metin altıok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metin altıok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2026 Salı

Gibi

 

"Bazen düşünür müsün, başka birşeymiş gibi kendini? 

Şimdi bilmiyorum yaşımı, kaç boğumluydu kuyruğum, zehirim ne kadar keskindi... Çevremde kızıl bir ateş çemberi, kaldırıp kuyruğumu bir gün, sokmayı düşündüm kendimi. 

Bazen düşünür müsün sen de, başka bir şeymiş gibi kendini? 

Kendi kendini gören bir göz gibi oldun mu hiç?  İçe dönük bir göz gibi? 
Gözünün bebeğinden, kaç fersah gördün içini? 
Nereye kadar sürdü yolculuğun, dehlizin sanıldığından derin miydi? 
Söyle nerede buldun kemiklerimi? 
Yüzüğüm herhalde parmağımda değildi...

Bazen düşünür müsün sen de, başka bir şeymiş gibi kendini?"

-NOT-

Metin Altıok'un ruhununa rahmet. Şair affetsin beni,  "Gibi" adlı şiirlerinden bazı dizeleri düz yazı haline getirdim. Çünkü yazanın elinden çıktıktan sonra, o şiir artık şairin değil okurundur ihtimalini hep sevdim.

20 Ocak 2018 Cumartesi

Bazan Düşünür Müsün, Başka Bir Şeymiş Gibi Kendini?



Peşin peşin itiraf ediyorum, yine yeni yeniden, bir kitabın kapağına vuruldum. Kitabı elime aldım. Kapağını iki yana açtım.  Allahım yarabbim...  Kapaktaki fotoğraf,  Karacaoğlan'ın dediği gibi, "Kim var imiş biz orada  yoğ iken" hissi geçirmiyor mu? Heyy! Bakar mısınız? O vakitler biz yoktuk. Onlar ise orada yaşıyorlardı. Kim bilir ne tür hayalleri vardı? 

Bazan, tek ömürde tek hayat az geliyor bana biliyor musunuz? Zamanda yolculuk yapabilsem. Farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda, bazan kadın bazan erkek olabilsem, bambaşka hayatlar yaşasam...  Mesela  o  fotoğraftaki adamlardan biri ben olabilsem... Nasıl oturmuşlar görüyor musunuz? Fotoğraf çekiliyor ya... Nasıl tatlı poz vermişler...  (Arkadaşım Oya'nın kulakları çınlasın. Tek ömürde tek hayat bana az geliyor dediğimde, ayyy bana tek hayat fazla geliyor, başkasını almayayım, der:) Neyse... Ben bazan düşünürüm valla... Hayal benim değil mi? Düşündüğümü olurum icabında... Kimseciklerin ruhu duymaz:)

Kitabın adı, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri. İlk yazı Osman Cemal Kaygılı'ya ait. Adını ömrümde işitmedim.  1890-1945 yılları arasında yaşayan yazarın  "Çingeneler", "Aygır Fatma", "Bekri Mustafa"adlı kitapları varmış. Feci merak ettim.  Yazar, hep eski İstanbul'un kenar mahalleriyle ilgilenmiş.  O kadar çok öyküsü var ki anlatamam. Hep yazmış. Çok yazmış. Argo Lügati adlı bir sözlük bile hazırlamış. 

Bu kitap, bir zamanlar  İstanbul'da, semai kahvesi yahut halk  değişiyle  çalgılı kahveler denilen  mekanlarıyla, isimleri unutulmuş  pek çok  saz şairleri, maniciler, semaiciler, destancıları anlatıyor.  Çalgılı kahvelerde, sazlar çalınıyor, marşlar, türküler, şarkılar söyleniyor, maniler, koşmalar okunuyor, destanlar anlatılıyor. İstanbul'da, on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru hayatın edebiyata yansımasının bir şekli de buydu demek ki... Televizyon, bilgisayar, akıllı telefon, internetin olmadığı bir zamanda,  erkek dünyasının unutulan eğlencesi, çalgılı kahveleri... Du bakalım... Okumaya edeyim. Devamını yazarım belki...

başlık- metin altıok dizesi



2 Temmuz 2013 Salı

Ve Metin Altıok Ve Tarzan Ve Ormanların Gümbürtüsü


Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden.. Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.. Bir yüzük yaptım belli belirsiz.. Eski bir gramafon sesinden.. Bir yüzük serçe parmağın için.. Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.. Bir yüzük yaptım terli bir yüzük.. Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.. Yanmasını bilen bakır bir yüzük.. Evime akım taşıyan elektrik telinden.. Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki..  Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.


