27 Aralık 2016 Salı

Bu Hafta Neler Yaptım?

Bu hafta, John Steinbeck'in Bitmeyen Kavga'sını bitirir bitirmez, "İnsan fantazilere ihtiyaç duyar" diye kulağıma fısıldayan Iris Murdoch'un Deniz deniz'ine atladım.

Oturduğum yerde... Kendi kendime... Tuhaf, acayip, ucubik denilen cinsten çizimler yaptım. Çizmek hoşuma gidiyor. Şimdilik bir şeylere bakarak çiziyorum. Sonra gönlümdekileri resmedeceğimi hayal ediyorum. du bakalım...




Pazarda cennet hurmasının kurusunu bulunca dünyalar benim oldu. Hastasıyım. Madem bu kadar çok seviyorum, kendim neden kurutup yemiyorum, dedim. Yapabilir miyim ki? du bakalım...





Bendirim geldi... Şimdilik "düm ta ka düm tak" makamındayım... Sayesinde gönlümü terbiyeye etmektir maksadım. Becerebilir miyim acaba? du bakalım...




The Office'i epeydir seyretmek istiyordum. İlk sezonu bitirdim. İkinci sezonu yarıladım. Bitirebilecek miyim? du bakalım...


14 Aralık 2016 Çarşamba

Seni Seviyorum..

-seni seviyorum
-aman ne güzel.. seninle birlikte,
beni seven iki kişi olduk böylece


  
seni seviyorum
neden.. bende benim bilmediğim
müthiş bir şeyler mi gördün



seni seviyorum
hadi ya, çok ilginç, ee sonra, devam et..



seni seviyorum
ömrünü, enerjini  daha faydalı işler için 
harcasana şekerim



seni seviyorum
hayır, izin vermiyorum.. bugün beni seven
yarın kediyi,köpeği, otu böceği de sever..
hayır olmaz.. ben ciddi bir insanım


 
seni seviyorum
iyi, güzel de, bu ne'ye cevap olacak, neyi çözecek ki şimdi



seni seviyorum
ve utanmadan bir de bunu
yüzüme karşı söylüyorsun ha,
yıkıl karşımdan melun


metin üstündağ/denemeyenler

12 Aralık 2016 Pazartesi

Şşşth! Kimse Duymasın- 29-

Gelen kargo paketini açtım.
İçindekileri teker teker çıkardım.

Sanki o kitapları ben sipariş etmemişim gibi,
sanki hiçbirini bilmiyormuşum gibi,
sanki hayali biri göndermiş gibi,
sanki hayatın bana oyalanmalar bıraktığını düşündüğüm anlar gibi,
sanki söylenmemiş cümlelerimin içimde birikmeye devam edeceğine inanmış gibi,
sanki lokmayı ağzımda unutarak heyecanla gözlerimi açarmış gibi,


kitaplara şaşkın şaşkın baktım.


Gerçekten!

10 Aralık 2016 Cumartesi

Zagor'la Ruhların Dansına Yolculuk

 
Bilenler bilir Zagorseverim.
Çayımı hüpletirken,
Zagor'un Ruhların Dansı macerasına gömülüvereyim...




9 Aralık 2016 Cuma

Bu Hafta Neler Yaptım?

Şaka gibi...
Vazgeçmedim... Çizmeye devam ediyorum.
Sadece çizgi romanlara bakmayı değil,
beceremiyorum demeden çizmeyi de seviyorum.


Bu hafta sayfalarında dolandığım kitap ve dergiler...



Bu hafta seyrettiğim filmler...



Bu hafta, "Ah, olsa!" dediğim...

Pırasa Ve Patatesle Uyduruverdiğim Lezzetli Yemek

Dün gece, buzdolabında iki adet pırasayı görünce...  Dayanamadım... Hemen kollarımı sıvayıverdim. Pırasaları minik minik doğrayıverdim.   Tavaya zeytinyağ  döküp pırasaları soteliyiverdim.


