim değil mi? Şehrimde yılda bir kez olan kitap fuarının keyfini hiç aceleye getirmeden, bıkmadan usanmadan sonuna kadar süreceğim. Şimdi hazırlanmalıyım. Az sonra buram buram kitap kokusunu içime doya doya çekeceğim. Bana bu mutluluğu yaşatan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkililerine çok teşekkür ederim.