20 Ağustos 2026 Perşembe

İzmit'te "Seramik Pano Dedektifliği" Günlerim:) - 2

 


Vaziyetimi hayal eder misiniz?

Bulduğum ilk seramik panonun heyecanı hâlâ içimde, yüreğim pırpır ediyor. Arabamı park edip yürüyüş yoluna çıkmışım, gözlerim radar gibi binaları tarıyor. Fakat o ne? Tabela... Tabela... Tabela... 
Binaların cepheleri o kadar feci tabela yoğunluğuyla sarılmış ki, göz yoruyor, ruh boğuyor, baktıkça üzülüyorum.

Demek bu çirkinliğe gözüm alışmış, diyorum kendi kendime... Önünden geçtiğim, aceleyle adımladığım şehrin kalbi diyebileceğim caddelerin sağlı sollu binaları, mağazaların devasa indirim yazılarıyla, irili ufaklı biçimsiz tabelalarla dolmuş. Sadece zemin değil, bütün katlar tabelalarla, vitrinlerle istila edilmiş durumda. Şimdi gözümü diktim ya binalara, şehrin durumu içimi acıtıyor.

Tam başımı  kaldırıp tekrar binalara bakınca, kargaşanın ortasında  su gibi akan  o güzelliği gördüm.


Gri, yorgun betonun göğsüne yukarıdan aşağıya doğru işlenmişti. Minik halkalardan, düğmelerden, şeritlerden oluşan bu seramik pano,  topraktan süzülüp gelen naif ve şiirsel bir dize gibiydi.  Ne kadar ballıydım. O kaosun içinde hem şehrin hem benim ruhumu yumuşatan bir can simidiymiş gibi hissettim.

Durur muyum? Hemen binaya girdim. Bina görevlisiyle  görüştüm. Binanın sahibinin adını ve telefon numarasını buldum. (Bu detaylara girmeyeyim sahiden ayrı bir dedektiflik hikayesi:)

Ve...  Telefon ettim... Muazzam bir sürpriz beni bekliyordu:

Gelinlikçiler, iç giyim mağazaları, güzellik salonları ve tabelalar  neredeyse tüm cephesini istila etmiş durumda olan bu binaların ortasında,  bir sanatçının el emeği ve  elbette şehrin asıl kimliği, hafızası, estetik bilinci olan bu zarif seramik panoyu kim yapmış bilin bakalım?

Semra Uğur!

Hay canına sayın seyirciler! 

Asıl macera  şimdi başlıyordu. Kimdi  Semra Uğur? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder