kaplan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaplan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Bilmemek Değil Öğrenmemek Ayıptır Bizim Köyde

 
 

Profesör Alice Roberts'in üç bölümlük  İnsanın Kökenleri'ni seyrederken,  "Canlılar arasında gözlerinin beyazı görünen sadece insanlardır." tadında bir cümle sarfetmişti. Tüm cehaletimle, koskoca profesöre inanmadım. Hayvan gözlerini gugılladım. İnanamadım. Haklıymış. Şaşakaldım:)


25 Ocak 2016 Pazartesi

Kahve Molası - İçimdeki Uçuruma Yolculuk

 
Bazan kendimi  hatırladığım masaldaki o kadın gibi hissediyorum.  Vahşi bir ormanın içindeyim.  Azılı kaplanlar kovalıyor beni... Saatlerdir koşuyorum. O kadar yorulmuşum ki, tüm bedenim ter içinde kalmış. Saçlarım yapış yapış.  Yüreğimin gümbürtüsü boğazımda düğümleniyor. Nefesim ha kesildi ha kesilecek diye korkuyorum. Gene de içimdeki umut yok olmamış. Kurtulacağım diye koşmaya devam ediyorum.

Olamaz! Yol bitti. Arkamda kaplanlar... Önümde ise kocaman uçurum var. İki elimi gökyüzüne kaldırıyorum. "Allahım! Şimdi ne yapacağım?" diye dertleniyorum. Endişeyle arkaya dönüyorum. Kaplanlar deli gibi üzerime doğru geliyor. Nasıl kurtulacağım diye etrafıma bakıyorum. Hey! Yaşasın!.. Uçurumun dibine doğru uzanan bir ağaç kökü görüyorum. Hemen ağaç köküne tutunup aşağıya doğru atlıyorum. Tam o anda kaplanlar uçurumun kenarına ulaşıyorlar. Beni yakalayamadıkları için öfkeyle kükrüyorlar. Kükreme sesinden yer gök inliyor. Kurtulduğum için seviniyorum. 

Bi dakika... Uçurumun altından gelen bu tıslama sesleri de ne? İyice bakıyorum. Gördüğüm yeşil çimenlerin aslında binlerce yeşil yılan olduklarını anlıyorum. Tüm zemin onlarla kaplı. Yılanlar beni farkediyorlar. Kafalarını dikip gözlerimin içine içine bakıyorlar. Gürültüyle tıslayarak ağızlarını açıyorlar. Zehirli dillerini çıkarıyorlar. Ben ise uçurumun kenarında ağaç köküne asılı halde duruyorum. Ağaç kökü kısa kaldı. Yılanlar ayaklarıma ulaşamıyorlar. Yukarıya bakıyorum... Azılı kaplanlar... Aşağıya bakıyorum... Zehirli yılanlar... "Ne yapacağım?" diye düşünüyorum.

Kemirme sesi... Bu ne? İki küçük fare tutunduğum ağaç kökünü kemirmekte! İşte şimdi bittim ben diye aklımdan geçirirken... Tam yanımda... Uçurumun yan duvarında... Taşların arasından fışkırmış iki minik yaban çileğini fark ediyorum. Tek elimle ağaç kökünü tutarken, diğer elimle çileklerden birini koparıyorum. Ağzıma atıyorum. Hımm! Nefis! Yaban çileği dilimle damağım arasında eriyor. Gözlerimi kapatıyorum. Çileğin kokusuyla lezzeti başımı döndürüyor. Dünyanın gelmişine geçmişine boşveriyorum. O anın tadını çıkarmaya koyuluyorum.