deyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2012 Pazartesi

Ana'lı Ve Baba'lı Deyimlerle Bir Deneme Yazısı


Yılın son ayı ile  ilk ayı işim açısından en debdebeli günlerimdir. Bugünlerde eskaza denk gelirsek, beni sinirlerim tepemde, babalarım üstümde görebilirsin. Abartıyorsun gene demezsen eğer, bu aylarda anamdan emdiğim sütün burnumdan fitil fitil geldiğini söyleyebilirim. Şimdi ben böyle dertleniyorum diye ana kuzusu sanma beni e mi? Yoo… Genellikle cadının tekiyimdir. Misal bu ya, rakiplerim çelme takmak, dirsek atmak isteyebilir. Uymam onlara asla… Bildiğim ana yoldan sapmam çetrefilli patikalara… Bööölee dümdüz devam ederim burnumun istikametindeki yolda… Sonraa... Kimi zaman koskoca şirketler anamı ağlatıp, müşterilerimin istediği fiyatları vermeyebilir. Bu durumlarda işi raconuna uydurabilmek için, müşterilerimi, alttan almam, pohpohlamam gerektiği sanılabilir. Yooo… Yapamam. Anan yahşi, baban yahşi  diyecek bünyeye sahip değilim. Hiçbir şeyi saklamam. Vaziyeti müşterilerime "böyleyken böyle" diyerek beyan ederim. Benim işimde güvenilir olmak çok mühimdir. Söylesene, hin oğlu hin, kurnaz, çıkarcı, anasının gözü biri olmak bana ne kazandırabilir? Sadece bu günümü kurtarabilir. O kadar... Peki sonra? Çekirge bir sıçrar... İki sıçrar, öyle değil mi? Ancak dürüst iş yaparsam uzun yıllar işimde başarılı olabilirim. Anamın ak sütü gibi helalinden para kazanabilirim. Başım yukarıda, huzur içinde dolaşabilirim. Müşterilerim babalarının hayrına mı iş veriyorlar bana?Tabii ki, hayır!..  Her Allahın günü ofis neden  ana baba günü oluyor peki? Neden mi? Heey! Benim müşterilerim nasıl ağır başlı, iyi yürekli, olgun, baba adamlar ve tatlı kadınlardır anlatamam sana… 

Hepiciğinin babalarına rahmet... Neden olacak?  İyi sigortacıdan anlıyorlar elbet:) 



15 Haziran 2011 Çarşamba

Kahve Molası - Bir Deyimle Geyik Çevirme...


Tamam. İşlere ara verdim. Amaa... Yok. Bu molada kahve hüpletmek niyetinde hiiç değilim. Bu sabah  ofise gelirken köyde yolun kenarındaki teyzelerden dut  satın aldım. Sakın yolda  rast gelip aldım sanmaayın... Yooo... Organize bir iş yaptım. Hiç yolumun üstünde değillerdi valla. Bile isteye oraya saptım. 

Canlarım ya... Oturmuşlar dizim dizim güneşin altında... Bahçelerinden topladıkları kiraz, erik, dut... Allah ne verdiyse satıyorlardı.  "Selamün aleyküm teyze, dut kaça?" dedim. "Kutusu iki lira." dedi. "Bir kutu beyaz bir kutu kara dut verir misin?" dedim. Satın aldım ya şimdi kararlıyım. İllaki  dut yiyeceğim. 

Canım sıkkın azıcık da... Dün ofisten çıkarken iş programıma bakmıştım. Bu hafta meğer ne çok  işim varmış anlatamam. Hayaller her zaman gerçek olamıyor ne yazık ki. Veee...  Ben bu hafta gene  İstanbul'a gidemeyeceğim... Of! Feci bu durum... Feci...  

Canım sıkıldı tabiatıyla. Suratımı fena hâlde astım. Size bir şey söyleyeyim mi, bir süre hiç kimseyle konuşmak monuşmak  istemiyorum, tamam mı?  Bu dünyanın gelmişine geçmişine dertlenmek istiyorum. Hiiç bulaşmayın bana... Hiiçç...  

