leon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2025 Perşembe

Kendimi Eylediğim Zamanlar...

 


Mozaik yapmayı deniyorum. Her defasında kuş çıkarabiliyorum:)


İş için Antalya'ya gittim. 
Tahtalı Dağı.. 
Görür görmez büyüledim
Ben her bahar aşık olurum.
Bu bahar bu  dağa aşık oldum. 




7 Mehmet'i çok merak ediyordum. Gittim.
Vee...
Bazı kuşları görünce tanıyabiliyorum.
Örnekse, işte buyrunuz... 
Kumruyu bildim:)


Şevval Sam'ın çaldığı bu fülütten satın almak istiyorum.
Yerini bilen varsa, yazsın, nooolur!
Çok merak ediyorum:)


Şehrime iki sevdiğim film gelmiş. 
Bu filmleri sinemada seyretmemiştim.
Havalara uçtum. 
Gülümse:)


17 Şubat 2013 Pazar

fakat hep soruyorlar.. kendileri, bu "ne"ye bir cevap bulmuşlar, bir cevap olmuşlar gibi sanki


 -büyüyünce ne olucan?
- büyümek şart mı.. büyümeden 
"ne olunmuyor mu



-büyüyünce ne olucan?
- sizin olduğunuz hiçbir şeyi, olmuycaam..
başka türlü bir şey oluucaam..
burası gibi olmıycaak, gideceğim memleket..
ağacı, ayrı ağaç.. denizi ayrı deniz olacak.




 -büyüyünce ne olucan?
- sana ne.. söyliim de sen ol, değil mi..
pışşıık var mı ben de o göz.. hem annem,
"tanımadığın amcalara, büyüyünce
bir şey olma" dedi



-büyüyünce ne olucan?
- ne bir eksik, ne bir fazla.. üç aşağı, beş yukarı..
hayat majesteleri, ne uygun görürse,
onu olucam işte




 -büyüyünce ne olucan?
- başka işin yok mu senin ya..
dükkânın önünü kapatıyosun ya..
haydi ikile ya.. balon var, balooon..
bebelere balooon 




-büyüyünce ne olucan?
- ne olsam, memnun olmıycaam.. kim büyüyünce,
olduğundan, memnun olmuş ki allah aşkına



-büyüyünce ne olucan?
- valla ben bişey olmuycam amca..
valla başkası büyüyünce her şey olmuştur amca..
n'olur, dur vurma


 
  -büyüyünce ne olucan?
- büyüyünce ne oluucaan'lardan neler var menü'nüzde..
ustanın tavsiyesi nedir




  -büyüyünce ne olucan?
- sizin olduğunuz hiçbir şeyi, olmuycaam..



-yazılar - 
metin üstündağ/denemeyenler kitabından 


-film kareleri - 
leon
e.t
beyaz bant
ve for vendetta
harry potter
çoğunluk
ejderha dövmeli kız
ratatouille
amelie

19 Haziran 2012 Salı

Canım Süt İçmek İsteyince, Leon'u Seyrederim Önce...


Ne olur bak bana biraz çocuk muyum değil miyim?




Sen küçücük güzel bebek





 Öyle olsa sevmeyi bilir miyim?




  Olmaz, küçücüksün, yureğin genç umut dolu!




 
 Özlem bu, olur ya, buluruz belki mutluluğu:)




20 Mayıs 2012 Pazar

Bir Film Ve Bir Romanla Biyoloji Dersi



DERS: Biyoloji
KONU: İç Organlarımız (Aşk Nerede Hissedilir?)
Okul hayatımda en sevmediğim derslerden biri de Biyoloji'ydi. İyi ama biyoloji dersinin  günlük hayatımda işime yarayacağını  hiç kimse bana söylememişti ki. Aşık olmanın ve aşk acısı çekmenin biyolojiyle ilgisi olduğunu bilseydim... Ne bileyim bir biyoloji öğretmeni derste bunu söyleseydi, kitabı yutar  gibi okurdum sözgelimi. Bak şimdi... Aşağıdaki konuşmaları Luc Besson'un o şahane Leon adlı filmindeki Mathilda'yla Leon arasında geçen muhabbetten aldım. Filmin senaryosunu da Luc Besson yazdığına göre, bir bildiği var ki böyle yazmış, öyle değil mi? Koskoca yönetmene inanmayacak mıyız yani? Baksana aşkın vücuttaki anatomik yerleşimini tam olarak belirtmiş.
- Leon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor.
- Mathilda, daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nerden biliyorsun?
- Çünkü hissediyorum.
- Nerende hissediyorsun?
- Karnımda. Sıcacık. Daha önce hep yumru olurdu. Ama artık geçti.





