iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2026 Perşembe

Kırık Bir Kol, Kırık Bir Anı

Akşam eve dönüyordum. Dar bir sokakta, sıkışmış trafikte ilerliyorduk, klaksonlar sabırsızdı.

Önümde bir araba duruyordu. Sürücü, kaldırım kenarında bisikletini tutan küçük bir çocukla konuşuyordu. O an içimde bir şüphe yükseldi... Ya çocuğa kötü bir şey yapacaksa?..

Sonra araba gitti. Ben durdum, camı açtım.
“Ne oldu?” diye sordum.
“Top oynarken kolum kırıldı,” dedi.

Cümle o kadar sakindi ki… Sanki kırılan kolu değil de oyuncağıydı.
“Gel, bırakayım seni,” dedim. Benden önce duran sürücünün niyeti de muhtemelen benim gibiydi.

Aklımda sorular uçuşmaya başladı. Arabaya almam doğru mu? Ailesi ne der? Güvenli mi? Yanlış anlaşılır mı? Arkamdaki trafik sabırsızdı; klaksonlar kararımı hızlandırıyordu.

“Evimiz yakında,” dedi. Bu söz bir an içimi rahatlattı.
“Peki,” dedim… ve yola devam ettim.

Dikiz aynasından baktım. Bir eliyle bisikletini itmeye çalışıyordu. Diğer koluysa yanında, hareketsiz duruyordu

Durumdan etkilendim.
Eski ben olsam… dururdum. Klaksonlara aldırmazdım. Yardım ederdim. Güvenirdim. Sorumluluk alırdım. Bir şey yapardım mutlaka. Arabayı bırakır, bisikletini iterdim. Boynumdaki şalı koluna sarar, askı yapardım. 

Ama yapmadım. Hiçbir şey yapmadım.

Daha fenası…Kendime söylenirken yakaladım kendimi.“Niye yaşadım bunu? Niye karşıma çıktı?” diyordum. 

Asıl soru şuydu... Neden durup yardım etmedim? Vay arkadaş… Ben neye dönüşmüştüm?

Gece zor geçti. 
Ertesi gün arkadaşlarıma anlattım. “Dikkat et,” dediler. “Böyle sahnelerle kandırıp sonra hırsızlık yaptırıyorlar.” 

...........................

Bazan insanın içini en çok acıtan şey, kötülük yapmak değil… iyilik yapamamaktı...  Ayrıca... iyiliğe inanmak da zorlaşmıştı.

Belki de bütün mesele, korkuya rağmen yardım etmeyi unutmamaktı.

15 Mart 2025 Cumartesi

İyilik; Sen Ne Şahane Bir Şeysin

 

Dün seramik dersinde unutamayacağım bir deneyim yaşadım. 

Sıvı seramik çamuruyla alçı kalıp içinde döküm seramik yapmayı öğreniyorduk. 25 kg’lık plastik bidondaki çamurla işim bittikten sonra kapağını kapatıp kelepçesini taktım. Ancak, bidonu itmek istemediğim için yan çevirip yuvarlayarak köşeye almak istedim. İşte o an olanlar oldu!

Birden yere çarpan  metal kelepçe yerinden fırladı ve likit çamur sınıfın tam ortasına döküldü! Olduğum yerde  öylece kalakaldım. Ayaklarım çamurun içindeydi. 

Tam da o anda Sevgi ve Sena yanımda bitti. “Dert etme, hemen toplarız şimdi,” dediler. Hatta eklediler: “Hem bu çamur çok pahalı, atmayalım. Süzerek bidona aktaralım.”

Sevgi spatula ile çamuru iterken, Sena kürekle topladı. Ben  süzgeci tuttum. Yere dökülen çamuru temizleyerek tekrar bidona aktardık. Sonrasında ben ayaklarımı silip yerleri  temizledim. İlk anda gözümde büyüyen temizlik işi beklediğimden hızlı bitti.

Şimdi böyle kolay anlatıyorum ama çamurlar döküldüğü o an  hissettiğim çaresizlik tarifsizdi.  Sevgi ve Sena yanımda olmasaydı ne yapardım düşünmek istemiyorum:) 

İnsan gerçekten   yardımlaşmanın ve dayanışmanın değerini böyle zamanlarda anlıyor. Halden anlayan ve elini uzatmaktan çekinmeyen herkese selam olsun! 

Ne diyebilirim? Bazan hayatın iyilik dersleri, bir bidon çamurun içinde saklıdır:)


22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ben Masalların Gerçek Olduğuna İnanıyorum.

Kurtlar, şeytanlar, haydutlar, kötüler... Azıcık korkutan, azıcık ürperten masallar... Üzülmeyin, sonunda iyilik, sevgi ve akıl kazanıyor...
 

ıtalıo calvıno/azıcık korkutan masallar



27 Kasım 2014 Perşembe

Ve Zagor Ve İyilik Ve Komik

           

 - ÇOK İYİSİNİZ... HERKESE EL UZATIYORSUNUZ!
- HA HA HA! ELİMDEN GELENİ YAPIYORUM AMA NE DE OLSA BEN BİR AZİZ    DEĞİLİM!



not: az önce zagor'un  denizde dehşet adlı eğlenceli bir macerasını okuyordum.  bir kadının tatlı sözleri  karşısında zagor'un yüzündeki ifade nasıl ama? mahcup mu olmuş ne? ha ha ha! bayıldım... nasıl özlemişim anlatamam. hemen bir karesini aşırıp, hayal kahvem'e koydum:)