18 Mart 2025 Salı

Bence Bazan Seramik Fırını Depresyona Girebilir:)

 

Okulda Seramik Teknolojisi dersinde, her hafta seramik sırları yapmayı deniyoruz. Laboratuvarda kimyasalları dikkatlice seçip, kitaptaki tariflere en uygun şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Bu süreç, hem teknik bilgi gerektiriyor hem de her denemede sürprizli sonuçlarıyla şaşırtıyor.  Adım adım, sırların büyülü dünyasında ilerlerken, her seferinde yeni bir şeyler öğreniyor ve pratiğimizi geliştiriyoruz.

Seramik sırları, aslında binlerce yıl süren bir keşif ve gelişim sürecinin sonucu ortaya çıkmış. İlk başta, Mısırlılar kum ve soda karışımlarından sır yapmayı başarmış, fakat çatlama ve ayrılma gibi sorunlarla karşılaşmışlar. Zamanla Asurlar ve Babiller, kurşun oksit kullanarak bu sorunları çözmüşler. Bugün ise seramik sırları, silis gibi maddeler ve çeşitli eriticilerle elde edilen ince camsı tabakalara dönüşerek, sadece estetik değil, dayanıklılık açısından da büyük bir öneme sahip. Artık seramik, tıbbi alanlardan otomotiv ve uçak sanayisine kadar her sektörde karşımıza çıkıyor, insanlığın en cesur hayallerine katkı sağlıyor. Yani, sır sadece bir kaplama değil, binlerce yıl süren bir evrimin sonucu ve hayatımıza dokunan çok önemli bir malzeme...

Cuma günü yeni bir  sır formülü denedim. Laboratuvarda  dikkatlice hazırladım. Seramik modüle fırçayla sürdüm. Tüm sırlanan seramik modülleri fırına yerleştirdik.  Fırını 1000 dereceye ayarladık. Çalıştırdık. Bugün dersim yoktu, okula  gitmedim.   Gruba mesaj atıp sordum, acaba benim sırlar ne durumdaydı? Maalesef  olmamış. Sır tutmamış.  Keşke fotoğrafını görebilseydim. Çok merak ettim.

Şimdi meraklı meraklı yazdım ya böyle... Doğruya doğru, harbiden feci merak ettim ya  ne oldu acaba benim sırlı seramikler diye:)  Düşündüm... Aslında... merak, arapçadan dilimize sızmış bir kelime...  Ama sanki hep bizimmiş  hatta benimmiş gibi hissettiriyor.   Merakın, endişe  gibi dertli bir anlamı varken, zamanla  acaba  fırından benim sırlı seramik nasıl çıktı, diyerekten heyecanlı bir   kıvama evriliyor:)

Newton’un kafasına elma düşmese yerçekimini kim sorgulayacaktı, değil mi:) Aaa! Merak iyidir yani:)

Sırrı seramiğe  sürerken mükemmel görünen iş, fırından çıkınca bir modern sanat denemesine dönüşmüş olabilir mi? Yoksa çatladı mı?  Bozuk mu? Merak ne acayip di mi?

Seramik fırını gibi bir yer, tam da bu merakın doruk noktalarından biri… İçine ne koyarsan koy, ne çıkacağını asla bilemezsin diyor  seramik teknolojisi hocası…  

Durun bi...  Bence fırından çıkan seramiklerin sırlarının iyi çıkıp çıkmaması tamamen fırının o günkü ruh haliyle ilgili. Fırın eğer o gün küstüyse, ya da ne bileyim  gece rüyasında mikrodalga tarafından aşağılandığını gördüyse…  İçine intizamla yerleştirilmiş seramiklerin bazısı şahane çıkacaktır, bazısı değil. Çünkü fırın bazan sanatı destekleyebilir, bazan da yanlış mı hayat yaşıyorum,  diye depresyona girebilir:)

Neyse, benim seramiklerin sırlarını varsın bozsun bu sefer…Ne diyebilirim?  Demek ki fırın terapiye gitmek yerine benim işlerimi sabote etmeyi seçti..😅



16 Mart 2025 Pazar

Kuş Gözlemcisinin Seyir Defteri - Şehir Kargası:)


Bu fotoğrafı bugün İstanbul'da, Kadıköy'ün göbeğinde, kalabalığında, çektim. 

