Abim ve kardeşim, babam hayattayken bayram sabahları bana gelirler birlikte kahvaltı yapardık. Babamı toprağa verdikten sonra aynı geleneği sürdürmeye devam ettik. Bu, onsuz geçirdiğimiz üçüncü bayram.
Bir süre cevap gelmedi. Sonra… “Bilmem, düşüneyim,” dedi. Keyifsiz olduğu belliydi. Ben de son kozumu oynadım... “Hey! Geliyorsun diye pırasa yaptım ama… Valla enfes oldu. Benden söylemesi, kaçırma!” diye yazdım. Rüzgar hızında cevap geldi. Önce bir gülücük… Ardından: “Aa, gelirim o zaman.” dedi.
Önce abim geldi. Yemeğini yedi. Pırasayı hımlaya humlaya bitirdi. Kalanı kavanoza koydum. “Eve götürürsün,” dedim. “Tamam,” dedi. Kardeşim geldiğinde, göz kırptım. “Sana pırasa yok,” dedim, “abiye koydum.” Gülümsedi. Onaylayıp göz kırptı.
Çay içtik. Sohbet ettik. Abim çayı çok sever. Niyeyse ilk bardağı yarım bıraktı. “Başka istemem,” dedi. Üstelemedim. Bol bol muhabbet ettik. Sonra herkes evine gitti.
Gece yatmadan önce telefona baktım. Abim mesaj atmış...
“Pırasan çok güzel. Çay pişirmeyi öğren.”
Hahha! Yeminle sesli güldüm. Bir de çay pişirme tarifi göndermiş. Üstelik aynı benim demleme usulüm.
Abimin yazdığı çok hoşuma gitmişti. Beğendiğine “beğendim” diyen, beğenmediğine “öğren” diyebilen insanların hayatımda olması şahane!
Hayat bana bayram:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder