dünya engelliler günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya engelliler günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2012 Pazartesi

Hiç Bir Engelli Yorgan Altında Kalmasın Diyenler Ve Yorgan Altında Kalmayan Kişiler


Helen Keler adını duymuş muydun bilmiyorum. Helen 1880 lerde sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmiş. İki yaşına doğru dünyada cok nadir görülen bir hastalık sebebiyle hem kör hem sağır olmuş. Bu kadar küçük yaşta duymaz olunca, konuşmayı da öğrenememiş. Düşünebiliyor musun hem kör, hem sağır hem de konuşamayan biri.  İnsanlarla ilişkisini nasıl  geliştirebilecek peki? Beterin en beteri yani... Çok ilginç bir hayat hikayesi var Helen Keler'in. 1887 yillarında Alexander Graham Bell işitme özürlüler için çalışmalar yapıyormuş. Helen'in ailesi Graham Bell'e gitmişler.  Helen konusunda yardım talep etmişler. Helen'i büyük mucidin yanına bırakmışlar. Helen, Anne Sulvian adinda 20 yaşlarında bir öğretmen eşliğinde Ta doma denilen bir yöntemle konusan insanlarin dudaklarına dokunup titreşimleri hissederek ve bir de sağır dilsiz alfabesindeki kabartıları Helen'in avucuna bastırarak anlaşılır şekilde düşünüp konuşmayı öğrenmiş.


Sonuçta helen Braille alfabesiyle Fransızca, Almanca, Yunanca, ve Latince öğrenmiş. Her bir sözcüğü avuca yazma metoduyla üniversiteyi üstün başarıyla bitirmiş. Dünyada üniversiteyi bitiren ilk duyma özürlü kişi  Helen Keler olmuş. Dünyaca tanınan bir yazar olmuş aynı zamanda. 88 yaşına kadar görmeden, duymadan, konuşmadan ama özel bir metodla hem okuyan hem yazan faydalı olan biri Helen Keller... Ve tabii ki dehşet bir mücadele ve vazgeçmeme örneği.


Peki Pınar Çatalkaya adını duymuş muydun? Pınar da sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmiş. 16 yaşında bağışıklık sisteminde meydana gelen bir hastalık sebebiyle, göz arkasında bir iltihap oluşmuş. Tedavi sonuç vermemiş. Göremez olmuş. Aradan yirmi yıl geçmiş. Çok iyi öğrenci olmasına rağmen, öğrenimine tedavi süresince devam edememiş.  "Ne oldum değil ne olacağım demeli" derler. Ne kadar doğru. Kim yarın ne olacağını bilebilir ki? Herşey insanlar için...  Aralık ayına girdik. Peki 3 Aralık'ta ne var? Dünya Engelliler Günü. 1880'lerde yaşayan, hem kör, hem sağır olan  Helen Keler, kendisine tanınan imkanlardan faydalanarak, yeteneklerini geliştirebilmiş. Böylelikle hem kendine, hem topluma faydalı bir birey olabilmiş. Zaten körler, acınacak ve çaresiz insanlar değiller. Sadece farklı öğrenme metodlarıyla öğrenmeye ihtiyaçları var.  Bizim okuduğumuz kitapları farklı yöntemlerle okurlar ya da dinlerler. Fırsat eşitliği ve yeterli olanaklar sağlanırsa görmek onlar için engel olmaktan çıkmaktadır. Gururla söylüyorum ki Pınar Çatalkaya, 31 ilde şubesi olan Altı Nokta Körler Derneği'nin çiçeği burnunda  Kocaeli Şubesi Başkanı'dır. Üniversite eğitimine başladı. Sosyoloji okuyor. Kitap okuma zorluğunu, dinleme cihazına kitapları okuyan gönüllüler sayesinde aşmaya gayret ediyor. Aynı zamanda bir okulun kütüphanesinden sorumlu.  Hem çalışıyor, hem okuyor, hem dernek başkanlığı yapıyor. Şahane biri Pınar Çatalkaya...  Pınar, memleketimin dehşet bir mücadele ve vazgeçmeme örneğidir. Du bi.. Ayrıca Pınar şahane dans ediyor.


“İnsan, estetik bir varlıktır. Engelli bir bireyin diğer insanlardan farklı olan herhangi bir özelliği onun estetik bir varlık olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hatta görme engelli bir bireyin gözü, normal bir insanın gözünden daha hoş görünebilir, fiziksel engelli bir bireyin elleri bir sanat fotoğrafının ana temalarından biri olabilir” diyerek, “Yorgan Altında Kimse Kalmasın” diye bir proje geliştiren Engelsiz Sanat Derneği'ne bir kez daha hak verdim. Pınar görme engelli biriydi. Heves etmiş, tango kursuna gitmişti. Pınar'ı sahnede seyrettim. Kalabalık seyircilerin karşısında, sahnenin ortasında, o kadar güzel, o kadar hakkını vererek dans ediyor ki anlatamam. Pınar kesinlikle sahnede olağanüstü estetik görünen biri. Tango için bir şeyi istemek ama istediğini belli etmemek dansı denir ya...  Acaba bu dansı zaferle tamamlaması için bir kadının bazı kederleri bilmesi, bazı dikenli yollardan geçmesi mi gerekiyor? Pınar görmeyen gözleriyle önündeki bir engeli daha aşmış tango öğrenmişti. Ve o dansın sonunda ayakta dimdik durdu. Muzaffer bir edayla selam verdi. Salon alkıştan inledi... 