Şimdi dut yiyeceğim. Efendime söyleyeyim, kararlıyım dut yemiş bülbüle döneceğim. Evet yapacağım! Dut kasesini büyük bir kararlılıkla elime aldım. Tam bir tane dutu ağzıma atıyordum ki kalakaldım. Bir dakika... Tamam. Bülbül dut yemiş. Bülbül dut yiyince dut yemiş bülbüle dönmüş dönmesineee... İyi deee... Ne olmuş ki bülbül dut yiyince? Allahım! Dutu geri bıraktım. Gözlerimi pörtletip dut kasesine bakakaldım.  

Aldı mı beni bir düşünce! Ne biliyorum? İyice şakıyordu belki bülbül dut yiyince... Allah saklasın! Ya öyleyse? Hemen deyimler sözlüğünü açtım. Buldum. Dut yemiş bülbüle dönmek... "Önce çok konuşurken artık sesi çıkmaz olmak, konuşkanlığını yitirmek." Oh! Çok şükür... Olmak istediğim vaziyet böyle bir şey işte. Konuşmak istesem bile kim ne derse desin ağzımdan ses çıkmayacak...  Aynen böyle... 

Deyimler Sözlüğü Reşat Nuri Gültekin'in o güzeller güzeli Çalıkuşu adlı romanından şöyle bir örnek vermiş. "Sabahtan akşama kadar durmadan söylenen geveze Çalıkuşu, dut yemiş bülbüle dönmüştü." Tamam. Tam istediğim gibi... Doğruydu demek ki... Hemen bir dutu ağzıma attım. Nefis. Bir tane daha... Bir tane daha... 

Tam dut yemeğe dalmıştım ki telefonum çaldı. Korkarak açtım. Önce duraksadım.  Amaa... Cevap vermem lazım.... Çünkü karşımdaki çok sevdiğim bir  müşterim: "Aloo.. Aloo!" diyor. Güldüm kendime. Ayol ben bülbül müyüm ki dut yiyince dut yemiş bülbüle döneyim  öyle değil mi? Koskoca müşteriye cevap verilmez mi? Hem de nasıl nazik, kibar ve ciddi biri...  Bilin bakalım neydi ağzımdan çıkan ilk kelime: "CİK!" 

Yaaaa.... Böyeyken böyle:)


25 Ocak 2011 Salı

Deyimlerle Geyik Çevirme



Tamam. Kabul ediyorum. Tuhaf biriyim. İlgim dağınık, merakım obur, bilgim yarım yamalak. Ailemde herkes normal. Ben değişiğim. Kaç kere sordum. İtiraf etmiyorlar. Şüpheleniyorum. Evlatlık olabilirim.  

Niye anlatıyorum şimdi bunları biliyor musunuz? Bazan muhabbet ederken misal, durup duruken ilgim dağılıyor,  iştahla merak  ediyorum, bilgim  yarım yamalak olunca da kafamın içindeki kıt bilgileri birbirine karıştırıyorum.  Ortamdan kopuyorum bu durumda tabii.. Karşıdan bakana şaşkın bir görünüm veriyorum. Mesela, bakın şimdi;


Biri "Moralim bozuldu!" derse, ne diyeceğimi bilemiyorum. Elektrik bozulsa, elektrikçiyi, musluklar bozulsa muslukçuyu, televizyon bozulsa televizyon tamircisini, bilgisayar bozulsa bilgisayarcıyı çağırabilirim. Morali bozulan biri için kimi çağırabilirim ki acaba diye derin derin düşünüyorum.


