nasrettin hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nasrettin hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2018 Pazar

Ya Tutarsa!


İnanamadım kendime... Güya, meraklı biriyim, diye geçinirdim. Neredeee? Bakınız, şimdiye kadar Nasrettin Hoca'nın kim olduğunu  merak etmemişim. Elbette bildiğim Nasrettin Hoca fıkraları vardı. Üstelik bu fıkraların,  kimi zaman  yolumu açtıklarını yeni anlıyorum. Mesela, denemek istediğim halde  olanaksız gibi görünen kimi işlerimde, Nasrettin Hoca'nın göle yoğurt mayalamayı düşündüğünde, göl maya tutar mı, diyenlere, ya tutarsa, dediğini hatırlayıp, cesaretlendiğimi hatırlıyorum.  

Hani "Birbiri ardına öğrenilen yedi Nasrettin Hoca hikayesinin mistik etkisinin kişiyi aydınlanma noktasına  doğru hazırlayacağına inanılır."  diye okumuştum da, dün   7 fıkrasını yazıp aydınlanmayı beklemeye başladım ya ...  Niyet gene aynı... Ya tutarsa:)

Şaka bir yana, Nasrettin Hoca merakımı iyice kışkırttınca, araştırmaya başladım. Akademisyen Evrim Ölçer Özünel'in "Kolektif Bilinç Dışında Nasrettin Hoca Fıkraları ve Bilgelik" başlıklı makalesine denk geldim. Hevesle okumaya başladım. Daha ilk paragrafta, "Hay canına sayın seyirciler!" dedim.

Evrim Ölçer Özünel, hem Nasrettin Hoca'nın metinlerindeki mizahi bilgelik anlayışını, 13. yüzyıldan bu yana  anlatılageldiği için kollektif bilinç dışı kavramıyla ele almış, hem de Zen ustaları tarafından anlatılan ve adına koan denilen mizah ve bilgelik anlayışı ile karşılaştırma yapmış.

Evrim Ölçer Özünel, "Kimilerinin inancına göre Tanrı, evreni, bir kahkaha tufanı ile yaratmıştır." cümlesiyle başlayarak, kendine has tatlı tatlı anlatımıya, misaller vererek, çözümleyerek, karşılaştırarak yazdığı zihin kışkırtan makalesinin tamamını okumanızı tavsiye edeceğim.

Yukarıdaki enfes gülümsemenin sahibi Evrim Ölçer Özünel'i tanımıyorum. İyi ki var... İyi ki memleketimin şahane insanlarından biri. Makalesine denk getirdiği için feleğe şükranlarımı sunuyorum...  Bayıldım:)

Makale işte BURADA.

-NOT- 
Geçen sene Evrim Ölçer Özünel'le ilgili bir yazı yazdığımı hatırladım. 
Çok sevindim. 

1 Aralık 2018 Cumartesi

"Aslında Öyle Değil"


"Birbiri ardına öğrenilen yedi Nasrettin Hoca hikayesinin mistik etkisinin kişiyi aydınlanma noktasına  doğru hazırlayacağına inanılır."  diye okuyunca, hazırlığa girişeyim dedim. Yedi Nasrettin Hoca hikayesi üzerinde çalışmaya niyetlendim:)

-1-
"Karanlıkta görebilirim."
"Olabilir Hoca. Ama bu doğruysa neden o zaman geceleri bazan mumla geziyorsun."
"Başkalarının bana çarpmalarını önlemek için."


-2-
Zalim ve cahil bir padişah Hoca'ya, "sana atfettikleri gibi olağanüstü algıların olduğunu kanıtlamazsan seni astıracağım" demiş. Nasrettin Hoca da hemen dönüp gökyüzünde altın bir kuş, yeryüzünde cinler gördüğünü, söylemiş.  Padişah "bunu nasıl yapabildin?" diye sormuş. Hoca, "korkudan" demiş. "Başka sebebi yok."


-3-
Bir gün, Hoca karısından bol miktarda helva yapmasını istemiş ve ona gereken malzemeyi vermiş. Sonra da neredeyse hepsini yemiş.
Gecenin bir yarısı hoca uyanmış. 
"Aklıma önemli bir şey geldi."
"Söyle bana."
"Helvanın gerisini bana getir, söyleyeyim."
Hoca helvayı bitirmiş.
"Şuydu: gündüz yapılan helvanın hepsini bitirmeden gece asla uyuma."


-4-
Bir gün, bir mürit, Nasrettin Hoca'yı ilk defa bir göl kenarında çok güzel bir yere götürmüş. 
"Aman ne enfes yer!" diye haykırmış Hoca, "ama keşke, keşke..." diye devam etmiş.
"Keşke nedir Hoca?" demiş mürit.
"Ama keşke içine su koymasalardı!"

-5-
Nasrettin Hoca karısına, "her gün dünyanın insanlığın yararı için her şeyin ne kadar akıllıca yerli yerine konulduğunu gördükçe daha fazla hayrete düşüyorum," demiş.
Karısı, "ne demek istiyorsun?" diye karşılık vermiş.
"Örneğin develeri al. Sence niye kanatları yok?"
"Ne bileyim?"
"O halde, bir düşün, develerin kanatları olsaydı, çatılarda yuva yapmaya kalkarlar, tepemizde tepinirler, getirdikleri gevişi üzerimize tükürürlerdi."

-6-
Bir yayayı kayıkla bir akarsuda karşıdan karşıya geçiren Nasrettin Hoca, ona dilbilgisi bozuk bir cümle sarf eder. Okumuş yazmış olan bu kişi "sen hiç dilbilgisi çalıştın mı?" der. 
Hoca, "Hayır," der.
Adam, "O halde hayatının yarısı boşa gitmiş,"der.
Birkaç dakika sonra yolcuya dönen Hoca, "sen hiç yüzme öğrendin mi?" der.
Adam, "Hayır, neden?" diye sorar.
Hoca, "o halde senin bütün hayatın boşa gitmiş, batıyoruz!" diye yanıtlar.  

