12 Mart 2020 Perşembe

Yaptım, Yapıyorum, Yapacağım:)

   Doğanın uyanışını seyrettim. Seyrediyorum. Seyredeceğim.



 2hafta 1 gün adlı  Podcast'i ilgiyle takip ediyorum.
https://medyascope.tv/podcast/2hafta-1gun/ 



  Şahane filmler  ve tiyatro oyunu seyrettim.


    Şahane diziler seyrettim, seyrediyorum.




Hem  film seyrettim hem muhabbet dinledim.



   Kitap okudum. Okuyorum. Okuyacağım, Ukulele çaldım. Çalıyorum. Çalacağım:)


 

 Orhan Pamuk'un Kar'ını okuyunca, dayanamadım, Kars'a gittim, geldim:)


  Bulgar göçmeni arkadaşımdan öğrenmiştim.
Her Mart ayında marteniçka yaparım.  Gene yaptım.
Dilek tutup bileğime taktım.
Şimdi leylekleri gözlüyorum. İlk leyleği gördüğümde bileğimden çıkaracağım.
Çiçek açan bir ağacın dalına asacağım:)



8 Mart 2020 Pazar

Vücut Uzuvlarında "Korona" Değil "K" Salgını:)



Refik Halit Karay'ın Türkçenin Tadı ve Ahengi adlı kitabının sayfalarında dolanıyorum.  150. sayfada yazarın bir tespitine denk geldim. Türkçemizdeki "k" salgınından söz ediyor. Misal olarak vücudumuzun uzuvlarını bildiren isimleri tek tek sayıyor. 

"Kafa, kol, karın, kas, koyun, koltuk, kaburga gibi bir çok kelime "k" ile başlar. 

Bu harfle başlayıp bitenleri de vardır: Kulak, kasık.

Sonlarında ve aralarında "k" bulunan ise pek çoktur:
Dirsek, yanak, bacak, şakak, tırnak, parmak, oyluk, topuk, gırtlak, barsak gibi... 

Ya üç "k"lı kıkırdak!"

Meğer uzuvların isimlerinde ne çok "k" varmış.  Daha önce fark etmemişim. 
Şaştım kaldım:)



6 Mart 2020 Cuma

Ve Ka. Ve Kar Ve Kars Ve Roberto


Orhan Pamuk'un Kar adlı romanını yıllardan sonra yeniden okumaya başladım. 
Romanın kahramanının adı - Ka.  
Romanın  adı - Kar
Romanın mekanı - Kars  
Ka... Kar... Kars... 

Ka, kulaklarında Pepino di Capri'nin  Roberta'sı, kar altında, Kars'ın yoksul, ıssız sokaklarında yürüyor. Yıllar sonra... İnternet sayesinde... Roberta'yı dinleyerek okuyorum Kar'ı. Roman resmen bu müziğin ritmiyle akıyor.  O kadar güzel ki...


Ka, Faikbey Caddesi'ndeki Yeni Hayat Pastahanesi'nde  İpek'le buluştu şimdi.  Kitabın kurgu olduğunu unutan saf okur olarak az sonra, bu pastahanenin fotoğrafını görebilmek amacıyla gugıllamaya karar verdim. Hey! Du bi, dedim... Yeni Hayat, Orhan Pamuk'un diğer  romanının ismi değil mi?  Hay canına!  Resmen okurlarıyla oynuyor. Bayıldım...  
Hafiye ruhumu uyandırdım.  Müsaadenizle oyunların izini sürerek Kar'ı okumaya devam etmeliyim.



1 Mart 2020 Pazar

Ve Yaz Ve Ahmet Haşim Ve İncir Kokusu Ve Kardeş


"Yaz, bir sevgili gibi, yüzüme saçlarını yaklaştırmış, ruhuma sarılmıştı." 

Bu cümleyi mesaj yazıp, kardeşime gönderdim.  Bir hayli zaman sonra  onay işareti mavileşti. "Vuuu ablam, sen mi yazdın?" diye cevap verdi.  Ben mi, dedim kendi kendime... Kardeşimin mesajı hoşuma gitti. 