Trafik lambasının tepesinde, hiçbir şeyi  umursamadan dimdik duran  bu karga, 

şehirlerin  tüm koşuşturmacasına, betonlaşmasına, ağaçsızlaşmasına  karşı bir başkaldırı gibi. 

Çok sevdim. 


15 Mart 2025 Cumartesi

İyilik; Sen Ne Şahane Bir Şeysin

 

Dün seramik dersinde unutamayacağım bir deneyim yaşadım. 

Sıvı seramik çamuruyla alçı kalıp içinde döküm seramik yapmayı öğreniyorduk. 25 kg’lık plastik bidondaki çamurla işim bittikten sonra kapağını kapatıp kelepçesini taktım. Ancak, bidonu itmek istemediğim için yan çevirip yuvarlayarak köşeye almak istedim. İşte o an olanlar oldu!

Birden yere çarpan  metal kelepçe yerinden fırladı ve likit çamur sınıfın tam ortasına döküldü! Olduğum yerde  öylece kalakaldım. Ayaklarım çamurun içindeydi. 

Tam da o anda Sevgi ve Sena yanımda bitti. “Dert etme, hemen toplarız şimdi,” dediler. Hatta eklediler: “Hem bu çamur çok pahalı, atmayalım. Süzerek bidona aktaralım.”

Sevgi spatula ile çamuru iterken, Sena kürekle topladı. Ben  süzgeci tuttum. Yere dökülen çamuru temizleyerek tekrar bidona aktardık. Sonrasında ben ayaklarımı silip yerleri  temizledim. İlk anda gözümde büyüyen temizlik işi beklediğimden hızlı bitti.

Şimdi böyle kolay anlatıyorum ama çamurlar döküldüğü o an  hissettiğim çaresizlik tarifsizdi.  Sevgi ve Sena yanımda olmasaydı ne yapardım düşünmek istemiyorum:) 

İnsan gerçekten   yardımlaşmanın ve dayanışmanın değerini böyle zamanlarda anlıyor. Halden anlayan ve elini uzatmaktan çekinmeyen herkese selam olsun! 

Ne diyebilirim? Bazan hayatın iyilik dersleri, bir bidon çamurun içinde saklıdır:)



Kendimi Eylediğim Zamanlar...

 

Filmler seyrettim.



Kitaplar okudum.


Hazırladığım alçı kalıbın içinde;  sıvı seramik döküm çamuruyla vazo yapmayı öğrendim.



Yılın ilk çiğdem çiçeğine denk geldim.



Ördeklerin peşine düştüm.



Seramik sırrı yapmayı  tekrar tekrar denedim.




Ramazan ayı ruh iklimime iyi gelen şarkıya takıldım.




6 Mart 2025 Perşembe

Kuş Gözlemciğine Başlayınca Çocukluğumun Ezop Kuş Masallarına Rota Çizmek:) - Karga ile Sürahi

 

Bir yaz günü, güneş tüm sıcaklığıyla yeryüzünü kavuruyormuş. Susuzluktan bitap düşen bir karga, su bulmak umuduyla uzun bir yol kat etmiş. Yorulmuş, kanatlarını güçsüzce çırpıyormuş. Tam ümidini kaybetmek üzereyken, büyük bir sürahi görmüş. Üstelik içinde biraz su varmış. Ne yazık ki, sürahinin boynu çok darmış. Karganın gagası suya yetişemiyormuş..

Karga kendi kendine düşünmüş: 

- Bu suya ulaşmam şart! Daha uzağa gidecek gücüm kalmadı.

İlk olarak sürahiyi yana yatırmayı denemiş. Güçlü kanatlarıyla vurmuş. İtmiş. Ama  sürahi ağırmış, hareket etmiyormuş. 