DERS: Biyoloji
KONU:  İç Organlarımız Ne İşe Yarar (Aşk Acısı)
Neymiş efendim... Aşkın bir bünyeye yerleştiği  karındaki yumrunun gitmesinden hissedilirmiş. Peki... Aşk acısının biyolojik tarifi nasıl acaba? Bu kez Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ndeki tutkulu aşık Kemal'in anlatımının bir özetini vereceğim. Bak şimdi...  Kemal'e göre... Aşk acısının en yoğun olduğu başlangıç noktası midenin sol yanının yukarı kısmıdır. Acı güçlendiği vakit göğüs ile mide arasına hemen yayılıverir. O zaman gövdenin yalnız sol kısmında kalmaz, sağa da geçer. Aşk acısı çeken kişi sanki içine bir tornavida ya da kızgın bir demir sokulmuş içerden kanırtılıyormuş hissine kapılır. Sanki mideden başlayarak bütün karında keskin asitli sıvılar birikmekte ve sanki yakıcı ve yapışkan küçük deniz yıldızları iç organlara yapışmakta gibi hissedilir. Kemal'e göre aşk acısı şiddetlendikçe hacmi genişleyerek artan acı alna, enseye, sırta, hayallere, insanın her yerine vurur, boğar gibi sıkıştırır. Bazan göbekte tam göbek çukurunun etrafında, sanki bir yıldız şeklinde birikir. Asitli sert bir sıvı gibi boğaza, ağza dolup öldürecekmiş gibi korkutur, oradan bütün gövdeyi zonklatır ve inletir. Bu haldeyken aşk acısı çeken  kişinin elini duvara vurması, jimnastik hareketleri yapması, gövdeyi bir sporcu gibi zorlaması  bir an için acıyı unutturabilir tabi. Ama en zayıfladığı zamanlarda bile, bir türlü tam kapanamayan bir musluktan damlayan damlalar gibi, acının karnına yapıştığını hep hissedermiş. Acı bazan boğazına kadar çıkar, yutkunmayı zorlaştırır, bazan sırta, omuzlara yayılır. Ama her zaman asıl midedeymiş, merkezi orasıymış. Ancak bütün bu elle tutulur niteliklerine rağmen, aşk acısının akıl ve ruhla ilgili bir şey olduğunu da bilmek lazımmış. Ama ondan kurtulmak için kafada yapılması gereken temizliği yapmaya da girişilemezmiş. Daha önce böyle bir şeyi yaşamayanlar için, ilk defa baskına uğrayan mağrur bir komutan gibi, tam bir akıl karışıklığına sürüklermiş. Acıya katlanmalı, onun gövdeye yayılışını sabırla karşılamalı, dişi sıkmak gerekmekteymiş. Çünkü kimi zaman aşk acısı öldürücü ve zalim olurmuş. Kurbanını canına hiç değer vermeyen vahşi bir hayvan gibi tüketirmiş. Ne yalan söyleyeyim, ben filmlerin ve romanların yalancısıyım. Aşkın ve aşk acısının bir bünyedeki anatomik yerleşimi işte böyleyken böyleymiş.  Bu yaşta biyoloji öğrenmeye başladım iyi mi?


 2011

15 Ekim 2011 Cumartesi

Bir Filmle ve Bir Romanla Biyoloji Dersi



DERS: Biyoloji
KONU: İç Organlarımız (Aşk Nerede Hissedilir?)