Andrea Bocelli,  1958 doğumlu İtalyan tenor, söz yazarı ve  bestecidir. Sesinin ve şarkılarının tek kelimeyle hastasıyım.  On iki yaşında futbol oynarken geçirdiği bir kaza sebebiyle iki gözü de kör olmuş. Hukuk Fakületesini bitiren ünlü şarkıcı, dünyanın üçüncü tenoru olarak kabul edilmektedir.
 
 



Mehmet Emre Kalaycı, 1987 doğumlu İzmitli şarkıcı, avukat ve klarnet, saz ustasıdır. Emre'nin yaptıkları buraya sığmaz, kendisinin sıkı bir hayranıyım. Kongenital kornea bozukluğu  hastalığıyla dünyaya geldiği için iki gözü de doğuştan görmüyor. Çok genç yaşta olmasına rağmen olağanüstü işler başarmış. Dünyanın başka bir coğrafyasında doğan Andrea Bocelli gibi  şahane şarkılar söylemek yolunda azimle ilerliyor. 



"Toplumda "engellilik" olgusuna bakış açısı yanlış ve önyargılıdır. Bu tutum nedeniyle toplumda engelli bir çocuğa sahip olmak da yanlış değerlendirilmektedir. Doğduğu evde bir günah ya da ayıp olarak nitelendirilen birey ilk başta ailesi ve toplum tarafından engellenmektedir. Toplumda yer edinemeyen birey, zaman geçtikçe sosyal ortama çıkma korkusu yaşayarak yalnızlaşmakta ve kendisini değersiz görmektedir. İşte bu nedenle “Yorgan altında kimse kalmasın” sloganıyla yorgan altında bir ayıp gibi saklanan engelli bireylerin toplumsal hayata çıkması ve çıkarılması için bir kampanya başlattık."
diye yola çıkan Engelsiz Sanat Derneği'nin yaptıklarını çok önemsiyorum. Engelin  gözün görmemesi veya elin, ayağın tutmaması demek olmadığını, engelin bireyleri yorgan altında saklayıp, onların hiçbir şey ya da hiç kimse olmalarına sebep olduğuna dair toplumda farkındalık yaratan Engelsiz Sanat Derneği'nin, bugün Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi Sanat Galerisi'nde başlayan ve 12 Aralık'a kadar sürecek olan fotoğraf sergilerini çok merak ediyorum. Çünkü bu sergide fotoğrafları sergilenenler, engellerini aşarak, kendi girişimleriyle işini kuran, memleketimizin önde gelen üniversitelerinden mezun, gösterdikleri çaba ile geçirdikleri hastalıkların tanısını değiştiren birbirinden başarılı, sıra dışı ve toplumda rol model olacak kişiler.  Ve  her biri  birer mücadele ve
vazgeçmeme  numunesi... İlla desteklenmeliler.


2 Aralık 2011 Cuma

Fırsat Verilirse Engelliler Neler Yapabilir?


Helen Keler adını duymuş muydun bilmiyorum. Helen 1880 lerde sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmiş. İki yaşına doğru dünyada cok nadir görülen bir hastalık sebebiyle hem kör hem sağır olmuş. Bu kadar küçük yaşta duymaz olunca, konuşmayı da öğrenememiş. Düşünebiliyor musun hem kör, hem sağır hem de konuşamayan biri.  İnsanlarla ilişkisini nasıl  geliştirebilecek peki? Beterin en beteri yani... Çok ilginç bir hayat hikayesi var Helen Keler'in. 1887 yillarinda Alexander Graham Bell işitme özürlüler icin çalışmalar yapıyormuş. Helen'in ailesi Graham Bell'e gitmişler.  Helen konusunda yardım talep etmişler. Helen'i büyük mucidin yanına bırakmışlar. Helen, Anne Sulvian adinda 20 yaşlarında bir öğretmen eşliğinde Ta doma denilen bir yöntemle konusan insanlarin dudaklarına dokunup titreşimleri hissederek ve bir de sağır dilsiz alfabesindeki kabartıları Helen'in avucuna bastırarak anlaşılır şekilde düşünüp konuşmayı öğrenmiş.