Sonraaa... Üç adet patatesi soyuverdim. İncecik incecik doğrayıverdim.  Tuz, pul biber, kara biber ve zeytinyağını derin bir kaba koyuverdim. Patatesleri içine atıp hoplata zıplata bulayıverdim. Cam tepsiye yağlı kağıt serip, patateslerin yarısını alta, sote pırasaları ortaya, patateslerin diğer yarısını üste koyuverdim. 250 derecede ısıttığım fırına atıverdim.



20 dakikada pişiverdi. Yemek nasıl fevkaladenin fevkinde olmuştu anlatamam. Yemeğimi sadece hapur hupur  değil, hımlaya humlaya, koklaya koklaya, tüm iştahımla yiyip bitiriverdim.




2 Aralık 2016 Cuma

Bu Hafta Neler Yaptım?

Keyifle çizgilerin menzilinde dolanıp, çizmeyi hiç denememiştim. Son günlerde çizmeye heves ettim. Tim Burton hastasıyım. İzini sürüyorum. Renkli kalemle çizdiğim halde o kadar çok fırça sahibi oldum ki anlatamam. Kullanmasam bile fırçaların gölgesinde ellerimden ilham almayı seviyorum. 




Baharat kullanmaya bayılırım. Yemeklerime mutlaka baharat katarım. Mesela... Mantıyı sumaksız yemeği...  Kesinlikle reddederim. İyi de abicim, sumağı o kadar  seviyorsan, ağacını bil, yaprağını, çiçeğini tanı bari di mi? Nerdee? İşte bu ağaç sumak ağacıymış. Hayretle seyrettim. Dayanamadım tabii... Eğildim kulağına... Anlattım... Hayatıma nasıl lezzet kattığından bahsettim. Çok seviyorum seni, dedim. İştahla teşekkür ettim.



Bu hafta iki kez sinemaya gidebildim.  Yıl sonu sebebiyle şirketlerdeki toplantılara katılmak amacıyla İstanbul'a gidince, iki filmi de İstanbul'da seyrettim. Sinemaya gitmek için illa bir alışveriş merkezine girmek, sinemadan çıkınca tenimde kışın ayazını hissedememek ne feci!




Bu hafta Cahit Uçuk'un Sırlı Saray'ını okudum.  Cahit Uçuk hakkında yazı yazmak niyetim var. Mümkün olmuyor. Kağıt Ev, bi solukta okunacak, okuru gizemli bir kitabın peşinde sürükleyen kısacık bir novella. Emrah Serbest'in Müptezeller'ine yeni başladım. Keyifle okuyorum. Bu hafta sonu bitiririm.




Bu hafta müzikleri radyoz'den dinledim. Kesinlikle müthiş!


25 Kasım 2016 Cuma

Bu Hafta Neler Yaptım?

 
Black Mirror, bir İngiliz TV dizisi.  Bu hafta her bölümünü şaşkınlıkla seyrettim. Çok az bölümü kaldı. Bu akşam bitireceğim.


Ellerimi kullanarak neler yapabilirim derken, resim yapmaya niyetlendim.  Renkli kalemler aldım. Peki ne çizecektim? Bencileyin birinin aklına  Leonardo da Vinci gelecek değil ya, Tim Burton geldi tabii. Voodoo Girl'ü çizmeye başladım.  Çizmek şahaneymiş.  Tüm acemiliğimle devam edeceğim.

 

Defterleri çok severim. Gittiğim her yerden defter almaya heves ederim. Peki, bu kez defterimi kendim yapsam dedim. Defter yapmayı gerçekten denedim.  İşte bu ilki. Yaptıkça güzelleştireceğim.



Yıl sonu. İşim açısından en debdebeli aylar.  Kimi günler çok yoruldum. Yoruldukca kendimi sinemaya attım. Her biri ilaç gibi geldi. İyi ki sinema var.




Bu hafta sayfalarında dolandığım kitaplar, Gündüz Vassaf'ın Boğaziçi'nde Balık, Levent Cantek'in yazdığı Berat Pekmezci'nin çizdiği  Uzak Şehir, Murathan Mungan'ın Hayat Atölyesi. Uzak Şehir'i bir solukta bitirdim. Boğaziçi'nde Balık ve Hayat Atölyesi'nin  sokaklarında gezindim. 





Bu hafta Yann Tiersen'in Porz Goret'ini sürekli dinledim.  Kesinlikle şifalı bir müzik. 

