bürüc suresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bürüc suresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2011 Cuma

Kahve Molası - Ve Söğüt Ağacı Ve Su İçmek Ve Sedir Ağacı


Bugün benim için haftanın son çalışma günü. Cuma ya.  Sevinçliyim. İçimden geldi. "Teşekkür ederim tanrım!" demek istedim.  Sabahtan beri çalış babam çalış. Yoruldum. Şimdi mola verdim. Kahvemi içeceğim. Karşımda bir fincan kahve ve bir bardak su var. Önce bir yudum su içeceğim. Sonra keyfine vara vara kahvemi hüpleteceğim. Her gün kahve molamı bir şölen haline getirmeyi adet edindim. Mümkün mertebe her gün işime kısa bir ara veriyorum.  Koklaya koklaya kahvemi içiyorum. İyi ama bir fincan kahvenin yanında bir bardak su da içmiyor muyum peki? İçiyorum. Eee!.. Niye her defasında kahveye iltifat ediyorum? Ya su? Allahım!.. Ben ne yapmışım? Suyu bugüne kadar nasıl atlamışım? Du bi... Şimdi suyun hakkını vereceğim. Bugünkü yazımda kahveyi değil suyu başrole geçireceğim. Hımm... Nerden başlamalıyım? Su bardağını elime aldım. İçindeki suya derin derin baktım. Hey! Buldum. Yeni Türkü'nün o güzelim şarkısı İnatçı'daki gibi  kendimi subaşında yapayalnız bir küçük kızmışım gibi varsaydım. İçli içli.. Ağlamaklı... Ah! Söğüt ağaçları da anlarmış gibi döküvermiş saçlarını durgun suya... Mesela... İnatçının tekiyim ya... Aslında ne hoşum bu huyumla... Kendim gibi olmak istiyorum... Söğütler de benim gibi... Ah!  Girip... Usulca dalıp gönlümce yüzsem... İncitilmiş gülüşlerim yenilense o billur sularda... Heyy! Bayıldım ben suyla oynamaya!


Şimdi... Su'yla ilgili başka bir durum hayal edeceğim. Şöyle... Güya yerimden kalkıyormuşum. Bizim ofisin verandası varmış da ben  usulca verandaya geçiyormuşum. Bak şimdi... Elimde bir kabak varmış güya da ben elimdeki o  kabağı kovaya daldırıyormuşum. Allahım, su içmek kahve içmekten de keyifliymiş! Bak şimdi... Sedir ağacından bir kovayı gözünde canlandırsana... Sedir ağacından kovada bekletilen suyun ne denli güzel bir tadı olduğunu ben epeyce evvel öğrenmiştim. Aslında seninle bir ormanda olsak şimdi. O ormanda binbir ağaç çeşidi olsa sözgelimi. Sen "hagisi sedir ağacı?" diye sorsan bana. Ben sedir ağacını sana gösterebilir miyim sanıyorsun? Yooo... Nerdeee? Asla!  Fakat kitap okuyorum ya... Ben bunu bir kitaptan öğrenmiştim.  William Faulkner'in Döşeğimde Ölürken adlı kitabını okumuş muydun bilmiyorum?  İşte bu anlattıklarımı o kitapta okumuştum. Nasılmış biliyor musun? Sedir ağacında bekletilen suyun, "ılığımsı-serin, tıpkı sıcak temmuz yelinin sedir ağaçları arasında eserkenki kokusunu andıran hafif bir tadı" olurmuş. Ne hoş değil mi? Bırak sedir  ağacından yapılmış kovadan su içmeyi, bu cümleleri okurken bile sudan sarhoş olur insan inan ki!.. Ama böyle su içmenin incelikleri var tabii. Su sedir ağacından kovada en az altı saat durmalıymış... Bu biiirr!..  Sonra kabakla içilmeliymiş. Bu da ikiii!.. Çok şeker vallahi. Madeni kaptan asla su içilmemeliymiş. (Hele plastik bidonlarda bekletilen suları hiç bahis konusu etmeyeyim şimdi.) İşte o kitaptan bütün bunları öğrendim ben. Bu açıklamaları yaptım ya, hayalime devam edeceğim kaldığım yerden.. Güya geceymiş tamam mı? (ofisin panjurlarını kapattım.) Hımm... Bir zaman avludaki ot mindere uzanıp herkesin uyumasını usulca beklemişim.  Efendime söyleyeyim, sonra gizlice verandaya çıkıp sedir ağacından kovanın başına gelmişim. (Su bardağını tam önüme koydum.) Karanlıkta suya bakıyormuşum. (bardağın içindeki suya baktım) Suyun duru yüzünü kepçeyle karıştırarak uyandırmadan kovada belki bir iki yıldız... İçmeden önce belki kabaktan kepçede de bir iki yıldız görüyormuşum.  Bardağı elime aldım. İçindeki suda iki yıldız gördüğümü varsaydım. Elimdeki bardak değil kabaktı sanki. Suyu yudum yudum içtip bitirdim. Aaa!.. İnan bana suyun tadı her zamankinden farklıydı. İçeriye seslendim: "Hey! Siz sucuyu mu değiştirdiniz, kuzum? Bu suda ılığımsı-serin, tıpkı sıcak temmuz yelinin sedir ağaçları arasında eserkenki kokusunu andıran hafif bir tadı var sanki!"  dedim. Hey! Telefonum çaldı. İşe dönmeliyim. Bakar mısın, kahvemi içmeden kahve molam bitti. Seni bilmem ama... Ben bu su molasını sevdim:)


