sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Ve Yıldız Savaşları Ve Üşüme Hissi Ve Yankı Vadisi


 
İnan bana çok çaba sarfediyorum yaz mevsimini sevmek için. Beceremiyorum. Ne yapayım yani... Kendimi bildim bileli güneşle mesafeliyim. Bak şimdi... Elimin altında Metin Üstündağ'ın Yankı Vadisi adlı kitabı var. Bir ara ne çok aramıştım Metin Üstündağ'ın kitaplarını biliyor musun? O kitapçı senin bu sahaf benim dolanmıştım. Kadıköy'deki sahafçılarla ahbap olmuştum. Ne ahbap olması, yalvar yakar olmuştum da resmen el açan dilenciye dönmüştüm. Dokunsalar, ha ağladı ha ağlayacaktı  vaziyetim. Kitapları kime sorsam "Yok!" diyordu çünkü... "Yok!"...  Yok kelimesini iyice bellemiştim. Sonunda bir sahaf acımıştı halime, "Ben mutlaka bulup göndereceğim size." demişti. Telefonumu vermiştim. Sonra hiç unutmam her telefon çalışında o sahaf aradı zannetmiştim de yerimde zıp zıp tepinmiştim. Günler asır gibi gelmişti. O sahaf... Tuttu sözünü biliyor musun? Heyyy... Harbiden buldu kitapları... Metin Üstündağ küllüyatını toparladım diye, hazine bulmuş gibi günlerce sevinmiştim. 

İşte o kıymetli kitaplarından biri şu anda elimdeki. Yankı Vadisi. Ne hoş kitap ismi değil mi? Hava nasıl sıcak anlatamam. Temmuz ayı ya serin olacak hali yok... Güneş kavuracak ortalığı elbette...  İyi ama, söyler misin yüreğim neden sürekli üşümekte?  Elimde Yankı Vadisi. Gözümü  kapadım. Bahtıma ne çıkarsa diye bir sayfa araladım. O ne? Başlık şu: "üşümek üzerine bir kompozisyon." Hımm! Şahane bir okuma parçası bu. İlaç mı ne?


"yedi iklimi dört mevsimi doyasıya yaşayan yurdum insanı, niçin hep acılı şarkılar, türküler besteleme, söyleme, dinleme merakındadır.. altı ay gece, altı ay gündüz yaşanan bir iskandinavya ülkesinde yaşasaydık da böyle mi olurdu ya.. veya eskimo olsaydık, buzdan evlerde yaşasaydık.. o vakit ne yapardık.. nereden geliyor bu müzmin ruh üşümesi.. niye ısıtmıyor bizi, doğanın gel-gitleri ve tüm nimetleri.. mevsimlerin bir suçu yok, zihniyetimiz mutedil dalgalı"




"kış ne güzeldir oysa, manzara olarak.. sımsıcak bir evin buğulu penceresinden bakıyorsanız hele.. ama ne acımasızdır, ne küstahdır kış.. o manzaranın içinde yaşayan bir figür canlıysanız eğer.. kış, tabiyatın özeleştiri, hesap-kitap vakti sanki"



"üşümek aslında fena bir dünyada yaşadığımızı işaret eder.. yeteri kadar bilgi ve tecrübeyle yaşandığında insanda algı sıçraması yapar.. mesela naçizane bendeniz ne zaman elime bir dostoyevski kitabı alsam, yaz-kış üşürüm.. dostoyevski okurken hep üşüyordum, üşümüştüm çünkü eskiden.. belki de bu nedenle iki üç kez etkisi altında kaldım.. boyum göğe erdi.. kış hesap-kitap mevsimi.. kadir, kıymet, vefa bilme vakti.." 





Sabah kitaplığımdan bir Dostoyevski kitabı bulmalıyım..  Acaba Karamazof Kardeşler nerelerde? Şimdi sen diyeceksin ki bu yazıyla Star Wars'un ilgisi ne? Of... Cevaplayamayacağım. Geç oldu. Yatmalıyım. Kusuruma bakma e mi? Fena halde uykum geldi de....
 