Durur muyum? Hemen rolümün gereğini yerine getirdim.  
"Bak şimdi... Kırdaydım. İki bahçe arasında, harap bir yoldan geçiyordum. Birden burnum incir yapraklarının kokusunu almıştı. Bir mucize ile birden iki gözü açılmış bir kör gibi bütün duyularımın bir kamaşma içinde kaldığını hissetmiştim. İşte o esnada yaz, bir sevgili gibi, yüzüme saçlarını yaklaştırmış, ruhuma sarılmıştı. Biliyor musun, seneler sonra yazın çehresini o gün tekrar görebilmiştim." diye yazdım. İşaret parmağım havada bir süre bekledim.  Tereddüt etmedim. Tıkladım. Mesajımı gönderdim.

Öğretmen kardeş bir gülücük attı. Devamında şöyle yazdı:
"Unutma ablam, ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...:)"

Ahmet Haşim'in Bize Göre adlı deneme kitabını okuyordum. Şairin denemeleri resmen şiir lezzetindeydi. Bu cümlesine bayılmıştım. Kardeşimin hoşuna gideceğine emindim. Kitabı okumayı kesip, kardeşime cümleyi gönderdim. Şaka da olsa, sen mi yazdın,  cevabı hayal çarklarımı tıkır tıkır çalıştırmaya yetti.  Kitabı elime aldım. Sanki ben  yaşamışım gibi yazarın cümlelerini mesaja geçiriverdim. Kül yutar mı? Anlamıştı cümlelerin gerçek sahibinin Ahmet Haşim olduğunu öyle mi? Ben de durur muyum...  Yazmaya devam ettim:

"Yazın mahrem rahiyası, incir yapraklarının sert, yeşil kokusudur." diye Ahmet Haşim'in Yaz Kokusu başlıklı deneme yazısının son cümlesini yazıp kardeşime gönderdim.

" Canım ablam" dedi ve gülmekten gözlerinden yaşlar akan bir imoji gönderdi.
"Sular sarardı...  Yüzün perde perde solmakta...  Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
Şekerim, bu muhabbeti bir an önce  keselim,  yemekler ocakta yanmaktaaa:))

Sonra mı? Ne olacak? Sonrası iyilik güzellik...


17 Şubat 2020 Pazartesi

Yaptım... Yapıyorum... Yapacağım...

Seyrettiğim filmi yine yeni yeniden seyrettim.
Hastasıyım:)



Dizi seyrettim.
Çok cici bir dizi olması sebebiyle bünyemi sahiden zorladı,
Sert bir diziye ihtiyacım var. Tavsiyelerinizi rica edeceğim:)




Takiplerindeyim:)
Çok gülüyorum.


Büyük bir hevesle Amelie müzikaline gittim.
Meğer müzikal iptal edilmiş.
Biletix tek mesaj atmadı ya... Tiyatronun kapısında
ŞAŞAKALDIM. DONAKALDIM. KALAKALDIM.
Ve kendi sitelerinde de halen yazmıyor.
Rezaletin daniskası!


Kopyalanmış Adam'ı bitireceğim.
Gözleri Görmeyen İki Adam'a geçeceğim.


11 Şubat 2020 Salı

Yaptım... Yapıyorum... Yapacağım....

Filmler seyrettim.


 Benim öğretmen kardeşle dedikodu yapmak niyetiyle bu kitabı ısmarladım.
-Gizli not- 
Sevim Burak ve Peyami Sefa arasındaki aşkı anlatıyormuş.
İki kardeş edebiyat dedikodularına bayılırız:)




Yıllardan sonra Beyaz Kale'yi tekrar okudum. Bayıldım:)
Kitaplarımın arasından ilk baskısını buldum. 
İnternet zamanındayız madem dedim,
hakkında yazılmış bilumum  araştırma yazılarını,  akademik tezleri buldum okudum. 
Örnekse;





  
Takipçileri oldum:)


  Bilet aldım. Gideceğim.