Karga pes etmemiş. 

- Buldum,  diye sevinçle bağırmış. 

- Sürahiyi kırarsam, içindeki su dökülür ve ben de içerim!

Heyecanla gagası, pençesi ve kanatlarıyla sürahiye saldırmış. Ama sürahi çok sağlammış, hiçbir şekilde kırılmıyormuş. Karga umutsuzca geri çekilmiş. Düşünmeye başlamış. İşte o anda etrafındaki çakıl taşlarını fark etmiş.

- Eğer bu taşları sürahinin içine atarsam, su seviyesi yükselir ve ben de içebilirim, diye düşünmüş.

Büyük bir azimle taşları tek tek toplamış. Sürahinin içine atmış. Her taş düştükçe su biraz daha yükselmiş. Sonunda su, gagasının erişebileceği seviyeye kadar çıkmış. Karga büyük bir mutlulukla kana kana suyu içmiş:)


2 Mart 2025 Pazar

Kendimi Eylediğim Zamanlar...

 

Filmler seyrettim...


Kitaplar okudum....


Karlı bir kış yaşadığım için şükrettim.




Amsterdam'da sokak sanatçılarının peşini  sürdüm. 
Resmen Invader'ın seramik moziklerinin avcısı oldum:)


Bir ay tatilden sonra okulum açıldı. 
Cam Tasarım dersinde seramikten cam şekillendirme kalıpları hazırladık.  

 

28 Şubat 2025 Cuma

Kuşlara Uymak:)

 

Bu bir kıyı çamur çulluğu:)

Bir kıyı çamur çulluğu, Alaska'dan Yeni Zelanda'ya durmadan, yaklaşık on bir bin kilometre boyunca uçabiliyormuş. Hiç mola vermeden uçuyor, beyninin bir yarısı uyurken diğeri uyanık kalıyor, yön buluyor, denizlerin üzerinden geçerken suyun ve gökyüzünün neresinde buluştuğunu hissedebiliyor...  Saatte yetmiş kilometre hızla tam bir hafta durmaksızın uçabilmek... Müthiş değil mi?  Bilim insanları, üzerine yerleştirdikleri uydu takip sistemi sayesinde bu olağanüstü yolculuğu keşfetmiş.

Kuşların göçü, büyüleyici ve gizemli bir doğa harikası. Eskiden insanlar da tıpkı hayvanlar gibi doğayı okuyarak yollarını bulurmuş. Yıldızlara bakar, rüzgarın yönünü hisseder, güneşi ve bulutları takip ederlermiş. Elbette teknolojinin nimetlerinin farkındayım. Öte yandan teknolojinin, bu içgüdüsel yeteneklerimizi elimizden aldığını, farkına bile varmadan doğayla kurduğumuz bağı zayıflattığını da çok iyi biliyorum. Belki de bu yüzden, kuşların göçüne bu kadar hayranlık duyuyor ve onların izini sürmek istiyorum:)

1.Fotoğraf/https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1y%C4%B1_%C3%A7amur_%C3%A7ullu%C4%9Fu

27 Şubat 2025 Perşembe

İçinden Kuş Geçen Şarkılar

 

Yaşar - Kuşlar -1998 -https://www.youtube.com/watch?v=YOiN6Doh6uw

Edip Akbayram - Kuşlar - 1994 -  https://www.youtube.com/watch?v=I0ALkWfrBNM

Cem Karaca - Sevda Kuşun Kanadında - 1988 - https://www.youtube.com/watch?v=Son8h3PpMaM

Gaye Su Akyol - Bir Yaralı Kuştum -2018 https://www.youtube.com/watch?v=pfhuVE-uda4

Sagopa Kajmer - Kargaların Kargaşası - 2009 https://www.youtube.com/watch?v=W3W6RW-HNXQ

Blackbird – The Beatles - https://www.youtube.com/watch?v=Man4Xw8Xypo

Free Bird -  Lynyrd Skynyrd - https://www.youtube.com/watch?v=0LwcvjNJTuM

Three Little Birds" – Bob Marley & The Wailers - https://www.youtube.com/watch?v=HNBCVM4KbUM

