hiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2015 Çarşamba

"Vay! Sen Varsın Ha, Sahiden Var Mısın?"



"Artık ben öyle bir ruh oldum ki, benim için uzak, yakın, görünen, görünmeyen diye bir şey kalmadı. Madde alemi benim emrime mahkum, mana alemi irademin esiri. Böyle olmasına rağmen ben yine de açım. Ruhum kendisini doyuracak gıdayı henüz bulamadı. Arıyorum... Arıyorum... Neyi diyeceksin. Hiçi!"

(Filibeli Ahmet Hilmi'nin A'mâk-ı Hayal adlı kitabından)



12 Aralık 2011 Pazartesi

Abartıyor Görünsem Bile İçime İyice Belletmeliyim Ki Ben... Ben...



Hafta sonu arkadaşlarımla Konya'ya, Şeb i Aruz törenine gittim. Dönüşte Hayal Kahvem'e yazdığım son yazıya göz gezdirdim. Allahım, inanamıyorum kendime... Gider ayak nasıl afralı tafralı bir yazı döşenmişim! Bir bünye nasıl bu kadar mübalağacı olur böyle? Güya kalbim bana "git" demiş. Belki de birileri, "ne olursan ol gel" demiş olabilirlermiş. Aklımsıra esrarengiz bir yolculuğa çıkıyormuşum... Veee acaba dönüşüm nasıl olacakmış? Bilmiyormuşum.  Vay canına sayın seyirciler! Peki, bencileyin birinin, kenarları dantelli böyle eften püften sözlerine kim inanır? Biliyorum, kimse inanmıyordur bana... İyi ama ne yapabilirim?

Saatlerdir oturdum, bir şeyler yazmak için nasıl çabalıyorum anlatamam. Yok, başka türlüsünü asla beceremiyorum. Bir cümleye başlıyorum tamam mı? Sonunu getirmeden yazdığım cümleyi hoop diye siliyorum. Niye? Çünkü Mevlana ne demiş biliyor musun?  "Dün geçti gitti; dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek lâzım." İşte bu sözü öğrendiğimden beri artık bambaşka şeyler yazmak istiyorum. 

Yazacağım yazmasına, hayallerimden vazgeçemiyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü hayalcimeşrepli biriyim ben. Yeni bir şeyler söylemek hevesine kapılsam bile, mümkün olmuyor hayal etmeden durabilmem. Mevlana ne diyor? "Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol." Öyleyse abartıyormuşum gibi anlaşılacağımı ya da tuhaf görüleceğimi bilsem bile, olduğum gibi görünmekten vazgeçmek istemiyorum. 

İşte itiraf ediyorum. Tüm yazdıklarım gerçek. Ben uzak bir yere gidiyorsam eğer.... Sahiden ya kalbimin "git" dediğine ya da  hayali bir davet aldığıma inanıyorum. Sakın sorma bana, neden böyle olduğumu inan bilemiyorum. Hah işte... Bak ne demiş Mevlana... "Gönül, ne tarafı işaret ederse, duygu da eteklerini toplayıp o tarafa gider." Of, çok şükür!... Tam ruhuma denk düşen, tam bencileyin sözler... Aynen böyle... 

Eğer gönlüm bir tarafı işaret ederse, elimde değil inanın... Duygularım da  eteklerini toplayıp tıpış tıpış  o tarafa gidiyor. İster inanın ister inanma gönlüm şu anda ne tarafı işaret ediyor biliyor musun? Odanın ortasını... Hissediyorum. Duygularım çooktan eteklerini topladı gönlümün işaret ettiği yere yöneliyor. Az sonra sağ elimi gökyüzüne sol elimi yere çevirerek açacağım. Bir mevlevi dervişi misali, kendimi dünyadan soyutlayıp dönmeye başlayacağım. Vee dönerken dönerken... Biteviye içime Mevlana'nın sözünü tekrarlayacağım... 

"Âlemde benim adımı hiç duymadın mı sen? Ben hiç olan biriyim, hiçim, hiç."  Bir süre sonra iki elimi göğsüme kapatacağım. Sol ayak parmaklarımın üzerine sağ ayağımı koyacağım. Ayakta  Elif harfi gibi duracağım.  "Şu karmaşık dünyada kimiz biz? Elif gibiyiz, Elif'in kendiliğinden nesi var? Hiç, hiç." İçime iyice belletmeliyim. İyice bilmeliyim. Hiçim ben. Hiçim. Hiç.