yangın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yangın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2010 Pazartesi

Memleketimden Yangın Manzaraları...


Memleketimden İnsan Manzaraları

Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş yorgunluk ve telâş
Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek.
Zayıf. Korkak. Burnu sivri ve uzun yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam -Galip Usta- tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur:
"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü 5 yaşında.
"Mektebe gitsem" diye düşündü 10 yaşında.
"Babamın bıçakçı dükkânından
Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü 11 yaşında.
"Sarı iskarpinlerim olsa kızlar bana baksalar" diye düşündü 15 yaşında.
"Babam neden kapattı dükkânını?"
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına" diye düşündü 16 yaşında.
"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü 20 yaşında.
"Babam ellisinde öldü, ben de böyle tez mi öleceğim?" diye düşündü 21 yaşındayken.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü 22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü 23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü 24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak "İşsiz kalırsam" diye düşündü 50 yaşına kadar. 51 yaşında "İhtiyarladım" dedi, "babamdan bir yıl fazla yaşadım. " Şimdi 52 yaşındadır. İşsizdir. Şimdi merdivenlerde durup kaptırmış kafasını düşüncelerin en tuhafına: "Kaç yaşında öleceğim? Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?" diye düşünüyor. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çopur. Denizde balık kokusuyla Döşemelerde tahtakurularıyla gelir Haydarpaşa garında bahar Sepetler ve heybeler merdivenlerden inip merdivenlerden çıkıp merdivenlerde duruyorlar. NAZIM HİKMET

9 Mart 2010 Salı

Herşeyin "Görünüşe Göresi" yada "Bana Göresi" Üzerine Hasbihal

Ben var ya bazen tam manasıyla bakar kör olduğumu düşünüyorum. Bazen yol kenarlarında ya da bazı yabani otların fazlaca bittiği yerlerde, ateşe verirler de yakarlar ya hani otları, mutlaka görmüşsündür. Ben çok gördüm. Ne yapıyorlar? O alanı açmak için, bir tırpanla ya da bir makineyle biçeceklerine, ateşe verip o yabani otlardan akıllarısıra kolaylıkla kurtuluyorlar. Böyle yabani otları ateşe verme durumunu gördüğümde, çıkan dumanın havayı kirleteceğinden rahatsız oluyordum ya da yangından sonra o alanın kapkara kalmasından hoşlanmıyordum o kadar. Cık cık cık deyip başımı çeviriyordum. Her şeyin bir “görünüşe göresi” yada “bana göresi” vardı aslında. Görünüşe göre yada bana göre olan biten bu kadardı.

Oysa acılar içinde bir kara duman sarıyordu ortalığı da yanan alan üzüntüden karalar bağlıyordu. Bakıyorum da görmüyordum ki olan biteni. Aklıma bile gelmiyordu o alev alev alanda yaşayan börtü böcek ve hayvanat ne oluyordu ki? Havada bir inleme yada bir ağlama dalgalanıyordu aslında kara kara.. Gitgide ürpertici bir koku sarıyordu ortamı. İyice dinlesek duyabilirdik bence o alandaki sadece otların değil, tüm börtü böceğin ve hayvanatın acıyla çığlık attıklarını. Hızlı koşabilen hayvanlar kaçabiliyorlarmış bazen bu yangınlardan da, en zor kaçanlar hangi hayvanlar oluyormuş biliyor musun? Kaplumbağlar! Kaplumbağalar sık sık çok derin uykuya dalarlarmış ya... Belki de bu yangına tam uykudayken yakalanıyorlar. Bir de bilirsin ya hani çok yavaş yürüyebiliyorlar… Yabani otlarla birlikte o alandaki tüm börtü böcek ve hayvanat da canlı canlı yanıp ölüyorlar. Ne feci bir şey değil mi bu? Böyle bir şey hiç düşünmüş müydün? Ben orman yangınlarında düşünüyordum aslında ama yabani otları yaktıklarında hayvanlar hiç aklıma gelmiyordu ne yalan söyleyeyim. Hani herşeyin bir "görünüşe göresi" yada "bana göresi" durumu var ya.. Çok merak ediyorum bu durumun sana göre nedir görünüşe göresi?..