teyze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teyze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2017 Pazar

İntikam Ve Bir Arada Kalmışlığın Hikayesi

Yeğenim Emir'den, "Teyze, bugün müsaitsen sinema yapalım mı?" diye mesaj geldi. Henüz cevap vermeden, "Jackie Chan'in"...  "Adı da İntikam☺" diye devam etti.  Hemen uçtum tabii. 

Allahım yarabbim! Ne kadar ballı bir teyzeyim. Üniversite ikinci sınıfa giden bu genç adamın, akranları dururken, hoşuma gideceğini düşündüğü filmlere birlikte gitmeyi teklif etmesi şahane!.. Yeminle öyle.  Emir üniversitede  Tarih okuyor. Lakin sadece tarih okumakla kalsa iyi, adam resmen insanın içini de okuyor. Baksanıza hangi filmlere bayılacağımı nasıl iyi biliyor. Kız kardeşim aksiyon filmi hiiç sevmez. Balık burcudur. Tatlı, minnoş  bir romantiktir. Sinema öncesi buluşuruz. Hep birlikte hasbihal ederiz. Sonra kardeş vitrin bakmaca, biz Emir'le marş marş sinemaya dalmaca:)

Bi dakka ya... Harbiden, vurdulu kırdılı, aksiyon, gerilim filmlerini neden acaba bu kadar çok seviyorum? Hele o vurdulu kırdılı, aksiyon, gerilim filmi, bi de intikam filmiyse var ya... Off... Resmen kanatlanarak sinemaya gidiyorum. Niye ki? İlla insanın karakter örgütlenmesinin düzeyi ile intikam fantazisinin doğası arasında bir ilişki vardır öyle değil mi? Acaba bilinçaltımda hangi acımasız duygular gizleniyor? Ön bilincim dışarıya renk vermezken, bilinçaltım kimlere diş biliyor, kimleri affetmiyor, niye acaba teskin edilmiyor?

Bakar mısınız, intikam filmi seviyorum diye kendime ettiğime... Şimdi vaziyetimi kafama takıp, bu konuda  psikanaliz okuma yapsam falan var ya... Freud'un yazdıklarına baksam mesela... Durumumu anne memesinden mahrum bırakıldığım güne bağlayabilir.  Ya da ne bileyim? Abim ve kızkardeşim arasında... Ortanca çocuğum...  "Arada kalmışlığın hikayesini bilinçaltına kazımış olabilirsin," diyebilir. Olabilir mi? Olur mu olur valla:) 

Amaaan!.. O değil de arkadaşım, bilumum intikam filmlerini seyretmiş biri olarak oldukça donanımlıyım. Kafamı attırmayın... İcabında intikam fantazilerinin kitabını beni kızdıranın üzerine kazırım. Öyle işte!!!

Ortanca çocuk vaziyeti:) Böyle buyrunuz: BİR ARADA KALMIŞLIĞIN HİKAYESİ:) 

25 Ağustos 2013 Pazar

Ve Ali Ve Fondü Ve Ben Ve Köy Yemeği


Küçük yeğenim Ali ile karşılıklı oturduk.  Laflıyoruz. Bir ara  ona doğru eğildim...

- Ali'cim daha önce buraya gelmiş miydin bilmem? Laf aramızda kahvesi ve çikolatası  sahiden şahanedir.  Ben Türk kahvesi içeceğim. Sana limonata, çörek, börek, dondurma  ne söyleyeyim? dedim.

Bir an duraksadı. Sonra en kendi haliyle:
- Teyze, ben fondü yiyebilir miyim? dedi.

Duraksama sırası bendeydi. En teyze tavrımla gözlerine baktım.  Kendisine bişi demedim. Sadece, "Vay canına sayın seyirciler! Köyde yaşayan bacak kadar çocuk, İsviçre-Fransa ortak yapımı  fondüyü nasıl da biliyor." diye içimden geçirdim.  Renk vermedim.

- Daha önce fondü yemiş miydin? diye sordum.

Tatlı tatlı tebessüm etti.  Samimiyetle...

- Evet, yedim. Çok severim, dedi. 

Enseyi karartmaya gerek yoktu. Bildiğim kadarıyla fondü kelimesi, Fransızca fondre yani eritmek kelimesinden türetilmişti. İsviçre Alpleri'nde, soğuk kış günlerinde izole şekilde yaşayan, taze yiyeceği kalmayan İsviçre'nin köylüsü, açlığını gidermek için peynir ve bayat ekmekten lezzetli ve mütevazı bir yemek icat etmişler. Toprak kaba koydukları peyniri alttan mumla ısıtarak eritiyorlar ve sonra bayat ekmeği içine bana bana yiyiyorlar. Bu kadar... Ali'nin istediği bunun çikolata ile yapılmış olanıydı işte... Setin altına gene mum yakılıyor. Eritilmiş çikolata bitene kadar hep sıcak tutuluyor. Yanında muz ya da çilek varsa...  Hımm... Çikolataya bana bana yeniyor. Aldırmamalıydım alafranga, lüks, sosyete havası olmasına... Fondü resmen bir köy yiyeceğiydi. Böyle düşünmek nedense hoşuma gitti. 

- Ali, iki çatal istesem. Türk kahvemin yanında, arada senin föndüden ben de yesem, ne dersin? diye sordum. 

Yeminle, bir an bile  tereddüt etmedi.
- Tabii teyze tabiii.... Birlikte bandıra bandıra yeriz, dedi.

İlkokul ikinci sınıfa geçmiş birine, ayan beyan hislerimi belli edemedim. "Asıl  ben seni bandıra bandıra yerim." diye içimden geçirdim ama diyemedim.

Uzanıp elini tuttum.  Avucuna usulca bir öpücük kondurdum.  Fısıldayarak "Çok naziksiniz genç adam." dedim.

Hahha... Kızardı mı ne?  Bilmem.

Bildiğim...  Güldü. Güldüm. Güldük biz.