21 Kasım 2016 Pazartesi

Kıssaya Adres Sorulmaz

Nereye nereye gideyim 
Nereye nereye nereye gideyim




Neden soruyorsun nereye gideyim 
İki yol var demiştim, hangisini seçeyim 



Neden soruyorsun, nereye gidiyorum
İki yol var demiştim, birinden gidiyorum 







sözler-  mavi sakal'ın iki yol şarkısından
görseller- the way back filminden  saoirse ronan
başlık- dücane cündioğlu
video- marjan farsad khooneye ma




14 Kasım 2016 Pazartesi

Şşşth! Kimse Duymasın!.. - 28 -


Ne giden dün'de aklım var. 
Ne büsbütün an'ın içindeyim. 

 Bilim kurgu büyülüyor beni.
Yalan söyleyecek değilim.
Aklımla, fikrimle, hayallerimle... 
Hep gelecek'teyim.


Gerçekteen!





2 Kasım 2016 Çarşamba

Gam Defeden -1-


Üzerinize afiyet... Son zamanlarda... Tükenmeyen gam var bende. "Sen şimdilik gelme sevinç, gönlümde gam var, bırak onunla helalleşeyim", modundaydım. 

Ormanda tek başıma yürüyordum.  Ormanda tek başıma yürürken gamlı gamlı düşünüyordum. Birdenbire onu gördüm. Kuru yapraklar, ısırganlar, sarmaşıklar arasında dimdik ayakta duruyordu. Kuru yapraklar, ısırganlar, sarmaşıklar arasında dimdik ayakta dururken, içinde mahşeri yaralar gizlediğini hissettiğim koskocaman şemsiye gibi başını  bedeninin ucunda umutla sımsıkı taşıyordu.

Sonra mı? Öyle işte...

24 Eylül 2016 Cumartesi

Şşşttth!.. Kimse Duymasın! - 27 -


Gökyüzünde yıldızlar var, sayısız,
Ilık mı ılık bir gecenin içinde yürüyorum.
İnsan ayağı değmemiş gibi bir yokuştan tırmanıp,
eski püskü, boğum boğum bir kuyudan  su çekiyorum.

Yüreğimin ateşini söndürmek için olabilir mi?
İnanın bilmiyorum.
Kuyudan çıkardığım kovayı
Ansızın başıma dikiyorum.

Ahh!
Nasıl anlatsam? 

Sanki kuyunun yakınında ıhlamurla incir ağacı varmış,
Sanki ıhlamurla incirin kokusu  dip bucak tüm kuyuyu  sarmış.
Hani kovayı başıma dikip ansızın su  içmeye başlıyorum ya...
Hah işte...
Sudaki ıhlamurla incirin kokusu  ilk yudumda aklımı alıveriyor.
Yudum yudum asla  değil...
Nasıl biliyor musunuz?

Rüyamda...
Lıkır lıkır... Kana kana... su içiyorum.

Gerçekteeen!




7 Eylül 2016 Çarşamba

Kavak Yeli



Kendi içime çekilme günlerimden birindeydim.  Böyle hallerimde sinema salonları bir anne kucağı kadar şefkatlidir.

Şu fotoğrafı Star Trek'i seyrederken sinemada çekmiştim.
Günlerdir filmle ilgili düşüncelerimi Hayal Kahvem'e yazarak meziyetimi sergilemek gayretindeyim. 
Ne yazacağımı tasarladım. 
İnanın bana... Böylee... Nasıl anlatsam? 
Yüreğimdeki heyecanımın şıpırtısını parmak uçlarımdan işitiyorum. 
Hatta yukarıdaki iki cümleyle yazıma girizgah yapmayı bile bir nebzecik becerebildim.

İyi ama... 
Devamı gelmiyor ki... 
Tam zihnimdeki kelimeleri muntazaman sıraya diziyorum. 
Cümlelerin şıpır şıpır damlayacağını hissediyorum...
O ne? 

Efsunlu mu efsunlu kavak yeli başımın üstünde esiveriyor.
İçim buselik, dışım hüzünler içinde.
Yok, olmuyor... 

Kilitlendim.