romeo ve julyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romeo ve julyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2026 Salı

Kendime Şekspir Alanı Açtım.


Arada tutar benim Şekspir krizim. Yine öyle oldu… Önce yürüyüşlerde kulaklığımda Shakespeare sohbetlerini  döndürmeye başladım. Sonra evdeki kitaplarını şöyle bir rafa yaydım. Derken filmler  işin içine girdi ve kendime kocaman bir Şekspir alanı açtım.

Batı Yakası Hikâyesi’nin Romeo ve Juliet’ten beslendiğini, Kurosawa’nın Ran filminin Kral Lear’dan, Kanlı Taç’ın ise Macbeth’in feodal Japonya uyarlanmış bir versiyonu  olduğunu keşfetmek hoşuma gitti. 


Dünyadaki haksızlıkları, bitmek bilmeyen açgözlülükleri, hırsları izlerken içim sıkıştığında Şekspir’e dönmek iyi geliyor bana. 

Çünkü Şekspir sahte umutlar vadetmiyor, insanın içindeki karanlığı da aydınlığı da çelişkileriyle gösteriyor.  Şekspir, elbette bugünü ya da  geleceği  yazmamış. Henüz psikoloji bir bilim dalı olarak doğmamışken, insan ruhunun haritasını kendi çağında çoktan çıkarmış. 

Onu okudukça anlıyorum ki, insanın zaafları, çelişkileri ve adalet arayışı çağlar boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıksa da özünde birbirine benziyor.

Şekspir, hayatın içinde sürdürmeye çalıştığım zihin ve kalp  sağlığımı koruma çabama, dört yüz yıl öteden tanıdık bir ayna tutarak eşlik ediyor. 

Dünyanın bütün haksızlıklarını düzeltemesem de insanın neden böyle davrandığını anlamaya çalışmak, kendi durduğum yeri sorgulamak iyi geliyor.