aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2026 Cumartesi

Bir Fotoğraf Çekilebilir miyiz?

 
Dün gece benim kardeş arayıp "Ablam, yarın tiyatroya gidelim mi?" diye sorunca  daha cümlesini bitirmeden, "Tamam!" dedim. 

Kardeşim  öğretmendir. Sadece okulda değil, hayatın içinde de öyledir. Dinibütün, olgun, sohbeti ballı bir kardeştir. Edebiyatı, tiyatroyu,sinemayı, müzeleri, sanatın her dalını dört bir koldan takip eder. 

İki hafta okulu tatildi. Sadece bir  sabah birlikte kalvaltı yapabildik, o kadar. Çıkma teklifini kabul etmez miyim? Çok özledim.

Bugün tiyatro öncesi buluşacağız. Kararlıyım, kardeşimin üzerine titreyeceğim. "Gel kardeş, sen böyle otur, arkandan soğuk gelmesin" diye ihtimam göstereceğim. "Yavrum sen yaş aldıkça daha da güzelleşiyorsun. Nedir sırrın? Ablana anlatsana" diyeceğim. 


"Amaan abla, abartma!" diyecek. Gene de sözlerim hoşuma gidecek. 


Gülecek. Güleceğim.  Beraber güleceğiz


Tiyatroya giderken,  sarılarak yürüyeceğiz. Cep telefonlarımıza değil,  hayata fiyakalı bir fotoğraf vereceğiz.


20 Eylül 2025 Cumartesi

"Geçip Giden Zamanları Bir Yerlerde Bulsam"

 

Amcam, babam ve halam altı ay arayla vefat ettiler. Yok yeni değil. Bir kaç yıl oluyor. 

Üçünün de eşleri  ölmüştü. Aynı evde oturmayı istemediler. Yıllarca tek başlarına yaşamayı seçtiler. 

Üçünü de çok seviyordum.  Üçüyle de  irtibatım muhteşemdi. 

Arardım. Giderdim. Coşkuyla muhabbet ederdim. Sarılırdım. Öperdim. Hediyeler alırdım. Şımartırdım. Pofpoflardım. Onları önemserdim. Önemsediğimi göstermek için ne gerekirse yapardım. 

Birine gittiğimde diğer iksini de mutlaka telefonla arardım. Dörtlü konferans görüşmesi yapardık. Birbirleriyle konuşmalarını izlemeye bayılırdım. 

Babamla haftada bir gün  balıkçı ritüelimiz vardı. Babamın evine yakın salaş balıkçıya giderdik. Somon ve salata yemeyi severdi. Ödemeyi ben yapacağım diye çok pahalı olmasın niyetiyle somonu bölüşmemizi isterdi. İtiraz etmezdim. Hatta hoşuma giderdi. 

Hep aynı balıkçıya gittiğimiz için, garson  bizi görünce:

- Aynısı mı Ali Amca? diye sorardı. Babam bıyıklarını titretek güler:

- Aynısı olsun Osmancım, derdi. 

Bazan üçünü birlikte yemeğe götürürdüm. Ya da orman banyosu yapacağız diye güldürerek  en yakın ormana giderdik. Onların ritminde yürür,  banklarda dinlenirdik. 

Bazan susar bazan muhabbet ederdik. 

Bazan  birlikte şarkı söylerdik.

Bazan afacanlığım tutar, geçmişteki küskünlüklerini hatırlatırdım. 

Amcam:

- Kardeşler arasında olur öyle şöyler.  Unutma, et tırnaktan ayrılmaz yavrum, derdi. 

Onlar da beni severlerdi. Sevildiğimi hissettirirlerdi. 

- Araba kullanırken dikkatli ol, derdi babam mesela. Herkesle iyi geçin yavrum, diye eklerdi. 

- Sen şarkı söylediğin zaman seviniyorum. Mutlu olduğunu düşünüyorum, derdi.

- Ne ince giyinmişsin, bi hırka alsaydın ya üstüne, derdi halam.

- Kızım, dün gece seni rüyamda gördüm. İyi misin, diye sorardı amcam.

Beni çok seven üç kişi yok şimdi .

Onların ölümlerinden daha fazla, beni böyle seven üç kişinin artık hayatta olmamasına üzülüyor olmam kötü bir şey mi?


Çizim / Doç. Dr. Şenol Bezci - Başlık/ Mirkelam

1 Eylül 2013 Pazar

Ömrümün Çok Narin Ve Çok Nadide Zamanları'nı Çoğaltma Çalışmalarım.



Araba kullanıyorum. Babam yanımda. İkimiziz. Baba kız. Kıymetli anlar... Mühim.

Felekten, beyaz tülbentlere sarılacak, hafızamın "ömrümün çok narin ve çok nadide zamanları" çekmecesine itinayla kaldırılacak bir rol kapmaya çalışıyorum.

Laflıyoruz. Bir ara sustuk.  Küçük derin bir sessizlik oldu. Aklımızdaki sessizliğe dalacağımızdan korktum. Sessizliği bozdum. Fısıltılı bir sesle ilahi söylemeye koyuldum. 

-Sevdim seni mabudumaaa, canaaan diye sevdim. Bir ben değil alem sana,  hayraaan diye sevdim.

Dayanamayacağını biliyordum. Söylediğim, en sevdiği ilahiydi. İlahiye eşlik etti. 

-Mahşerde Nebiler diler, sendeeen meded ister. Gülyüzlü melekler sana hayraaan diye sevdim.

Babam efkârlı bir türküye dönüştü. Ansızın bana dönüp...

-Sen şarkı söyleyince seviniyorum, dedi.

Bu sözü işittim ya... Kalbim hop etti. Ağlayasım geldi. Durur muyum?  Şak diye cevabımı verdim.

- Zaten sen sevin diye bu ilahiyi söylüyorum, dedim.

-Aslında neden seviniyorum biliyor musun? dedi.  

Aklıma bir şey gelmedi. Sustum.

- Çünkü sen şarkı söylediğinde, mutlu olduğunu hissediyorum, dedi.

Yüzümü yoldan  babama çevirdim. Gözlerimiz karşılaştı.  Gülümsedim.  

Babamın söylediği söz buharlaştı. Tek nefeste içime çektim. Ilık ılık yüreğime yayıldı. Bir anda dünyanın gelmişi geçmişi silindi. Topyekün iyiliğe, güzelliğe, tatlıya bağlandı hayat...

Ömrümün çok narin ve çok nadide zamanları'na bu anımı  itinayla ekledim.