Songbird – Fleetwood Mac - https://www.youtube.com/watch?v=4Sihd4Euam0

And Your Bird Can Sing – The Beatleshttps://www.youtube.com/watch?v=Uq0aeEYLkIE

19 Şubat 2025 Çarşamba

Kuş Gözlemcisi Olmaya Karar Verdim:) - Sıvacı Kuşu

Bu yıl kuş gözlemcisi olmaya karar verdim:) 
Bazan öğrendiklerimi Hayal Kahvem'e yazacağım. 
İşte buyrunuz... 
Sıvacı kuşu ile başlayalım mı? 

Sıvacı kuşu adı üstünde,  doğanın en ilginç ustalarından biri. Adını, yuvasını kurmak için yaptığı harika sıvama işinden alıyor. Ağaç kovuklarını veya kaya deliklerini bulduğunda, girişini çamur ve kil karışımıyla kapatarak kendine güvenli bir yaşam alanı yaratıyor. Böylece yırtıcılar veya davetsiz misafirler içeri giremiyor. Küçük ama marifetli bu kuş, doğanın inşaatçılarından biri olarak biliniyor.

Onun bir diğer özelliği de hareketleri. Çoğu kuş gibi sadece yukarı doğru tırmanmakla yetinmeyip, baş aşağı da yürüyebiliyor. Ağaç gövdelerinde akrobat gibi dolaşıyor ve besin ararken en zor yerlere bile ulaşabiliyor. Bu becerisiyle hem dikkat çekiyor hem de kendine büyük bir avantaj sağlıyor.

Sıvacı kuşuna halk arasında "uykucu kuş" da deniyor. Bunun sebebi, soğuk havalarda uzun süre hareketsiz kalabilmesi. Kışın yuvasının ağzını sıvayarak içinde kalıyor. Öylece durup hiç hareket etmeyerek enerji tasarrufu yapıyor. Bu durumu  Ashab-ı Kehf efsanesiyle ilişkilendirip uykucu kuş da diyenler varmış. Hani mağarada yıllarca uyuyan yedi genç var ya, işte sıvacı kuşunun bu hareketsizliği de onlara benzetilmiş olmalı.Biz insanlar doğada gördüğümüz her hareketi  hikayeleştirerek anlamlandırmayı ne çok seviyoruz:)

Bu küçük usta, sadece ustalığıyla değil, sesiyle de kendini belli ediyor. Ormanda yürürken tiz ve canlı bir "tiiit-tiiit" sesi duyarsak, büyük ihtimalle bir sıvacı kuşu yakında bir yerlerde bizi  izliyor olabilir. Acaba ıslık çalsam cevap verir mi ki:)

Doğa, her detayıyla büyüleyici. Sıvacı kuşu da bunun en güzel örneklerinden biri. Onun minik ama ustaca yaşamı, doğanın ne kadar ince işlediğini gösteriyor.  Hayal Kahvem'in kuşlar dünyasına hoşgeldiniz:)

14 Şubat 2025 Cuma

Körler İçin Karikatür Betimleme - Sevgililer Günü:)



Şenol Bezci'nin bu karikatüründe; 

Bembeyaz bir boşlukta, kollarını coşkuyla havaya kaldırmış, gözlerinde heyecan, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle duran bir adam var. 

Sevgiye, aşka kollarını açmış, beklediği o büyük duygunun nihayet kendisine doğru geldiğini hissediyor.

Ve gerçekten de aşk geliyor... ama nasıl!

Yukarıdan hızla düşen devasa, simsiyah bir kalp var. O kadar büyük ki, adamı ezip geçmesi an meselesi. Kalbin etrafında hız çizgileri, şiddetle düştüğünü gösteriyor. 