Sonuçta helen Braille alfabesiyle Fransızca, Almanca, Yunanca, ve Latince öğrenmiş. Her bir sözcüğü avuca yazma metoduyla üniversiteyi üstün başarıyla bitirmiş. Dünyada üniversiteyi bitiren ilk duyma özürlü kişi  Helen Keler olmuş. Dünyaca tanınan bir yazar olmuş aynı zamanda. 88 yaşına kadar görmeden, duymadan, konuşmadan ama özel bir metodla hem okuyan hem yazan faydalı olan biri Helen Keller... Ve tabii ki dehşet bir mücadele ve vazgeçmeme örnegidir.


Peki Pınar Çatalkaya adını duymuş muydun? Pınar'da sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmiş. 16 yaşında bağışıklık sisteminde meydana gelen bir hastalık sebebiyle, göz arkasında bir iltihap oluşmuş. Tedavi sonuç vermemiş. Göremez olmuş. Aradan yirmi yıl geçmiş. Çok iyi öğrenci olmasına rağmen, öğrenimine tedavi süresince devam edememiş. (Alexander Graham Bell gibi birinin yanına bırakılsa kimbilir neler olurdu tabii.)  "Ne oldum değil ne olacağım demeli" derler. Ne kadar doğru. Kim yarın ne olacağını bilebilir ki? Herşey insanlar için... Bugün Hayal Kahvem'e körlük hakkında üç yazı ekledim ya... Eski yazılarımdı. Geçen yıl gene bu zamanlar yazmıştım. Aralık ayına girdik. Peki 3 Aralık'ta ne var? Dünya Engelliler Günü. 1880'lerde yaşayan, hem kör, hem sağır olan  Helen Keler, kendisine tanınan imkanlardan faydalanarak, yeteneklerini geliştirebilmiş. Böylelikle hem kendine hem topluma faydalı bir birey olabilmiş. Zaten körler, acınacak ve çaresiz insanlar değiller. Sadece farklı öğrenme metodlarıyla öğrenmeye ihtiyaçları var.  Bizim okuduğumuz kitapları farklı yöntemlerle okurlar ya da dinlerler. Fırsat eşitliği ve yeterli olanaklar sağlanırsa görmek onlar için engel olmaktan çıkmaktadır. Gururla söylüyorum ki Pınar Çatalkaya, 31 ilde şubesi olan Altı Nokta Körler Derneği'nin çiçeği burnunda  Kocaeli Şubesi Başkanı'dır. Üniversite eğitimine başladı. Sosyoloji okuyor. Kitap okuma zorluğunu, dinleme cihazına kitapları okuyan gönüllüler sayesinde aşmaya gayret ediyor. Aynı zamanda bir okulun kütüphanesinden sorumlu.  Hem çalışıyor, hem okuyor, hem dernek başkanlığı yapıyor. Şahane biri Pınar Çatalkaya...  Pınar, memleketimin dehşet bir mücadele ve vazgeçmeme örneğidir. 




Şimdi... Sürpiz bir haberim var. Altı Nokta Körler Derneği'nin Kocaeli Şubesi ile Kocaeli Üniversitesi Dans Kulübü'nün işbirliğiyle ve şehrin tüm dans okullarının katkılarıyla 4 Aralık Pazar Akşamı KYÖD Sosyal Tesisleri'nde, saat 19.00 da Tango Gecesi düzenleniyor. İşte bu gece görme engelli olmasına rağmen Pınar'da tango yapacak.  Ve engellilere fırsat sağlanırsa, görme sorunu olması o insan için basit bir fiziksel sorun düzeyine inebileceğini bizlere  gösterecek.  Onlarla birlikte olmak ve rüya gibi bir gece geçirmek için,  Tango Gecesi için hemen bilet almak lazım. 
 

TANGO GECESİ
Bilet fiyatları öğrenci 15TL, diğer 20TL

Daha detaylı bilgi için Tepecik mah. Demiryolu cad. Belediye İşhanı Doğu Blok Kat:5 İzmit'teki Altı Nokta Körler Derneği'nden alınabilir. 0 262 322 94 39
Ya da Başkan Pınar Çatalkaya'ya  0535 665 10 70 nolu telefonundan ulaşılabilir.



3 Aralık 2010 Cuma

3 Aralık Dünya Özürlüler Günü


Galata Köprüsü'nde bir bahar günü kör bir kadın dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "Doğuştan Kör" yazılıymış. Pek çok insan gelip geçmesine rağmen kimse ona yardım etmiyormuş. Oradan geçen bir "Hayalci" bunu görmüş. Zavallı dilenciye acıyıp tabelayı almış, tabelanın arkasına bir şeyler yazmış. Olduğu yere tekrar bırakmış.Ne olduysa olmuş!.. Bu tabeladaki yazıyı okuyan herkes, dilenci kadının önündeki şapkaya para atmaya başlamış.Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına...

"GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖREMİYORUM!.."