Onunla iki kişiydik.. Daha doğrusu bana öyle gelirdi.. Tam olarak bilmiyorum.. İlk ne zaman seslendi.. Sanırım bir akşam durup dururken.. Apansız çağıdı beni..... Bazen karıştırırdım.. Onunla kendi sesimi.. Susar yeniden başlardım söze.. Çünkü yüzüme uygun değildi.. Ama o kurnaz ve çocukça biraz da.. Hep benim sesime gizlenirdi.... Onunla bir kişiydik, iki kişi gibi.. Benden ona, ondan bana.. İnce bir kanal gibi geçirildi.. Biledi paslı direncimi  Umutsuzlukla.. Ve beni hiç terk etmedi.



Bilmemem gereken Şeyler öğrendim.. Sorular sordum Sormamam gereken.. Gördüm apaçık Görmemem gerekeni.. Söylenmezi söyledim. Suçum büyük.. Ve taamüden.



NOT: 

Yukarıdaki yazıları, şair affetsin beni,  Metin Altıok'un
1- Ormanların Gümbürtüsünden adlı şiiri
2-İki Kişi Gibi adlı şiirinden bazı dizeler
3-Sürgün  adlı şiirinden bazı dizeleri düz yazı haline getirilerek hazırladım.  

20 yıl önce bugün meydana gelen Sivas Katliamı'nda  ağır yaralanan ve komadan çıkamayarak ölen Metin Altıok'un ve vefat eden  insanlarımızın ruhlarına rahmet gönderirken,  gerçekleştiren vicdansızları  kınamak gerekmek.
 

3 Eylül 2012 Pazartesi

Öyleyse Biri Eski Yazıyla, Sağdan Sola Yazsın Beni...


Ilık bir yaz gecesiydi. O beldedeydim. Çıktım kendimden önce.. Gene kaçmak istedim. Sahil boyu yürüdüm. Sonra dağlara vurdum. Ağaçlara baktım tek tek.. Yapraklara dokundum.. *Tek meyvesi kuş olan ağaç altında uyudum. Cırcır böceklerinin sesini dinledim. Bir keltenkele taşın altından başını çıkardı, gördü beni. Ürkütmekten korkar gibi, usulca gövdesini geri çekti. Gülümsedim. Bir ağaca sarıldım. Başımı gökyüzüne çevirdim. Şimdi buracıkta kalsam, dedim. Bir ağaç olsam misal.. Bir ot, bir zeytin dalı, bir yaprak.. Karınca oluversem.. Karışıversem doğaya keşke.. İçimden geldi.. Dünyaya "Heyy!" diye seslendim. Rüzgar nasıl nazlı nazlı esiyordu anlatamam. Tam hayale dalmak üzereydim ki ansızın onu gördüm. 


O, "tuğralı alnıyla, eski bir berat gibi avunan solgun yüzüyle, zaman zaman aynaya bakan hüzünle, soyunun mutlaka son temsilcisiydi.. Kuş tokmaklı, asma kilitli tahta kapılardan geçmişe geçerdi.
Onunla iki kişiydik. Daha doğrusu bana öyle gelirdi. Tam olarak bilmiyorum, ilk ne zaman seslendi. Sanırım bir akşam durup dururken apansız çağırdı beni.

- "Hey ahbap; niye düştün yollara kaçacak bir yer yok ki!" dedi.

Dedim ki:
- "Olmasın ne çıkar, yoruyorum ya peşimdekini,"
Muhacirlik günlerinden kalma, sanki yetim biriydi. Oluruna bırakmış her şeyi. Kararsız ve tedirgin boğazımda, rastlantıyla isimsiz bir ot gibi bitiverdi.
Bazen karıştırırdım, onunla kendi sesimi. Susar yeniden başlardım söze, çünkü yüzüme uygun değildi. Ama o kurnaz ve çocukça biraz da, hep benim sesime gizlenirdi. Bir ses ki için için diplerde derinlerde şimdi. Bekliyor sırasını sabırla, seçerek sözcüklerini. Çıkmak için gün ışığına, hazırlıyor konuşmaya kendini.

-"Hey ahbap, bu acı var ya kuş olsan kaçırmaz seni," dedi.

Dedim ki:
-"Öyleyse biri eski yazıyla, sağdan sola yazsın beni."
 
Onunla bir kişiydik, iki kişi gibi. Benden ona, ondan bana, ince bir kanalla geçirildi. Biledi paslı direncimi umutsuzlukla... Ve beni hiç terk etmedi. "


AÇIKLAMA: İlk paragrafı yazmayı tam bitirmek üzereydim ki, Metin Altıok'un İki Kişi Gibi adlı şiiri aklıma geldi. Şiiri düz yazıya dönüştürdüm ve ikinci paragraftan itibaren  şairin dizelerini benim cümlelerimin peşi sıra ekledim. Nur içinde yatsın. Şair umarım affeder beni.
  
