Filmler seyrettim.
Hayal Kahvem
12 Ocak 2026 Pazartesi
Kendimi Eylediğim Zamanlar
11 Ocak 2026 Pazar
Bilmiyorlar ama Onlar İlgiyle Takip Ettiğim Kız Kardeşlerim:)
10 Ocak 2026 Cumartesi
Hoşnutsuz Hallerim....
1989 doğumlu İspanyol yazar Beatriz Serrano’nun Hoşnutsuz adlı ilk romanını büyük bir keyifle okuyordum.
Madrid’in plaza hayatı, modern dünya sancıları... Anlatım akıcıydı. Ta ki 103. sayfadaki o cümleye çarpana kadar:
"...ve Ukrayna'dan satın aldığı bir bebeği vardı."
Bir an durdum. "Ukrayna'dan satın alınan bebek" mi? Bir çeviri hatası olmalı, "Evlat edinmek" (adopted) falandır belki diye düşünerek kitabın İngilizcesine baktım:
"…and a baby they bought in Ukraine."
Hayır, yazar tam olarak bunu söylemişti: Ukrayna'dan bebek satın almak...
Ukraynalı arkadaşım Tatyana geldi aklıma, bu cümleyi okusa kim bilir ne kadar üzülürdü.
Yazar, modern dünyanın sığlığını, zenginlerin her şeyi bir tasarım objesi gibi görmesini ve parayla her şeye sahip olabileceklerini sanmalarını sert bir dille eleştiriyor olabilir.
Eleştiri yapmak isterken, bir ülkeyi doğrudan bir pazar yeri gibi konumlandırıp insan onurunu bu kadar nesneleştirmek, acaba eleştirdiğimiz o duyarsız dünyanın bir parçası olduğumuzu mu gösteriyor?
9 Ocak 2026 Cuma
Edebiyat Akrabalıkları
"Edebiyat akrabalıkları, hiçbir zaman buluşup bir kahve içemeyeceğiniz insanların yeryüzüne dağılmış varlığını hatırlatır size. Gene de asıl buluşmanın edebiyat olduğunu bilirsiniz," der Murathan Mungan.
O, benim için sadece bir yazar değil, rehberliğiyle ufkumu açan, hiç tanımadığım yazarları, kitapları, filmleri, şarkıları keşfettiren kıymetli bir "edebiyat akrabası".
Türkçenin o aziz lezzetini onun kaleminden tatmak, yazdığı her kitabıyla yeni dünyalara kapı aralamak benim için büyük bir şans.
Bugün yolda araba kullanırken Eylül Görmüş'ün her bölümünü ilgiyle takibinde olduğum Pandora'nın Merakı programına konuk olduğu o şahane bölüme denk geldim.
Direksiyon başında sadece dinlemek yetmedi. Anlattığı o görsel zenginlikleri, gösterdiği detayları kaçırmamak için şimdi ekran karşısına geçiyorum. Hem o eşsiz sohbeti yeniden dinleyecek hem de bu görsel şöleni keyifle seyredeceğim.
Murathan Mungan ile iyi ki aynı coğrafyanın ve aynı dilin insanlarıyız..
Peki ya Eylül Görmüş? İyi ki var... İyi ki böyle harikulade programlar yapıyor.
Hele bu gerçekten olağanüstü bir sohbet...
Çok ballıyım:)
8 Ocak 2026 Perşembe
Ocak Ayında Bir Kış Masalı... Fındıkkıran
Aylık programıma bakarken tamamen unuttuğum bir biletle karşılaştım.
Meğer aylar önceden Fındıkkıran bileti almışım! Muhtemelen o zamanlar, fiyatlar artmadan ucuza alayım diye erkenci davranmışım. Aferin bana, ne iyi yapmışım!
Vee... Gelen grup çok önemliymiş; Gürcistan Devlet Balesi, bale dünyasının efsanesi Nina Ananiashvili yönetiminde sahne alıyormuş.
Fındıkkıran’ın o meşhur karlar altındaki sahnelerini Tchaikovsky’nin eşsiz müzikleriyle izlemek tam bir görsel şölen olacak.
Gri bir ocak gününü bir masalın içinde geçirmek için sabırsızlanıyorum. :)
Minik bir not: Hikaye bir Noel gecesi, küçük Clara’ya hediye edilen bir fındık kırma oyuncağının gece yarısı canlanıp yakışıklı bir prense dönüşmesini anlatıyor. Birlikte, karların yağdığı, bembeyaz kar tanelerinin dans ettiği masalsı bir dekorun içinden geçerek Şekerleme Ülkesi’ne büyülü bir yolculuğa çıkıyorlar.
Böyle anlatınca bir çocuk masalı gibi durduğuna bakmayın olur mu? Çaykovski’nin devleşen müzikleri ve Gürcistan Devlet Balesi’nin görkemli performansı birleşince, ortaya harikulade bir sanat şöleni çıkacağına eminim.
Seyretmek için gerçekten sabırsızlanıyorum!
Ve Şehir Ve Tren Ve Şiir Ve Ben
Şehrin yükselen yıldızı, kuyruğuyla dünyayı devirip kayıplara karıştı.
Üçüncü boğaz köprüsüne sadece yirmi dakika uzaklıktaki akıllı evler duygularına yenik düşüyor,
Havanın boşluğunda birbirine çarpıp yankılanan keder, yer kabuğunu boydan boya yararak ilerledi."
