Şimdi İspanyolların ünlü pilavı paella'yı anlatmaya niyetlendim. Ayıptır söylemesi fevkaladenin fevkinde paella pişiririm. Yiyenler: "Ole! Ninen mi acaba İspanyol'du!" derler. Sonra dayanamaz parmaklarını yerler. Eğer o gün paella pişireceksem önce koca koca halka küpelerimi takar, kat kat fırfırlı İspanyol elbisemi illa giyerim. Her işin hakkını vermeli, mutlaka havaya girmeliyim.
Yemek tarifini de öyle süsleyip püslemeden sade bir dille mümkün değil yazamam. Tarifini vereceğim yemeğin yanına baharat misali bir tutam film, iki tutam öykü illa birşeyler katmalıyım. Yoo.. Denemedim değil. İnan bana denedim. Dedim ki kendime: "Güzelim uğraşma fazla. Şöyle listele malzemeyi diz alt alta... Cümleleri yan yana sırala... Nasıl yapılacağını şakır şakır yaz sonra... Sen sağ ben selamet, öyle değil mi? Yooo... Asla yemeği normal lisanla anlatamam. Şöyle hanım hanımcık bir yemek tarifi yazsam, oh diyeceğim. Yok. Olmuyor. Yarabbim ben ne zaman yaşımın insanı olacağım? Bilmiyorum. Ah! Kendimi çözebilsem, Dan Brown'un romanındaki Da Vinci'nin Şifresini çözmüş gibi hissedeceğim. Nerdee? Elimde değil. Benim hayal frekanslarım çılgınca çalışıyor ne yapabilirim? Neyse... Gene aynı niyetle yemek tarifi vermek için oturdum bilgisayarın başına işte. Ne olduysa oldu ellerim kilitlenmedi mi birden bire? Öylece kalakaldım bir süre. Nasıl başlayacağımı bilemedim. Neden biliyor musun? Paella tarifi vereceğim vermesine ama keşke vereceğim tarifi Zagor'la tadlandırabilsem diye efkarlı bir düşünce gelip çöreklendi belleğime. Of, hem de ne çöreklenme...
İyi de Zagor'la İspanyollar'ın Paella'sının ne alakası var öyle değil mi? İkisi de Akdenizli ya hani... "Zagor İrlandalı bir ailenin çocuğudur" falan sakın deme... Zagor'un yaratıcısı İtalyan ya. Ne bileyim? Aklıma gelmesi o sebeptendir belki. Ben tüm bu düşünceleri hafızamda bir o yana bir bu yana top gibi hoplatırken, radyoda Yaşar o güzelim şarkısını söylemeye başlamadı mı şimdi? Bilirsin ya hani... "Bir rüya gördüm. İçinde sen. Beni terk etmişsin. Beni yok etmişsin. Hayırdır inşallah!" Hey! Ansızın parmaklarım, bağı çözülmüş yavru taylar misali klavye üzerinde dolu dizgin koşturmaya başladı. Allahım, tutamıyorum ellerimi... Ne oldu biliyor musun? Resmen parmaklarım bu şarkıyı Zagor'a uyarladı... Şöyle: Zagor bir rüya görüyor. İçinde ben. Onu terkedip gitmişim. Onu yok etmişim. Hayırdır inşallah. "Dön!" diyor. Dönmüyorum. "Kal" diyor. Kalmıyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum. Bir karar bile vermiyorum. Hayırdır inşallah! Bu rüya nerden çıktı geldi sahi? Hayırdır inşallah!
Hey! Diyeceksin ki şimdi bana "Yuf yani... İş olsun diye bu kadar tırışkadan yazı mı yazılır? Paella pişirmeyi tarif edecektin hani?" Of... Ben ne yazdığımın farkında mıyım sanıyorsun? Gözümü açamıyorum ki.. İnan bana çok uykum geldi.. Üzgünüm. Yatacağım şimdi... Iııııhhh! Bilmiyorum...Yarın yazarım belki.