İlk paragraftaki cümle "Tek meyvesi kuş olan ağaç altında uyudum."  Metin Üstündağ'a aittir.

Görüldüğü gibi kimi okur, sevdiği yazar ve şairlerin cümleleriyle böyle oynar durur.


13 Mart 2012 Salı

Metin Altıok Ve Tarzan


Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden.. Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.. Bir yüzük yaptım belli belirsiz.. Eski bir gramafon sesinden.. Bir yüzük serçe parmağın için.. Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.. Bir yüzük yaptım terli bir yüzük.. Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.. Yanmasını bilen bakır bir yüzük.. Evime akım taşıyan elektrik telinden.. Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki..  Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.


Onunla iki kişiydik.. Daha doğrusu bana öyle gelirdi.. Tam olarak bilmiyorum.. İlk ne zaman seslendi.. Sanırım bir akşam durup dururken.. Apansız çağıdı beni..... Bazen karıştırırdım.. Onunla kendi sesimi.. Susar yeniden başlardım söze.. Çünkü yüzüme uygun değildi.. Ama o kurnaz ve çocukça biraz da.. Hep benim sesime gizlenirdi.... Onunla bir kişiydik, iki kişi gibi.. Benden ona, ondan bana.. İnce bir kanal gibi geçirildi.. Biledi paslı direncimi  Umutsuzlukla.. Ve beni hiç terk etmedi.



Bilmemem gereken Şeyler öğrendim.. Sorular sordum Sormamam gereken.. Gördüm apaçık Görmemem gerekeni.. Söylenmezi söyledim. Suçum büyük.. Ve taamüden.



NOT: Yukarıdaki yazılar  Metin Altıok'un
1- Ormanların Gümbürtüsünden adlı şiiri
2-İki Kişi Gibi adlı şiirinden bazı dizeler
3-Sürgün  adlı şiirinden bazı dizeleri düz yazı haline getirilerek hazırladım.  

Sivas Katliamındaki yangında dumandan zehirlenip ölen Metin Altıok'un  ruhuna rahmet gönderirken,  gerçekleştiren vicdansızları  kınamak gerek.
  

29 Aralık 2011 Perşembe

Bugün Bir Kelimeyi Hissettim... Süveyda


"Yeni bir sözcük öğrendim geçenlerde rastlantı sonucunda;
Eskiden yüreğin ortasında bulunduğu sanılan siyah nokta,
Yani mecazi anlamda bir gizli niyet, bir duygu ve düşün
Ve bitkibiliminde tohumun içindeki o itici güç sürgün.
Yoklayın kendinizi şimdi hepiniz sonra söyleyin bana;
Nedir yüreğinizdeki siyah nokta, gizli niyet: süveyda?"
Metin Altıok


Metin Altıok'un Bir Acıya Kiracı adlı şiir kitabının, Bir Yürek Dökümü adlı bölümünü  tam okumaya başlamıştım ki... İlk sayfasında bir şiire denk geldim. Şair, bir rastlantı sonucunda bir kelime öğrendiğinden sözediyordu. Altı satırlık şiir boyunca o kelimenin ne anlama geldiğini anlatıyordu. Söylenirken dudaktan dökülen melodisini nasıl sevdim anlatamam... Gerçekten harikulade bir kelime bu... Süveyda... Yüreğin ortasında olduğu farzedilen bir kara nokta... Gizlenen niyet, bir gizli düşünce, saklı bir duygu demekmiş aslında... Öyle bir anlam içeriyor ki bu kelime... Hani deniyor ya kalpteki kara nokta... Benim yüreğimde siyah nokta var mı? Eğer varsa, fena bir şeymiş gibi  bir his geçiriyor ilk duyana... İyi ama... Tohumu iten güç var ya hani... Sürgün olur sonunda... Süveyda öyle bir güç verirmiş insana... Ne tuhaf! Çok merak ediyorum. Nasıl bir şey acaba?  Diyor ki şair... "Yokla bakalım kendini... Var mı yüreğinde gizli niyet, siyah nokta?" Ben.. Benim mi? Yüreğimde siyah nokta öyle mi? Gizli düşüncem... Saklı bir duygum... Gizli bir niyetim... Allahım! Nedir yüreğimdeki siyah nokta? Süveyda! Hemen yoklamalıyım kendimi... Yüreğimin ortasına bakmayı denemeliyim. Görüyor musun, şairler durup dururken nasıl uğraşıyorlar okurun içini dışına çıkarmaya.. Nerden okudum bu şiiri şimdi? Olsun. Ben kimim? Yüreğimde neler var bilmediğim? Az sonra yüreğime doğru bir yolculuğa çıkacağım. Önce Metin Altıok'u dinleyeceğim. Kendimi yoklayacağım. Varsa eğer, kalbimdeki  kara noktayı bulmayı deneyeceğim. Çünkü çok mühim. Ben bugün bir kelimeyi hissettim.... Süveyda!
  