2 Ocak 2026 Cuma
kendimi Eylediğim Zamanlar...
Filmler seyrettim...
Heyooo!...
19.yüzyılda Avrupa’da doğan akordiyon, ikinci el bir Hohner Student olarak elime geldi... Henüz birbirimize alışma çabasındasıyız.
Youtube'tan araştırıyorum ve fakat bir süre ders alsam iyi olacak diye düşünüyorum:)
28 Aralık 2025 Pazar
25 Aralık 2025 Perşembe
Kendimi Eykediğim Zamanlar...
22 Aralık 2025 Pazartesi
Bir Yıl Daha Bitiyor...
21 Aralık 2025 Pazar
Nar ile Çörekotuna Gazel...
Öyle Feng Shui’ye göre mor mum yakarsan zenginlik gelir diyenlerden hiç olmadım. Ama şimdi düşünüyorum da… Annemin serptiği çörek otları, serpildikleri yerde kalsalardı keşke.
Peki çörek otları neden aklıma düştü? Bilge Karasu’nun Narla İncile Gazel’ini okuyordum. Yazar, annesinin narla evin bereketini artırma törenini şöyle anlatıyordu:
Şimdi anneme ve annemle aynı yıl öte dünyaya giden Bilge Karasu’ya birer rahmet göndereceğim önce. Sonra evimin en mütena köşelerine çörek otu serpeceğim.
Bugün 21 Aralık. Yılın en uzun gecesi.
Gece yarısı olmadan, bir narı bütün gücümle yere atacağım; iyice parçalansın, dağılsın diye. İkisini de yapacağım—anneleri sevindirmek niyetiyle. Kaç kere tecrübe ettim biliyor musunuz?
Bereket geliyor eve, anneler sevinince.
20 Aralık 2025 Cumartesi
Merak Sen Ne Şahane Bir Şeysin:)
Geçmişi 15. yüzyıla kadar dayandığı söylenen, tasarımcısı bilinmeyen, İran'dan geldiği için Acem çay tabağı diye isimlendirilen, kadınların kınalı parmaklarını hatırlatan kenarlarındaki yedi çiçeğe rumi, Türk süsleme sanatında çok bilinen ortasındaki çiçeğe beş anlamına gelen penç denilen, optik biliminin rotasında kırmızı renklerin çayın daha kırmızı görünmesini sağladığı düşünülen, arkasında kontrast oluşturması için beyaz renk kullanılan, bu çay tabakları sadece kahvehanelerde kullanılıyor sanıyorsanız yanılıyorsunz.
Hastasıyım. Çayla demlenmeyi çok severim. İnce belli çay bardağımı illa bu tabakta görmek isterim.
17 Aralık 2025 Çarşamba
Abartma Sanatı Eylediğim Zamanlar...
13 Aralık 2025 Cumartesi
Kuşlarla Koşan Kadınlar...
"_ Büyükanne acıyı nasıl dindirirsin?
-Ellerinle canım. Eğer bunu ellerinle değil zihninle yapmaya kalkarsan, acını azlatacağına kuvvetlendrirsin.
- Ellerimle mi büyükanne?
- Evet evet... Ellerimiz, ruhlarımızın antenleridir. Eğer onları dikmek, boyamak, pişirmek, yeryüzüne dokunmak ya da toprağa daldırmak için kullanırsan onlar senin en derin yerlerine sinyaller taşır ve ruhun yatışır. Böylece ruhun artık kendisini görmen için sana acı yollamayı bırakır.
- Eller gerçekten bu kadar önemli mi?
- Evet yavrum. Bebekleri düşün. Onlar dünyayı dokunuşlarıyla tanırlar. Ya da yaş almış kişilerin elleri. Onların elleri yaşamları hakkında vücutlarının herhangi bir kısmından daha çok şey anlatır. Elle yapılan her şey kalple yapılır. Çünkü eller ve kalp birbirleriyle bağlantılıdır.... Aşıklar elleriyle birbirlerine dokunduklarında sevgilerini karşındakilerine en yüce biçimde aktarırlar.
- Büyükanne ellerim bu şekilde kullanmayalı o kadar çok zaman oldu ki.
- Onları hareket ettir kızım. Onları hareket ettirip bir şeyler yaratmaya başladığında içindeki her şey onlarla birlikte hareket edecek. Acı geçmeyecek. Ama en iyi eserine dönüşecek. Ve artık sızlamayacak. Çünkü yaptığın işle aslında özünü işlemiş olacaksın. Üretmek ruhu ve zihni besler. "
NOT- Yazı alıntıdır. Kim yazmış bilmiyorum. Acaba Kurtlarla Koşan Kadınlar'da mı geçiyotdu? Şu anda üşendim, araştırmadım:) Fakat yukarıdaki mozaik sehpayı ellerini kullanarak kim yaptı biliyorum😅
5 Aralık 2025 Cuma
Ve Çizgi Roman Ve Ön Yargı Ve İletişim

- Marx mı? Aaa! Bilmez miyim Karl Marx'ı?
Nedense hınzırca gülümsediğini hissettim.
- Öyle mi? Yoksa çizgi roman kahramanı mı? dedi.
Ben ise, sol kaşımı kaldırarak, yüzüme bilgiç bir ifade kondurdum. Manifesto'nun temel düşüncelerinden giriş yapacağımı düşünüyordum ki... Olamaz!... Bodoslama şu soruyu soruverdim:
Vaziyetime şaşırdı mı ne?