"İyilik iyiliği doğurur!" ya da tam tersi "İyilikten maraz doğar!" derler ya, çok şaşarım. Hemen muhabbetten koparım. İyilik... Doğurabiliyor... Üstelik "iyilik", bazan maraz bazan da "iyilik" doğurabiliyor. Allah Allah!.. "İyilik" canlı bir şey mi ? Hatta doğurabiliyor ya madem, "iyiliğin" cinsiyeti kadın olabilir mi?


"Sıkıntıdan patladım!" diyen biri de kafamı çok karıştırır sözgelimi... Hemen koparım gene muhabbetten... Bu sözü söyleyen kişinin yüzüne, gene uzun uzun bakar düşünürüm... Acaba "sıkıntıdan patlamak" nasıl bir şeydir? Sıkıntıdan patlayan kişi, kendini tabanca olarak mı hissetmektedir? Yoksa mısır mı? Yoksa şampanya mı? Belki de balon... Sakız olabilir mi? Belki de tüfektir... Aaa! Lastik de patlamaz mı? Bir dakika apandist de olabilir.. Aman Tanrım! Ya bombaysa? Yazmayayım dedim ama, yazacağım işte... "Sıkıntıdan patladım" diyen kişi, şu anda hayalimde tüpgaz şeklinde canlanmaktadır!..


Şimdi aklıma ne geldi biliyor musunuz? "Muhabbetten koparım!" diyorum ya hani... Aaaa! Muhabbet lastik mi? Yoksa muhabbet internet mi? Ya da zincir olabilir mi? Fırtına mı yoksa? Aman Yarabbim muhabbet, kıyamet olabilir mi? 

Hoppala! Böyleyim işte... "Kafana takma!" mı diyorsunuz yoksa... Aman sakın ha! Böyle bir şey söylemeyin bana!.. Aman ha!.. Şimdi ben gene bir başlarım yazamaya..."Deli mi  ne?" diye kaçarsınız benden valla... 

Tamam! Nerden geldi şimdi bunlar aklıma! Yeter!. Yeter! Şaşırdım kaldım valla!

16 Kasım 2010 Salı

Deyimlerle Bir Deneme Yazısı-Huyum Kurusun Cimriyim.

Nasıl yani? Diyelim ki, ben birine söz verdim. Sonra verdiğim sözü geri isteyemez miyim? Söz aramızda, huyum kurusun, biraz cimri biriyim. Hani ben bir söz verdiysem, ne bileyim o sözü emaneten vermiş olabilirim. Yarabbim! Yoksa verdiğim söz ebediyen gidiyor mu elimden? Artık o sözün bende kullanım hakkı kalmıyor mu yoksa? Eyvah! Kullanamıyor muyum artık o sözü bir daha? Yapmayın!.. Bilmiyordum ki vallaha. Şimdi öğrendim. Verilen söz geri alınmaz mı? Kim demiş? Söz verme, verirsen geri dönme mi? Niye ki? Birisi benden söz isterse veririm. Ama sonra kesinlikle verdiğim sözü bana geri vermesini isterim. Sözümü ağzıma tıkamayın da bir yol beni dinleyin. Sözüm meclisten dışarı ama, siz beni çıldırtmak için söz birliği mi yaptınız kuzum yoksa? Söylediğiniz sözü bilin öyle söyleyin lütfen! Açık açık söyleyin, niçin dönemiyor muşum sözümden? Sözü ağzınızdan dirhemle çıkarmayın rica ederim? Yooo! Ben sözümü ayağa  düşürmedim ki! Basbayağı birine söz verdim. Verdim ama verilen sözün geri alınmayacağınısözü kimse söylemedi ki bana! Cimriyim diyorum arkadaşlar! Huyum kurusun cimriyim. Bana ne? Verdiğim sözü  geri isterim! İs - te - riiim!

10 Ocak 2010 Pazar

Huyum Kurusun Cimriyim, Geri İsterim!