-7-
Nasrettin Hoca bir gün pazara bir çuval tuz götürüyormuş. Eşeği ırmaktan ağır ağır  ve güçlükle ilerlerken tuz suda eriyivermiş. Karşı kıyıya vardığında, eşek yükü hafiflediği için gayet canlı ve oyunbazmış. Nasrettin Hoca ise öfkeliymiş.  Bir sonraki gün küfelere yün doldurmuş. Hayvan suyla şişen yükünün  ağırlığı altında neredeyse boğuluyormuş.
"İşte!" demiş Hoca, "bu sana  her suya girdiğinde  yeni bir tecrübe edineceğini öğretmiştir." 

-NOT-
*Bu 7 fıkrayı, İdris Şah'ın yazdığı Sufiler kitabının 65-105 sayfaları arasında anlatılan,
 Nasrettin Hoca Hikayeleri başlıklı bölümünden seçtim.
   *Başlık, Nasrettin Hoca'nın bir aforizmasıdır. s.99



18 Eylül 2012 Salı

Benim Sevgili Pir'lerim... ( Yoksa Guru'larım Mı Demeliydim?)


Dikkat ediyorum. Konuşurken "ya tutarsa" deyimini epeyce fazla kullanıyorum. Nereden dilimde yer etmiş bu iki kelime? Hatırlasana... Nasrettin Hoca'dan genlerime miras kalmıştır elbette. Hani köylüler Nasrettin  Hoca'yı  Akşehir Gölü'ne  kaşık kaşık yoğurt  dökerken görürler de ne yaptığını sorarlar ya... Hoca yoğurt olması için göle maya döktüğünü söyler hani. Köylüler şaşırırlar bu cevaba... Akıllarısıra küçümseme katkılı bıyıkaltı gülüş sarkıtırlar Hoca'ya... "Koskoca göl hiç yoğurt tutar mı?" diye sorarlar. Nasrettin Hoca kaçın kurası tabii... Muzip muzip gülümser. Tüm bilgeliğiyle "Bilmez miyim gölün maya tutmayacağını... Amaaa... Düşünsenize ya tutarsa?" der. Müthiş bir hayal gücü sezerim bu fıkrada. Nasıl abartma sanatında Evliya Çelebi'yi  pir'im olarak kabul ettiysem...  Daha önce yazmıştım bu konuyu. İşte burada... Hayal etme sanatında ise  göğsümü gere gere Nasrettin Hoca pir'imdir diyebilirim valla... Her ikisine de bayılırım. Ölürüm... Bak gördün mü duygularımı işte böyle abartmayı severim. Evliya Çelebi 17. yüzyılda yaşamış. 2011 yılında dünyada Evliya Çelebi'nin 400. doğum yılı kutlandı. Peki Nasrettin Hoca kaç yaşında biliyor musun? Düşün ki Evliya Çelebi o meşhur Seyahatnamesi'nde Nasrettin Hoca'yı yazmış. Nasrettin Hoca ise 15. yüzyılda yani günümüzden 600 yıl önce yaşamış. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde Nasrettin Hoca'nın türbesinden bahsettikten sonra "Fazilet sahibi olup, hazırcevap, keramet sahibi, filozof, din ve dünya işlerini birlikte ve eksiksiz yürüten büyük bir zat idi. Timurlenk ile bir toplantıda bulunmuştur. Timur Han onun şerefli sohbetlerinden hoşlanırdı. Bu sebeple o büyük bilginin hatırı için Akşehir'i yağma ettirmemiştir. Büyük hocanın sözleri ve latifeleri bütün lisanlarda ata sözü olarak söylenir" demiş. Ne hoş... Bakma biz sadece ilkokul çocuklarına okutuyoruz Nasrettin Hoca fıkralarını... Oysa hakkında altmıştan fazla yazma esere... Dikkatini çekerim dünyada ise dört bine yakın basılmış kitaba konu olmuş. Her millet kendisine çekip bizim demeye çalışıyor. Müthiş bir değer. Bak görüyor musun, birer birer sırlarımı veriyorum.  Hayal etme sanatı  pir'im Nasrettin Hoca... Abartma sanatı pir'im Evliya Çelebi.. Pekiii... Hani ayağım  anında yerden kesilir..  Hemencik havalanır uçarım ya bilirsin... Uçma sanatı pir'imi artık tahmin edersin öyle değil mi? Aaa! Yoksa tahmin edemedin mi? Gene 17. yüzyıldayız. Evliya Çelebi'yle çağdaş biri... Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçmaya cesaret edip, dünyanın ilk uçan insandır kendisi.. Kim mi? Allahım... Benim uçma sanatı pir'im... Hazerfan Ahmet Çelebi tabii.  4. Murat zamanı... Mühim bir fenci. Böyle uçmaya niyet edip deneyince... Padişahın kafasını karıştırıp büyücülük yaptığını filan söylemişler.  Değerini bilmemişler ne yazık ki... Fizan'a sürmüşler... Daha çok genç yaşında, yapacak kimbilir ne çok işi, icadı varken 30'larında sürgünde öldüğünü ya da öldürüldüğünü söylerler. Nasrettin Hoca... Evliya Çelebi... Hazerfan Ahmet Çelebi... Her üçüde memleketimin  insanı... Bilmeli ve sahiplenmeliyiz.  Ah! Benim sevgili pir'lerim... Ruhlarına rahmet... Bilsen her  birini ne çok severim.