14 Mart 2013 Perşembe

Zamanın Çizgili Tarihi - Bakıyorum Gençliğim Geçiyor Uzaklardan


"bakıyorum gençliğim geçiyor uzaklardan
dudaklarımda bir ıslık
kitapların on lira olduğu zamanlardan"

Murathan Mungan / Mırıldandıklarım / Gece ve Müzik



İşittiğimden beri, Levent Gönenç'in 1992 yılında basılmış, Zamanın Çizgili Tarihi adlı kitabının takibindeydim. Kaç sahafa sordum kimbilir? Yoktu. Yapı Kredi Yayınları'ndan, Doğan Kardeş İlkgençlik Kitaplığı'nın 49. kitabıymış. Taaa o günlerden bugüne kalır mı? Düşünsene... 21 yıl öncesinin kitabıydı. Öğrendiğime göre bu kitap bir günlüktü. Ancak, bildiğim günlüklerden çok farklıydı. Çünkü yazar 13 yaşından itibaren çocuktan ilk gençlik dönemine geçişini çizgiyle kaleme almıştı. Her çiziminin altına da, bir kaç cümle  yazmıştı. Duydum ya böyle bir kitabın varlığını... Nasıl merak etmiştim anlatamam. Çöp adam bile çizmeyi becerebilen biri değilim. Yüce Tanrı, sanatından  bir nebze damlatmamış bana ne yazık ki...  Amaaaa duuur!.. Çizgiden etkilenen bir  bünye lütfetmiş... Çizmek elimden gelmese bile, bari çizgilerin menzilinde dolanmayı seven biriyim. Çok şükür!..  Diyeceğim odur ki, kafama takmıştım bir kere... Bu kitabı illa bulmalıydım. Nanananoom!.. Sonunda sanal sahafta buldum! Kitap üç gün önce kargoyla ofise geldi. O gün bugündür masamın üstündeydi. İtiraf etmeliyim ki, bugüne kadar açıp içine bakamadım. Zamanın Çizgili Tarihi'nin yazarı Doçent Dr. Levent Gönenç, bir hukukçuydu. Üstelik  Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesiydi. Türkiye'de Seçim Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları diye bir kitabı ve ciddi ciddi yazılmış Türkçe ve İngilizce sayısız makalesi vardı. Yalanım yok. Yazarından korkmaktaydım. Ne yapabilirim? Her zaman söylüyorum, tuhaf ve önyargılı biriyim. Halim böyleyken, ne kadar merak etsem de,  bu kitabı okumaya sorgu sual etmeden nasıl girişebilirdim?  Kitabın okurunu sorgulamasını ve okumamı onaylamasını sabırla beklemeliydim.  Zaten üç gündür ziyadesiyle arazideydim. Ofise ara ara geldim. Kitabı elime dahi alamadım. Sadece odama girdikçe kitaba ürkek gözlerle baktım. Bu akşam  işim  geç bitti.  Ofistekiler çoktaan evlerine gitmişlerdi. Pencereden dışarıya baktım. Karanlık yeryüzüze adamakıllı yerleşmişti. Yorgundum. Bilgisayarımı kapamadan önce hafif bir müzik açtım. Koltuğumda arkama yaslandım. O an... Nedense  Murathan Mungan'ın Gece ve Müzik adlı şiirini hatırladım. Der ya hani... "Ne zaman otursam gecenin başına... Ne zaman müziğin... Göçüyorum boş kağıdın sessizliğine... Kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine...  Bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan... Dudaklarında bir ıslık... Kitapların on lira olduğu zamanlardan."  O anda Zamanın Çizgili Tarihi'yle göz göze geldim. Kitabın bana gülümsediğini hissettim. Usulca elime aldım. Kapağındaki çizime tüm merakımla baktım. Sevimli bir çizimin altında,  şu cümleler vardı...  "Bugün Yekta tatilden döndü... Orada kendine bir kız bulmuş... Onu kıskanıyorum... Hayallerim acıyor."  Levent Gönenç'in hem çizimi, hem  o ilk çocukluk dönemine ait bu masum ifadesi hoşuma gitti.  Birer birer sayfalarını aralamaya, yazdıklarını ve çizdiklerini ilgiyle bakıp okumaya başladım.  Sana bir şey söyleyeyim mi, Zamanın Çizgili Tarihi'ni aramama ve peşinde koşmama değdiğini düşünüyorum. Kitaplarımın arasına enfes bir çizgi günlük girdi. Keşke bu kitap yeniden basılsa... Keşke... Çünkü ebeveynlerin, öğretmenlerin hatalarını farkedeceği, aynı buhranlı çocukluk yollarından geçmekte olan gençlerin kendilerini bulabileceği, ilaç niyetine okunması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum. Ne yalan söyleyeyim, Zamanın Çizgili Tarihi'ni çok sevdim.