NOT: "Bugün bir kelimeyi hissettim."  Metin Üstündağ'ın cümlesidir.  




9 Temmuz 2011 Cumartesi

Metin Altıok Ve Tarzan Ve Fazıl Say


Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden.. Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.. Bir yüzük yaptım belli belirsiz.. Eski bir gramafon sesinden.. Bir yüzük serçe parmağın için.. Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.. Bir yüzük yaptım terli bir yüzük.. Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.. Yanmasını bilen bakır bir yüzük.. Evime akım taşıyan elektrik telinden.. Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki..  Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.


Onunla iki kişiydik.. Daha doğrusu bana öyle gelirdi.. Tam olarak bilmiyorum.. İlk ne zaman seslendi.. Sanırım bir akşam durup dururken.. Apansız çağıdı beni..... Bazen karıştırırdım.. Onunla kendi sesimi.. Susar yeniden başlardım söze.. Çünkü yüzüme uygun değildi.. Ama o kurnaz ve çocukça biraz da.. Hep benim sesime gizlenirdi.... Onunla bir kişiydik, iki kişi gibi.. Benden ona, ondan bana.. İnce bir kanal gibi geçirildi.. Biledi paslı direncimi  Umutsuzlukla.. Ve beni hiç terk etmedi.



Bilmemem gereken Şeyler öğrendim.. Sorular sordum Sormamam gereken.. Gördüm apaçık Görmemem gerekeni.. Söylenmezi söyledim. Suçum büyük.. Ve taamüden.



NOT: Yukarıdaki yazılar bu gün ölümünün 18. yılında andığımız Metin Altıok'un
1- Ormanların Gümbürtüsünden adlı şiirinin tamamı.
2-İki Kişi Gibi adlı şiirinden bazı dizeler
3-Sürgün  adlı şiirinden bazı dizler 
düz yazı haline getirilerek hazırladım.  

Sivas Katliamındaki yangında dumandan zehirlenip ölen Metin Altıok'un  ruhuna rahmet gönderirken,  gerçekleştiren vicdansızları nefretle kınamak gerek. Video Fazıl  Say'ın Şair'in anısına yazdığı Metin Altıok Ağıtı'dır.


21 Haziran 2011 Salı

Bazan Böyle Oynayalım Mı, Ne Dersin?


Bazan… Söyle bana ey yolcu, nedir senin gittiğin, der misin?

Bazan… Kendine yük haline gelince, koru kendini asıl kendinden, der misin?

Bazan… Av mıydım, avcı mıydım? Tuhaf ama ben ve ben.. Hem kaçtım hem kovalandım, diye düşünür müsün?

Bazan.. Yitirdiklerim de oldu, kazandıklarımın yanında, diye düşünür müsün?   

Bazan… Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli; çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli, diye düşünür müsün?
,


Bazan…  "Mutlu aşk yoktur dünyada"; Seninle benim aşkımız bile olsa, der misin?

Bazan… Bu aşk var ya bu aşk; Dikkat! Yangında ilk kurtarılacak, diye düşünür müsün?

Bazan..  Sen gözlerini bir deryaya açarsın, bir sevdaya sıkarım dişlerimi ben, der misin?

Bazan.. Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden, bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden, der misin? 

Bazan.. Bekliyorum bir kapının önünde,  cebimde yazılmamış bir mektupla, der misin?

 
Bazan…  Bir toprağı anlamak değil midir ki;  bir insanı anlamaktır biraz da, diye düşünür müsün?

Bazan.. Anamın bıraktığı yerde sarıl bana, sevgiden caydığım yerde darıl bana, der misin?

Bazan.. Yıldızlı bir gece, ay da vardı; sen gülümseyince, yüreğimde balık oynadı, der misin?


Bazan.. Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ, sevgiler bekliyor sürekli benden, diye düşünür müsün?

Bazan.. Düşünür müsün sen de, başka bir şeymiş gibi kendini?


NOT:  Yukarıdaki dizelerin tümü Metin Altıok'a aittir. Bazan, şairlerin dizeleriyle oynayalım mı böyle, ne dersin?