12 Ocak 2023 Perşembe
Var Mı Söyle?
6 Kasım 2021 Cumartesi
Kitap Okumak İçin İlham Yakalamak:)
İki sevdiğim kadın konuşuyor.
İki profesör. Memleketimin iki şahane akademisyeni. Prof. Dr. Meltem Gürle ve Prof. Dr. Seval Şahin, Günün ve Güncelin Edebiyatı adlı podcastte, James Joyce'nin Ulysses'inden söz ediyorlar.
Armağan Ekici çevirisi Ullysses yıllardır kitaplığımda duruyor. Çok zaman göz göze geliyoruz. Devasa duruşunu gördüğüm an, hoop kaçıyorum. Başka bir kitabı elime alıyorum. Dile kolay tam 750 sayfa... Korkuyorum!
Kitap üzerinde öyle çıtır çıtır muhabbet ediyorlar ki, heyy ikna olmaya başlıyorum galiba, diye aklımdan geçirdim. Sonra kitaba baktım. Kıpkırmızı ejder gibi görünüyor. Hey! Hissettim, artık korkutucu değil. Resmen, oku beni, diyor. Ben bunları düşünürken, Seval Şahin,
-Bu metni okumak için bir ilham olsa ne güzel olur öyle değil mi, dedi.
Yeminle yerimden zıpladım. Acaba benim için mi, söyledi? Ardından Meltem Gürle;
- Ben Ulysses'in müstakbel okuyucularına buradan bir mesaj göndermek istiyorum, demesin mi? Bayıldım. Kulaklarımı iyice açtım.
Dedi ki;
- Bu, evet zor bir metin. Ama sizi korkutmasın. Bir taraftan da kesinlikle her emeğinizin karşılığını kat be kat verecek, çok eğlenceli bir metin. Yani Ulysses bir komik kitap olarak da okunabilir. Ve çok sevilebilir. Dolayısıyla gözünüz korkmasın, lütfen Ulysses alın. Okumaya başlayın.
Durur muyum? İlhamımı yakaladım. Hemen okumaya başladım. 😅
12 Aralık 2016 Pazartesi
Şşşth! Kimse Duymasın- 29-
sanki hiçbirini bilmiyormuşum gibi,
sanki hayali biri göndermiş gibi,
15 Ekim 2012 Pazartesi
Keşke - 4 - Meltem Gürle Keşke Sadece Deneme Yazmasa, Öykü De Yazsa.
"Malatya’da komşularını yakmaya kalkanların yüreğinde cehennem korkusu var mıdır bilmem. Ama onlara Pir Sultan Abdal’ın bu sözlerini hatırlatmak isterim.
"Hayatta ne çok şeyin biz fark etmeden kendiliğinden olup bittiğini düşündüm. Kimi felaketler gerçekleşmeden dağılıp yok olduğu gibi, bazı güzellikler de biz onları göremeden önümüzden geçip gidiyorlardı.
Senelerce yan sokakta oturup hiç tanışmadan yaşadığımız insanlar. Bunların arasında tanışsak belki çok seveceğimiz bazıları. Okulda aynı sıraları paylaşıp hiç yüz vermediklerimiz. Bir nedenle dikkatimizden kaçanlar. Belki de başka bir yöne baktığımız için görmediklerimiz.
Biz onları yakalayıp tutamadan yok olup giden olasılıklar. Hepsi küçücük detaylara gömülü. Çoğu kaçırılmış olan. Binilmemiş bir otobüste, girilememiş bir derste, gidilmemiş bir arkadaş toplantısında bizi uzun uzun beklemiş, sonra solup gitmiş fırsatlar.
Ya da dibimize kadar gelip bize dokunmadan geçmiş felaketler. Uzun sürmüş ama sonunda atlatılmış bir hastalık. Biz geçtikten hemen sonra düşen bir tuğla, çatıdan sarkan bir buz parçası ya da çürüyüp içi boşalmış bir ağaç dalı. Anlık kararlarda gizlenen kurtuluşlar. “O sabah işe gitmedim”ler, “bunların olacağını nereden bilebilirdim”ler, “aslında uçağı kaçırdığıma üzülmüştüm”ler...
Tesadüfler, tesadüfler, tesadüfler...






