Sil Baştan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sil Baştan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2017 Pazar

neden yazıyor'um'sunuz'lar

   "vallahi bilmiyorum.. bırakmayı çok denedim ama olmuyor.. ümitsizim.. tedavi görüyorum"


"iki kalas, bir heves işte.. sevdiğim yazarların devamı olmayı düşlemiştim"


"bilsem gizler miydim gizli hislerimi"


"yazmıyorum.. kayboldum.. yazıyor gibi yaparak, gizli gizli adres soruyorum aslında"


"yazıyorum, ne olacak.. evvel allah, halkımızın gönlünde herkese yer var.. 
üç gün sonra unutulmak kaydıyla"


neden yazıyor'um'sunuz'lar : metin üstündağ/denemeyenler
filmler:
1- guguk kuşu
2- paris'te gece yarısı
3- aşk ve gurur
4- akıl defteri
5- sil baştan



11 Mart 2015 Çarşamba

Onu Aklımdan Attım, Peki Ya Kalbimden ?


 

Üç gündür griple tuhaf bir ilişki içindeydim.  Hani o dünyalar güzeli film var ya… Enternal Sunshine Of The Spotless Mind… Neydi Türkçesi? Sil Baştan… Hah işte… Ben sanki Sil Baştan adlı filmdeki Clementin’dim…  Grip ise hayatımdan çıkarmak istediğim…

Ne yani, çok mu zorlama oldu örneğim?  Yeminle, üç gündür o kadar bunalttı, o kadar haksızlığa uğramışlık hissi yarattı ki, grip'in adını bir daha asla anmamak için onunla ilgili her şeyi hafızamdan sildirmek niyetindeydim.

Abartmak gibi olmasın, griple ortak tükettiğimiz her eşyayı  yok edesim bile vardı ne yalan söyleyeyim.   Meyve suyu bardağı, çay bardağı, limonluk, çarşaflar, yastık kılıfları, sıcak su torbası, battaniye, ısı ölçer…  Bu düşüncelerle  nasılsa uyuyakalmışım.

Az önce içimde bir boşluk duygusuyla uyandım.   Yatağın baş ucundaki, beyaz renkli toparlak gövdeli sehpanın üzerinde duran radyoyu açtım.  Gipsy Kings  müziği odayı doldurdu. Bomboleo’yu söylüyordu. Kollarımı iki yana açıp bir süre gerindim. Latin müziği için bünyede enerji içeceği tesiri yapar diye haybeye söylemiyorlar demek ki… İyi hissettim.

Ama başka bir  his daha vardı içimde… Anlam veremediğim.  Ayağa kalktım. Müziğin ritminde salınarak mutfağa gittim. Çay demledim.  Canım istedi. Çay bardağımın yanına birkaç pötibör bisküvi ekledim.  Koltuğa oturdum.  Çaydan bir yudum içtim. Koku almaya başlamışım. Miss! Bisküviden bir parça ısırdım. Ağzımın tadı gelmiş. Nefis.  

Ilık, şekerli paşa çayı  ve pötibör bisküvi… Çocukluğumda annem her şey olduğumda bana verirdi… Şey olduğumda… Bir şey olurdum. Bütün bedenim tir tir titrerdi. Sırtımda tüylerimi ürperten serin bir esinti gezerdi. Gene de çok terlerdim.  Annem incecik bir tülbenti belimden yukarıya  şefkatle iterdi.  Kaybolmuş zamanlar gibi…  Yemek yemek istemezdim. Paşa çayı ve bisküvi…  Ben bir şey olduğumda annem verirdi. İyi gelirdi. Neydi?  Bir adı vardı. Unuttum şimdi.


18 Kasım 2013 Pazartesi

kahve molası - seni seviyorum


- seni seviyorum
- ne bu.. yeni mi piyasaya çıktı,
almadım, okumadım, seyretmedim,
dinlemedim, çok mu güzel

 
- seni seviyorum
- hayır, izin vermiyorum.. bugün beni seven
yarın kediyi, köpeği, otu böceği de sever..
hayır olmaz, ben ciddi bir insanım





- seni seviyorum
- iyi güzel de, bu ne'ye cevap olacak, neyi çözecek ki şimdi


- seni seviyorum
- fakat, uzaktan değil mi.. valla en güzeli






- seni seviyorum
- hadi ya, çok ilginç, ee sonra, devam et


- seni seviyorum
- ne diyiyim, allah işini rast getirsin.. allah akıl fikir versin