Adam mutlu bir saflık içinde aşkın ona doğru yaklaştığını düşünüyor, fakat farkında olmadığı şey, aşkın bazen insanın üstüne bir kaya gibi çökebileceği:)


12 Şubat 2025 Çarşamba

Sokak Sanatı - "Beni Görmezden Gelme"

 

Son günlerde sokak sanatına dair okumalar yapıyorum. Her seferinde duvarlarda yankılanan hikayelerin gücüne bir kez daha hayran oluyorum. Sokak sanatçıları  yalnızca görünmez olanı görünür kılmakla kalmıyorlar. Aynı zamanda müze ve galeriler dışında, hayatın doğal akışı içinde  fark edilmeyenleri gözler önüne seriyorlar. Bu keşiflerimi ara ara burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki, sokakların sessiz ama derin anlamlarını birlikte keşfederiz.

Sokak sanatı bazan öyle güçlü mesaj taşıyor ki, sadece göze hitap etmekle kalmıyor, insanın yüreğini  sızlatıyor. Keven Lee'nin yukarıdaki eseri tam anlamıyla böyle değil mi? Dikkat ardı ettiğimiz  bir hayatın sessiz çığlığı sanki. 

Bu eser, 2008'de UNISEF Çin'in başlattığı "Yoksulluğun Görünmezliği" kapmanyası kapsamında yapılmış.  Evsiz çocukların toplum içinde nasıl yok sayıldığını gözler önüne sermiş. Düşünelim mi? Günlük hayatın koşuşturmasında kaç çocuğun yüzüne gerçekten bakıyoruz? Kevin Lee bu gerçeği sanatına taşıyarak, duvarların dili olmaya karar vermiş.  Oraya bakıyoruz orada bir çocuk var ama aslında görünmüyor. Çünkü zaten toplum da onları öyle görüyor. Yokmuş gibi. 

Çizimin yanına yerleştirdiği "不要忽略我"   (Beni görmezden gelme) tabelası ise tam kalbe dokunuyor. Bir duvar bizi uyarıyor. Bak, burada bir çocuk var, diyor. Lee'nin  merdivende yankılanan sesi, sadece bir sanatçının işi değil, o çocuklar hayallerinden koparılmasın, sokaklar onları üşütmesin diye hepimizin sorumluluğunu hatırlatan bir çağrı.  

"Beni görmezden gelme"  cümlesi, bir grafiti yazısı olmaktan çok daha fazlası. İnsan olmanın en temel sorumluluğunu hatırlatan bir manifesto.  

Kevin Lee'nin  merdivene fısıldadığı yoksulluğu görmek için özel bir yeteneğe gerek var mı sizce? Sadece bakmak yetmiyor,  görmek lazım elbette. Çünkü duvar sanatı bazan bize en derin gerçekleri anlatyor. Bizi  usulca sallayıp silkeliyor. Yeter ki biz görmeye hazır olalım.

9 Şubat 2025 Pazar

İstanbul'da Bir Pazar Günü Karaköy Kaçamağı...

 

Bu benim Karaköy ritüelim. Önce Namlı'ya uğruyorum. İki  dilim pastırma istiyorum. "Hoppalaa! Olur mu iki dilim  pastırma?" demiyorlar. Yeminle, şık şıkıdım paket yapıp veriyorlar. Sonraa... 

Marş marş Karaköy'deki Tarihi Galata Simitçisi'ne dalıyorum. Mis gibi taze simit kokusu aklımı başımdan alıyor.  "Bir simit ile ince belli bardakta demli bir çay lütfen" diye sesleniyorum.  

Dışarıda... İstanbul'un şubat ayazı yüzümü ısırıyor. Hiç oralı olmuyorum. Tahta sandalyeye oturup heyecan içinde  bekliyorum. Demli çayım ve sıcacık simidim geliyor. Durur muyum?  Pastırma paketimi gizlice aralıyorum. İlk dilimin yarısını  koparıp simidime katık ediyorum. Off! Mis! Mis!  Çayımdan bir yudum alıyorum. Hımm! Leziz!.. O anda  dünyanın en zengin insanı benmişim gibi hissediyorum.  Gelene geçene bakıp en saftirik halimle gülümsüyorum.