2 Şubat 2020 Pazar

Yaptım... Yapıyorum... Yapacağım:)

 Diziler  seyrettim.



  Filmler  seyrettim.



Ispanyolca öğrenmeye başladım.



Eee... İspanyolca öğrenmeye başlayınca, İspanyol müziği dinlemeliyim dedim.
Bu gösteriye gideceğim.



Amedeus'a, piyano çalabilen arkadaşım Ruhan'la gideceğim. 
İki-üç tane klasik müzik parçası biliyorsam sayesindedir:)



Danzon yazmıştı. Gideceğim. Çok ilginç.  Baksanıza:



Veee. Elbette, kitap okudum. Okuyorum. Okuyacağım.
Ukulele çaldım, çalıyorum, çalacağım:)



26 Ocak 2020 Pazar

Romanların İçinden Geçen Tablolar


"Bir an Vermeer'in Subay ve Gülen Kız tablosu geldi aklına, kızın yüzündeki ifadeyi, fincanı kavrayan ellerinin tam konumunu, yüzü görünmeyen adamın kırmızı ensesini anımsamaya çalıştı. Duvarda asılı olan mavi harita ve pencereden giren güneş ışığı zihinde belirip kayboldu, şimdi kendisini kuşatan güneş ışığına o kadar benziyordu ki."


-NOT- 
Paul Auster'in Cam Kent adlı kitabını okurken 21. sayfada bu cümlelere denk geldim. Kitabı elimden bıraktım. Telefonumdan bu tabloyu gugılladım. Elbette hemen buldum. Paul Auster'in cümleleriyle resmi inceledim. Bu kez ressamı merak ettim. Hollandalı Johannes Vermeer 1632-1675 yılları arasında yaşamış. Meğer  İnci Küpeli Kız'ın ressamıymış. 



19 Ocak 2020 Pazar

Şifa niyetiyle Seyredilen Filmler - Karakomik Filmler 2


Üzerinize afiyet, bir haftadır  feci hastaydım. Üstelik bulaşıcı diye karantinada kaldım. Kimseyi eve almadım.  Önce titreme ve üşümeyle başladı. Allahım, ne yapsam ısınamadım. Üstüne ateş, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,  bitkinlik, bilumum belirtiler,  ne ararsanız vardı. Doktora gittim. İlaçlarımı aldım. Diyebilirim, ilk üç gün gece gündüz yataktan çıkamadım. Arada uyanıyorum. Bişiler içiyorum.  Gözlerimi açamıyorum. Tekrar yatağa kapaklanıyorum.  Dört gün sonra aynaya baktığımda,  gözlerimin ip gibi incecik kaldığını görünce zıpladım.  "Hop dedik! Tamam kızım, haydi bakalım, çık artık şu hastalık girdabından" dedim.  Ve sözümü dinledim. 

Biliyorum şimdi  söyleyeceklerimi duyanlar, "Allah gecinden versin, ölürken selavat getireceğine sinemaya gidersin sen," diyeceklerdir eminim.  Galiba haklılar. Tövbe Yarabbim! 

Benim bünye başka türlü kendine gelmezdi yeminle. Hele Cem Yılmaz'ın ikinci Karakomik  Filmler'i bizim şehre gelmişse...   Anne sözü dinler gibi masum... Marş marş sinemaya gittim.

İnsanlardan uzak, kenar köşe bir koltuğa oturdum. İki draje  şifalı ilaç niyetine iki karakomik filmi tüm merakımla seyrettim. Film bittiğinde yanağımdaki yaşı siliyordum.  İçimin ısındığını hissettim. 

Hava ayaz mı ayazdı. Ellerim ceplerimde eve doğru yürüyordum.  Film şifasını geçirmişti.  İyileştim.


13 Ocak 2020 Pazartesi

Yaptım... Yapıyorum... Yapacağım...


 ... Seyrettiğim Filmler... 



... Tiyatroya Gittim ...



...Takip Ediyorum...
  



 ... Okuyorum... 



... Gideceğim...