Nasıl yani? Diyelim ki, ben birine söz verdim. Sonra verdiğim sözü geri isteyemez miyim? Söz aramızda, huyum kurusun, biraz cimri biriyim. Hani ben bir söz verdiysem, ne bileyim sözü emaneten vermiş olabilirim. Allahım! Yoksa verdiğim söz ebediyen gidiyor mu elimden?Artık o sözün bende kullanım hakkı kalmıyor mu yoksa? Eyvah! Kullanamıyor muyum artık o sözü bir daha? Yapmayın!.. Bilmiyordum ki vallaha. Şimdi öğrendim. Verilen söz geri alınmaz mı? Kim demiş? Söz verme, verirsen geri dönme mi? Niye ki? Birisi benden söz isterse veririm. Ama sonra kesinlikle geri vermesini isterim. Sözümü ağzıma tıkamayın da bir yol beni dinleyin. Sözüm meclisten dışarı ama, siz beni çıldırtmak için söz birliği mi yaptınız yoksa? Söylediğiniz sözü bilin öyle söyleyin lütfen! Açık açık söyleyin, niçin dönemiyor muşum sözümden? Sözü ağzınızdan dirhemle çıkarmayın rica ederim? Yooo! Ben sözümü ayağa mayağa düşürmedim ki! Basbayağı birine söz verdim. Verdim ama verilen sözün geri alınmayacağını kimse söylemedi ki bana! Cimriyim diyorum arkadaşlar! Huyum kurusun cimriyim. Bana ne? Verdiğim sözü geri isterim! İS TE RİİİM!!!

14 Mart 2009 Cumartesi

"Baş"lı Deyimlerle Bir Deneme

Bıçak kemiğe dayanmıştı a dostlar! Bıçak kemiğe dayanmıştı sahiden! Nedir bu çilem? Hergün sabah kalk, çocuğu,eşi besle; gönder okula,işe. Sonra yemeği koy ocağa. Ben de çalışıyorum ama kime ne?Başına vur,ağzından lokmasını al bir insan olunca ben, başlarına taç etmeyecekler ya beni, yerden yere vuracaklar işte böyle!.. Keşke baştan savma iş yapmayı becerebilsem... Nerdeee? İlla her gün evi baştan aşağıya silmem gerkiyor.Bu hep ablamın başının altından çıkıyor. Yoo! Ablamı severim,yanlış anlaşılmak istemem. Ablamın başımın üstünde yeri var. Ama ben küçükken alıştırmış bir kere. Kendisi temizlik hastasıdır da üzerinize afiyet! Korkuyorum bu temizlik koşturması bir gün benim başımı yiyecek. Temizlik ve yemek. Bitse. Sonra da doğruca işe. Gün boyunca inanın başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum. Üstüne bir de ofise misafir gelmiyor mu?Yumuşak yüzlüyümdür, işim var deyip de, başımdan da savamıyorum kimseyi... Gelenlerin çoğu ev hanımları. Başlarında kavak yelleri esiyor. Bitirmişler ev işlerini, şimdi canları muhabbet istiyor. Başımla beraber, nedemek? Ben de severim kahve eşliğinde muhabbet de işim bitmiyor ki! Ama bu hanımlar var ya başlarına devlet kuşu konmuş bilmiyorlar. Ohh! Ne güzel keyif yapabiliyorlar!.. Başlarına buyruk dolanıyorlar. Ama ben işten güçten baş alamıyorum ki! Hem ev , hem ofis, vallahi ne kafa kaldı ne beyin! Artık başedemeyeceğim. Kaderimin önünde boyun eğmek istemiyorum. Sanki bende bir isyankar ruh başgöstermeye başladı songünlerde. Alıp başımı gitmek istiyorum okyanus ötelere... Evet.. Evett! A dostlar! İsyan edeceğim kaderime ve başımı alıp gideceğim.Ne? Başımdan büyük işlere mi kalkışıyorum? Böyle mi düşünüyorsunuz sahiden? Durduk yerde başımı belaya sokmayayım mı? Bu halim benim başımı mı yiyecek? Hangi düşünceler mi beni baştan çıkarıyor? Bu yaştan sonra başıma bir hal mi gelebilir?Hiç umrumda değilsiniz a dostlar, hiç umrumda değilsiniz! Arkamdan istediğiniz kadar başbaşa verin ve beni çekiştirin! Başımı alıp gidiyorum ! Hemen!...Şimdi... Haydi bana! Baş!.. Baş!..


