fuzuli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fuzuli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2018 Çarşamba

Aşk İmiş Her Ne Var Alemde


Sahaflarda denk geldim.  15 Mayıs 1979 tarihli Sanat Emeği adlı dergi. Sararmış sayfalarından birini araladım. O ismi görünce, şaşırdım kaldım. Engin Ergönültaş, “Orhan Gencebay’dan  Ferdi Tayfur’a “Minibüs Müziği” başlıklı bir yazı yazmış. Ayaklarım kendiliğinden kasaya yöneldi. Elim çantama gitti. Dergi artık benimdi.

Engin Ergönültaş’ın fotoğrafını görsem tanımam. Lakin Gırgır zamanından, Pişmiş Kelle’den çizdiklerini bilirim. Çok severim. Ya romanına ne demeli? Rüyada kitap okuyormuşum tadı veren kitap… Minare Gölgesi…

Demek Engin Ergönültaş’ın dergilere yazdığı çok eski yazıları var. Ne hoş! Keşke bu yazıları bir araya getirilse… Ve bir kitap yapılabilse... Keşke.


Başlık-Fuzuli'den

21 Nisan 2016 Perşembe

Söylesem Tesiri Yok Sussam Gönül Razı Değil...


Yooo... Esasında yeminle kavga müptelası biri değilim. Tamam. Kill Bill  film afişlerini ofisimin duvarına asacak kadar ya da ne bileyim Bruce Lee, Kolsuz Kahraman Wang You filmlerini cd kolleksiyonuma  katacak kadar dövüş sporlarını severim.  Ve fakat  durduk yerde kimsenin canını acıtmak istemem.  Öyle öğretildi. Argo konuşamam. Küfür söyleyemem. 

Bugün ise... Karşımdaki muhataplarımı eni konu pataklamak istedim.  Her birinin meymenetsiz suratlarını göz ucumla seyrettim. Bu denli çözümsüzlükten yana, bu denli duyarsız, bu denli densiz, bu denli  gıcık adamlar nasıl bir araya gelmiş, şaştım kaldım.  Kafam pazar yeri gibi dolu ve kalabalıktı. Konuşmama devam etmemin tesiri olmayacağını anladım. Haydi bana eyvallah diyerek toplantıdan çıktım. 


En etkili rehabilityasyon merkezi.... Marş marş en yakın kitapçıya girdim. Çizgi romanları epeydir ihmal etmiştim. Çektim tabureyi, gözüme değen ilk çizgi romanı kaptım. Ghost World. Hayalet Dünya öyle mi? Hiç duymamıştım. Şööölee... Sayfalarını dalgandırdım. Arka kapağına tüm merakımla baktım. Harikulade, melankolik bir çizgi romanmış. Bir klasikmiş. Elleri belinde iki kız çizimi. Çizgi romanın kahramanı kızlar belli.  Oh ya! dedim. Dosdoğru kasaya gittim. 


Kendime kahve ısmarladım. Çizgi romanı okumaya başladım.  Çizgiler   hoş, renkler yumuşacık. Kızların muhabbetleri ise nasıl  huysuz, nasıl eleştiri dolu, nasıl argo anlatamam. Ağlamalar, dibe vurmalar, küfürler gani...  İki ergenin bunalımlı sohbeti,  ruh halime  ilaç gibi geldi. Çizgi romanı, her karenin tadını ala ala bir solukta okuyup bitirdim. 

21 Ağustos 2011 Pazar

Batman'i İstiyoruz...


Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
(Ya rab, beni aşk belasıyla tanıştır. 
Bir an olsun bile beni aşk belasından ayrı düşürme.)





Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.

(Bana gönlümdeki ateşten başka  hiç kimse yanmaz,
Bahar rüzgârından başka kimse kapımı çalmaz.)


  
 
Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehr-i dermânındadır.

(Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. 
Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır.)


NOT: Batman Çizgi roman kareleri ile Fuzuli dizelerini eşleştirdim.