Az önce kahve molası verdim. Geçen hafta İstanbul'a gitmiştim. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler
Festivali' nin ilk kez takipçisi olmuştum. Bu kez gece seanslarına bilet almıştım. Şimdi ben... O akşam yaşadığım İstanbul'u anlatmak istiyordum. Vapurla boğazdan geçerken Şubat yağmurlarıyla yıkanmakta olan yedi tepenin üzerlerinde göz ısıran gökdelenlerin yarattığı iç sıkıntısını, insanların vapurda, metroda, otobüste gülmeyen yüzlerini, Boğazkesen'in yokuşundan tırmanırken yasak gözlerimle seyredip hayale daldığım yıkık dökük eski, kimsesiz Beyoğlu binalarını anlatacaktım... Hafıza tuhaf kutu. Tam bu tatta bir yazıya girişecekken, Cem Karaca'nın bir şiiri gelip yüreğime oturdu.. "Dur!" dedim. Bırak kaynasın kahvenin suyu." Bıraktım... Rahmetle anarak, Cem Karaca'yı dinlemeye başladım...
Dur! bırak kaynasın kahvenin suyu,
Bana İstanbul'u anlat nasıldı? Bana boğazı anlat nasıldı? Haziran titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı Yıkanmış, kurunurmuydu yine o yedi tepe Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle İnsanlar gülüyordu de Trende, vapurda, otobüste, Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle. Hep kahır, hep kahır, hep kahır Bıktım be... Dur! bırak, kalsın, açma televizyonu Bana istanbulu anlat nasıldı? Şehirlerin şehrini anlat nasıldı? Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp Köprüler, sarayburnu, minareler ve halice öv Diyiverdin mi bir merhaba, gizlice İnsanlar gülüyordu de Trende, vapurda, otobüste Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle. Hep kahır, hep kahır, hep kahır Bıktım be... Dur! bırak, kımıldama, kal biraz öylece n'olur Kokun istanbul gibidir, gözlerin istanbul gecesi Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım Gökkubbenin altında ordada beraber Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali Hasretinin çölünde sanki bir pınar gibi İnsanlar gülüyordu de Trende, vapurda, otobüste Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle. Hep kahır, hep kahır, hep kahır Bıktım be... |
Cem Karaca
not: resim - http://www.boxinaboxidea.com/?module=post&id=127'dan
|