"...hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi."
b.b
Çocukken büyükannemin tembihlerinden biriydi. Sakız çiğnemeyi severdim. "Çok tehlikeli. Nefes boruna kaçıverir. Yatarken mutlaka çıkar." derdi. Büyükannemin tembihlerini mıh gibi aklımda tutuyorum.
Dün gece tam uykuya geçiyordum. Dalarken sakızı ağzımdan çıkardığımı biliyorum. Nereye koydum acaba? Hatırlamıyorum.
Sabah saçımı tararken elime geldi. Saçıma yapışmış. Çıkarmaya uğraştım. Beceremedim. "Buz ya da limon." dedim. Önce limon sıktım. Sakızda değişiklik olmadı. Azıcığını bir tutam saçla birlikte çekip kopardım. Canım yandı. Limonu feryatla çöpe attım.
Buzdolabından bir parça buz aldım. Sakızı buz ile ovaladım. İçim ürperiyordu. Eriyen buz saçımdan boynuma damlıyordu. Sakıza asıldım. Bir tutam saçım daha koptu. Acıdı. Gözlerimden yaş gelmeye başladı.
"Böyle olmayacak." dedim. Çekmeceden makası aldım. Sakızın yapıştığı yerdeki saçımı kestim.
O anda Barış Bıçakçı'nın bir öyküsü aklıma geldi. Gülümsedim. "Bu dağlar kömürdendir, geçen gün ömürdendir." türküsünü mırıldanmaya başladım.