          2.  sağdaki fotoğraf sedir ağacı link
          3. Yeni Türkü-İnatçı








15 Temmuz 2011 Cuma

Bu Gece Gene Hayal Etme Gecesi...

Hiç akaşa yada levh i mahfuz diye kelimeler duymuş muydun? Ne demekmiş bu kelimeler biliyor musun? Yaşamımızda olup bitenlerin bir yere kayıt edilmeleri demekmiş. İlk öğrendiğimde bu durum aynı bilgisayarın kayıt etmesi gibi gelmişti bana. Zaman şu andır  ya bizim için, şimdidir yani. Ama bir de geçmiş ve gelecek var. Akaşik kayıtlar bireysel ya da evrensel olarak yaşananların bir kayda geçirilmesi, levh i mahfuz'da yani korunmuş levha'da tüm kayıtların toplanması durumuymuş. Bir nevi yaşam arşivi gibi.  Veya yaşananların ve yaşanacakların bir sinema şeridi gibi saklanması durumu sanki. İnsan iç sesi ile düşünce akışlarını etkileyebilir ve bu arşive erişebilir mi acaba? Bu durum edebiyata ve sinemaya fazlasıyla konu ediliyor aslında. Kimi zaman, daha önce sanki ben bunu yaşamıştım deriz. Hissederiz. Hani 6. his vaziyeti. Ya da kimi zaman gelecekte olacak bir durumu sanki önceden kestiririz. Sezeriz. Daha ehliyetli kişilerin ya da iç sesini geliştirenlerin bu sezgi ve hislerinin hat safhada olduğu söylenir. Tasavvuf da Levn i mahfuz, evrende olan biten her şeyin kayıdı anlamına gelmekteymiş. Kişi bazında düşünülürse, yapılan iyilikler ve günahların tutulduğu bir sicil defteri, tüm ömrün, yaşananların, söylenenlerin ve düşünülenlerin bir hard diskte saklanması durumudur sanki. 

 

 


Peki berat ne demek? Berat kelimesinin Türkçe karşılığı, aklanmak, temize çıkmak demekmiş. İnancımıza göre Muhammed Peygamber’e Şaban ayının 15. gecesi, inananların günah yüklerinden kurtulabileceği bir gece olarak müjdelenmiş. Hani Levh i Mahfuz'da  yani Korunmuş Levha'da geçmiş ve gelecek kayıtlı deniyor ya... İşte bu gece Korunmuş Levha’da, yazılan geçmiş günahların silinmesi mümkün kılınıyor ve önümüzdeki bir yıl için rızıklar, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu gece kaydediliyormuş. Yani bir nevi rahmet gecesi. İnananlar için önemli bir gece Berat gecesi. Bence gene bu gece hayal etme gecesidir. Hatalarımız neler gözden geçirmeli... Bu gece bolca dua etmeli... Sevdiğine yaranmak için güzel sözler söylemez mi insan, en harikulade kelimeleri seçer hem de değil mi? Belki bir şiir söylemeli... Demeli ki "Rabbim! Her şey için çok teşekkür ederim. İyilik ve doğruluk ver bizlere... Sağlık, afiyet... Gönüllerimize sevgi ve merhamet... Dünyaya barış ve adalet.. Lütfen günahlarımızı affet. Bir de bolca hayal gücü lütfet..." Amin!

"Büruc suresi 21.-22.ayet : " o, şanlı bir kur’an’dır. o, levh-i mahfuz’da korunmuştur."


NOT: Fotograflar Numan Serteli'nin fotoğraf arşivinden alınmıştır.