 - seni seviyorum
- ben de senin beni sevişini seviyorum


- seni seviyorum
- üzülme, zamanla geçer





- seni seviyorum
- beni bu işlere karıştırma ne olur



- seni seviyorum
- neden.. bende benim bilmediğim
müthiş bir şeyler mi gördün





 - seni seviyorum
- sen aşmışsın arkadaş, ben artık ne desem boş

 - seni seviyorum
- güzel.. peki başka çeşidin veya şuben var mı





- seni seviyorum
-bu dünyaya, bu hayata, bu zamana,
bu insanlara rağmen, hem de ha..
bravo sana, binlerce kez bravo


- seni seviyorum 
 - herkes bir öteki'nin kıyamet günüy'ken
nasıl beceriyorsun bunu peki




- seni seviyorum 
 - ya da başka bir deyişle, kendini mecnun beni de leyla
sanıyorsun, veya sanmak istiyorsun, öyle mi


- seni seviyorum 
 - durumdan vazife çıkarıyorum
ve ben de seni seviyorum




- seni seviyorum 
 - sevme, büyüklerimiz ne der sonra

  
- seni seviyorum 
 - ben de seni seviyorum.. e, şimdi ne olacak peki


 

not : metin ustundag in cumleleriyle, muhtelif film karelerini eslestirdim.

27 Ocak 2013 Pazar

Bu Feleğin Şahane Bir Kıyağı Değil De Ne?


İşte şu yukarıdaki film karesini görüp, altındaki yazıyı okumaya başladığımda var ya... "Hey!.. Bu feleğin şahane bi kıyağı gene bana!?" diye bağırasım geldi. Yooo... Bağıramazdım. Bir kafede oturmakta, kahvemi yudumlamaktaydım. Kalabalıktı etrafım. Hımm... Dayanamadım. Sadece sessizce kıkırdadım.


Sil Baştan ve Rüya Bilmecesi gibi bayıldığım filmlerinin yönetmeni Michael Gondry ne yapmış biliyor musun? Hani Boris Vian var ya...  Hani MezarınızaTüküreceğim, Ölülerin Rengi Hep Birbirine Benzer,  Pekin'de Sonbahar adlı okuduğum romanların yazarı Boris Vian'ın, okumadığım Günlerin Köpüğü adlı romanını sinemaya uyarlamış. Ben okuduğum edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanmasını seviyorum. Hatta birden fazla yönetmen keşke, aynı romanı sinemaya uyarlayabilse diye düşünüyorum. Bu durum benim daha hoşuma gidebilir. Çünkü bana göre her yönetmen ayrı bir öykü anlatıcısı gibidir. Her biri birbirinden farklı, hatta yazarın romandaki hayallerinden çok daha farklı olarak filmlerini kurgulayabilirler. Akabinde  bu filmleri seyredince, acaba ben neler hayal etmiştim romanı okurken diye, keyifli bir mukayeseye girişebilirim. Bayılırım buna... Ne güzel!


Peki... 1963 doğumlu Fransız yönetmen Michel Gondry'ın, 1920 doğumlu Fransız yazar Boris Vian'ın okumadığım romanı Günlerin Köpüğü adlı romanını sinemaya uyarlarken ne yapmış bil bakalım? Hey! Almış iki sevdiğim oyuncuyu bu filminde oynatmış. Audrey Tautou ve Romain Duris... Kadayıf üzerine kaymak yani... Şahane! Sorarım sana bu feleğin bana yaptığı güzel kıyaklardan biri değil mi gene?


Boris Vian ne yazık ki, Mezarınıza Tüküreceğim adlı romanının sinemaya uyarlandığı filmin galasında, 1959 yılında kalp krizi geçirerek dünyamızı terketmiş. Yattığı mekan cennet olsun diyeceğim ve bir değişiklik olmazsa film bizim memlekette gösterileceği mayıs ayına kadar Günlerin Köpüğü'nü edinip okumaya gayret edeceğim.  Ardından filmi tüm merakımla bekleyeceğim. Tanrım, teşekkür ederim.

1 Mayıs 2012 Salı

Gece Nöbeti


daha az seviyorum seni
giderek daha az
unutur gibi seviyorum
azala azala
aramızdaki uzaklığın karanlığında

geceler kısalıp, gündüzler uzuyor öyle olunca
daha az seviyorum seni
kendini iyileştiren bir yara gibi
daha az
ve zamanla..

sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da

artık daha az seviyorum seni
unutur gibi, ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay değildi
yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni
Murathan Mungan

Derler Ki: "Zaman Siler Herşeyi."

Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir...
 
Murathan Mungan