Mel Robbins’in Bırak Yapsınlar Teorisi kitabına başlarken kafamda çok net bir beklenti vardı: Muhtemelen diğer insanları neden bu kadar kontrol etmeye çalıştığımızı anlatan teorik şeylerle karşılaşacaktım. Ama Mel daha ilk sayfalarda kendi darmadağın olmuş hayatını anlatmaya başlayınca beni bayağı ters köşeye yatırdı.
41 yaşında, 800 bin dolar borcu olan, işsiz ve hayatı tamamen kontrolden çıkmış bir kadından bahsediyoruz. İşin garibi ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor ama bir türlü harekete geçemiyor. Yataktan kalkmıyor, erteledikçe erteliyor, akşamları içkiye sığınarak kafasındaki kaygıyı susturmaya çalışıyor.
Derken bir sabah alarm çalarken aklına televizyonda gördüğü bir NASA roket fırlatması geliyor. Hiç düşünmeden kendi kendine “5-4-3-2-1” diyor ve roket gibi yataktan fırlıyor.
İşte o meşhur 5 Saniye Kuralı böyle doğuyor. Mantığı inanılmaz basit: Bir şeyi yapman gerektiğini fark ettiğin an, beynin sana binbir türlü bahane fısıldamaya başlamadan önce 5’ten geriye sayıp hemen harekete geçmek.
Mel bunu önce yataktan çıkmak için, sonra borç zarflarını açmak, iş aramak, spor yapmak için kullanıyor. Ve tam olarak şu fikre ulaşıyor: Sorunlar üzerine düşünmek onları çözmüyor, sadece eyleme geçmek çözüyor.
Biz genelde “Önce bir hevesim, motivasyonum gelsin de yapayım” diyoruz ya, Mel tam tersini söylüyor. Motivasyon eylemden önce gelmez, eylem motivasyonu yaratır. Zaten ilk TEDx konuşmasında sahnede heyecandan ne diyeceğini unuttuğunu anlattığında anlıyorsun ki; bize "korkuyu yok ettim" demiyor, "korkarken de adım atabilirsin" diyor.
Aslında tam da bugün bu kitabı düşünmem tesadüf değil. Kaç saattir içimde ciddi bir "dışarı çıkıp yürüme" isteği var. Ama ne yapıyorum? Evde hiçbir aciliyeti olmayan işlerle uğraşıyorum, eşyaların yerini değiştiriyorum, çay tazeliyorum, "az sonra çıkarım" diye erteleyip duruyorum. Yani ne yapmam gerektiğini biliyorum ama zihnim bana sürekli oyalanacak yeni küçük işler çıkarıyor.
Sonra birden Mel’in bu hikâyesi ve 5 saniye kuralı geldi aklıma. Kendi kendimi kandırmayı kesip o ritmi yakalamam lazım.
Tam şu an, bu cümleyi bitirdiğim gibi bilgisayarın kapağını kapatıyorum.
5... 4... 3... 2... 1...
Heoooo!.. Ben yürüyüşe kaçar:))