gökyüzünde şato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzünde şato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2011 Cumartesi

Bağımlılıklarının Esiri Olan Birisiyim.


İtiraf ediyorum. Ben bağımlılıklarının esiri olan birisiyim. Mesela şu yukarıdaki fotoğrafta üzerimdeki ceket var ya... Yalanım yok, seneler senesidir giyiyorum. İnan, sayıya döküp yılını söylemeye utanıyorum. Ceket eskidi, kumaşı yıprandı, cep kenarları söküldü, dikildi, gene söküldü, gene dikildi... Hatta kolları bile çekti... Arkadaşlarım ve yakınlarım kaç kez "Soldu artık giyme şu ceketi." dedi. Hiç umurumda olmadı. Bir kulağımdan girdi. Diğer kulağımdan çıktı. Yok, vazgeçemiyorum. Resmen bağımlılık vaziyeti. Aynı ceketi tutkuyla giymeye  devam ediyorum. Giydiğim zaman adeta huyum suyum değişiyor, ceketle bütünleştiğimi hissediyorum. Dün İstanbul'a gidiyordum. Oldukça sinir bozucu bir görüşme yapacağımı biliyordum. Evden çıkarken bir an durdum. Fazla düşünmeden kapının girişinde asılı duran kadife ceketimi kaptım. Sırtıma geçirdim. İster inan ister inanma... Görüşmede dirhem öfkelenmedim. Nasıl tesir ediyor bilmiyorum. Resmen kadife yumuşaklığında idi sinirlerim... Müşterimin sorularını sabırla dinledim. Mûnis bir eda ve  şefkat dolu cümlelerle cevaplar verdim. Toplantım hiç korktuğum gibi geçmedi. Bilakis çok olumlu neticelerle bitti. Nasıl sevindim anlatamam. Çıkışta ceketimin kolunu sıvazladım. "Gene bana iyi geldin. Senden asla vazgeçemem." dedim.


Peki Zagor! Tamam, itiraf ediyorum Zagor da bir çeşit bağımlılık benim için. Dün yolum Kadıköy'e düşünce, hemen Büyülü Rüzgâr'a daldım. Bir de ne göreyim? Heyy!.. Zagor'un dev albüm boyutunda yeni macerası çıkmamış mı? Adı Gökyüzündeki Şato... Of! Zagor'u gördüğüm zaman var ya... Of aman aman aman... Kalbime bir şey oluyor... Neler olduğunu, kelimelerim yetersiz kalır, anlatamam. Ben o dergi boyutundaki Zagor macerasını hangi ara durduğu raftan kaptım? Hangi ara kasaya gidip ödemesini yaptım? Ne vakit çıkıp ilk bulduğum kafeye oturdum? İnan hatırlamıyorum. Diyeceğim odur ki  o koca boyut Zagor dev albümünü gördüğüm anda, kendimi Gökyüzündeki Şato'da,  siyah beyaz renkler arasında, fantastik bir dünyada  buldum. Kaç defa  "Kadın kısmı çizgi roman okur mu?" dediler. Ya da "Bu yaşta çocuk gibi Zagor okunur mu?" diyen çok oldu. Bir kulağımdan girdi. Diğer kulağımdan çıktı. Hiiç aldırmadım hiiçç.. Yoo, uzun zaman çocukluğumdaki gibi  gizli gizli okuduğumu söylemeliyim. Şimdi... Çekinmem filan kalmadı! Olursa çaparizlik eden hiiçç aldırmam!  Çizgi romanları illa erkekler ve çocuklar mı okuyacak? Evet, bu yaşta ve kadın halimle Zagor okuyorum. Ne var yani? Diyeceğim odur ki artık iyice eminim. Ben bir Zagor bağımlısıyım. Oturdum boş bulduğum bir masanın ucundaki koltuğa...  Çıkardım Zagor'u poşetinden... Uzun uzun kapağına baktım önce... Akabinde ve detayında kapak sayfasını çevirdim.  Okumaya tüm merakımla başlayacaktım ki çilli garsona seslendim: "Bir Türk  kahvesi lütfen, bu kez damla sakızlı olsun." dedim. Eyvah! Şimdi ben ilk kahve kokusunu ne vakit, kaç yaşımda duyduğumu,  nasıl Türk kahvesinin bağımlısı olduğumu anlatmaya hiiççç başlamayayım. Allahım, nedir bu durumum benim? İnan çoğu zaman kendimi çözemiyorum. Gördün mü, yazımın başında söylemiştim. Ben bağımlılıklarının esiri olan birisiyim.