Okul hayatımda en sevmediğim derslerden biri de Biyoloji'ydi. İyi ama biyoloji dersinin  günlük hayatımda işime yarayacağını  hiç kimse bana söylememişti ki. Aşık olmanın ve aşk acısı çekmenin biyolojiyle ilgisi olduğunu bilseydim... Ne bileyim bir biyoloji öğretmeni derste bunu söyleseydi, kitabı yutar  gibi okurdum sözgelimi. Bak şimdi... Aşağıdaki konuşmaları Luc Besson'un o şahane Leon adlı filmindeki Mathilda'yla Leon arasında geçen muhabbetten aldım. Filmin senaryosunu da Luc Besson yazdığına göre, bir bildiği var ki böyle yazmış, öyle değil mi? Koskoca yönetmene inanmayacak mıyız yani? Baksana aşkın vücuttaki anatomik yerleşimini tam olarak belirtmiş.

- Leon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor.

- Mathilda, daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nerden biliyorsun?

- Çünkü hissediyorum.

- Nerende hissediyorsun?

- Karnımda. Sıcacık. Daha önce hep yumru olurdu. Ama artık geçti.







DERS: Biyoloji
KONU:  İç Organlarımız Ne İşe Yarar (Aşk Acısı)

Neymiş efendim... Aşkın bir bünyeye yerleştiği  karındaki yumrunun gitmesinden hissedilirmiş. Peki... Aşk acısının biyolojik tarifi nasıl acaba? Bu kez Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ndeki tutkulu aşık Kemal'in anlatımının bir özetini vereceğim. Bak şimdi...  Kemal'e göre... Aşk acısının en yoğun olduğu başlangıç noktası midenin sol yanının yukarı kısmıdır. Acı güçlendiği vakit göğüs ile mide arasına hemen yayılıverir. O zaman gövdenin yalnız sol kısmında kalmaz, sağa da geçer. Aşk acısı çeken kişi sanki içine bir tornavida ya da kızgın bir demir sokulmuş içerden kanırtılıyormuş hissine kapılır. Sanki mideden başlayarak bütün karında keskin asitli sıvılar birikmekte ve sanki yakıcı ve yapışkan küçük deniz yıldızları iç organlara yapışmakta gibi hissedilir. Kemal'e göre aşk acısı şiddetlendikçe hacmi genişleyerek artan acı alna, enseye, sırta, hayallere, insanın her yerine vurur, boğar gibi sıkıştırır. Bazan göbekte tam göbek çukurunun etrafında, sanki bir yıldız şeklinde birikir. Asitli sert bir sıvı gibi boğaza, ağza dolup öldürecekmiş gibi korkutur, oradan bütün gövdeyi zonklatır ve inletir. Bu haldeyken aşk acısı çeken  kişinin elini duvara vurması, jimnastik hareketleri yapması, gövdeyi bir sporcu gibi zorlaması  bir an için acıyı unutturabilir tabi. Ama en zayıfladığı zamanlarda bile, bir türlü tam kapanamayan bir musluktan damlayan damlalar gibi, acının karnına yapıştığını hep hissedermiş. Acı bazan boğazına kadar çıkar, yutkunmayı zorlaştırır, bazan sırta, omuzlara yayılır. Ama her zaman asıl midedeymiş, merkezi orasıymış. Ancak bütün bu elle tutulur niteliklerine rağmen, aşk acısının akıl ve ruhla ilgili bir şey olduğunu da bilmek lazımmış. Ama ondan kurtulmak için kafada yapılması gereken temizliği yapmaya da girişilemezmiş. Daha önce böyle bir şeyi yaşamayanlar için, ilk defa baskına uğrayan mağrur bir komutan gibi, tam bir akıl karışıklığına sürüklermiş. Acıya katlanmalı, onun gövdeye yayılışını sabırla karşılamalı, dişi sıkmak gerekmekteymiş. Çünkü kimi zaman aşk acısı öldürücü ve zalim olurmuş. Kurbanını canına hiç değer vermeyen vahşi bir hayvan gibi tüketirmiş. Ne yalan söyleyeyim, ben filmlerin ve romanların yalancısıyım. Aşkın ve aşk acısının bir bünyedeki anatomik yerleşimi işte böyleyken böyleymiş.  Bu yaşta biyoloji öğrenmeye başladım iyi mi?