NOT: Deyimler Sözlüğü'mden bu kez "BAŞ"ile ilgili deyimlerle bir deneme yazdım. Buradayım. Başımı alıp bir yere gitmedim. Hanım hanım oturuyorum. Merak Etmeyin!

28 Şubat 2009 Cumartesi

"Aç"lı Deyimlerle Bir Deneme- 3


Uykum kaçtı. Kalktım. Ne yapmalıyım?Kitabım var aslında okuyordum. Okurken uyumuşum. Ferhan Şensoy'un Karagöz ile Boşverinbeni adlı kitabı.Okumaya bu gece başladım. Kitapta iki bölümlü anlatım var. Birinde Yazar'ın kendi gündelik yaşantısı, diğerinde mutfak penceresinin denizliğindeki kuluçkada bir kumrunun ve sonrasında yumurtadan çıkan iki kumru yavrusunun öyküsü. Daha kitabın başlarındayım. Açık konuşmak gerekirse,kitabın kumrulu bölümleri daha hoşuma gitti. Zaten kitap adını, bu iki kumrudan almış. Biri Karagöz. Diğeri Boşverinbeni. Kumrular, yazarın balkonunda doğuyorlar(!) Anneleri gidiyor.Dönmüyor. Aç biilaç kalıyorlar yavrucaklar. Baba zaten başında bir görünüyor.Sonrasında hiç yok. Aç açına nasıl bırakır bir kumru yavrusunu? Kumruları incelemek lazım. Acaba hepsi mi böyle?Ya bir kedi falan gelse. Aç kurt gibi bebe kumruları yese. Hiç düşünmüyorlar mı? Açık yüreklilikle söylemeliyim, bu öyküden sonra kumrulardan soğudum. Açık seçik görülüyor ki bu kumru denilen hayvanlar,yumurtlamayı biliyorlar, sonra bebelerini açık havada,aç karnına bırakıyorlar. Hangi canlı bebesine böyle bir şey yapar ki? Daha kitabın ilk bölümlerindeyim. Belki ilerleyen bölümlerde, anne ve baba kumrunun neden böyle davrandıkları açığa çıkacak. Kimbilir?

Uykum geldi aslında.Ama kumruyu incelemeden mümkün değil uyuyamam. Kumrulu deyimler var mı diye düşünüyorum.Olmaz mı? Birbirlerinden ayrılmayan çiftlere denir ya, çifte kumrular diye. Uyumam lazım. Gözlerim kapanıyor. Neden deyimleri gecenin bu saatinde arpacı kumrusu gibi düşünüp duruyorum? Açığa çıkarmadan kumruların durumlarını uyumam mümkün değil ki! Hemen baktım googledan. Kumru, güvercingiller soyundan. Eşlerine çok bağlı kuşlarmış. Eşlerden biri ölecek olursa, kalan eş ömür boyu başkasıyla eşleşmezmiş. Dal parçalarından basit bir yuva yaparlarmış. Senede iki yumurta yumurtlarlarmış. Yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlarmış. Hoppala! Ama bu kitapta başta anne ve baba kumru vardı. Önce baba,sonra anne yok oldu. Bebelerin açlıktan nefesleri kokuyordu ki yazar imdatlarına yetişti. Durun bakalım belki devamında herşey açığa çıkacak... Off! Şimdi de kitabın devamını merak edeceğim. Bana birisi uykuyu haram mı etti ne? Aman Allah Korusun! Açık söylemeliyim uykuyu çok severim. Hemen uyumalıyım hemen. Uyku konusunda açmaza düşmemeliyim:)