23 Ocak 2015 Cuma

Türkülerim Ve Filmlerim - 2 -


 
Şu garip halimden bilen işveli nazlı
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Datlı dillim güler yüzlüm hey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen, neredesin sen?





Ben ağlarsam ağlayıp, gülersem gülen
Bütün dertlerimi anlayıp, gönlümü bilen
Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen, neredesin sen? 




 Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
Hiçbir tabip bu yarama melhem olmuyor
Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen?



18 Ocak 2015 Pazar

Bu Hafta Seyrettiğim Filmler



Ben Hâlâ Kuşlara Hayran...


Bilirsiniz illa ki... "Sanat uzun, hayat kısa" diye bir özdeyiş vardır ya hani...  

Hah işte... Ne vakit Cemal Süreya'nın yukarıdaki minik şiirine  denk gelsem, nedense bu özdeyiş aklıma gelir. 

Yeni öğrendim.  Bu özdeyişin devamı varmış.  "Sanat uzun, hayat kısa, fırsat seyrek."  Çok sevdim.

Ne kadar doğru bir söz, öyle değil mi? 





17 Ocak 2015 Cumartesi

Türkülerim Ve Filmlerim -1 -


"gökte uçan teyyare
selam söyle o yare
ben kendime yar buldum
baksın başına çare"




  
 "ben varmam çarıklıya
tarlası ayrıklıya
mevlam kısmet eylesin
boynu kravatlıya"


 

15 Ocak 2015 Perşembe

İnsan Yaşadığı Yere Mi Benzer?


Öğrencilik dönemimde, kitap okumayı, hikaye dinlemeyi seven  bencileyin biri için cezbedici olması gerekirken, en sevmediğim ders Tarih'ti.  Tarih dersinden ikmale bile kaldım yani öyle söyleyeyim. İttire kaktıra bitirdim.  Aradan yıllar geçti. Son zamanlarda, İnsanlık Tarihi, Uygarlık Tarihi, Dinler Tarihi'ni  tuhaf bir şekilde  merak eder oldum. İlk uygarlıklar hangileri? Bu uygarlıklar nerelerde kurulmuş? En baştan başladım okumaya... Anladığım kadarıyla ilk uygarlıkları  Çin, Hint, Mezopotamya Uygarlıkları diye tasnifleyebilirim.

Bu ilk uygarlıklar hakkında okumaya başladım. Binlerce kasırga aşkına!  Dünyanın bambaşka yerlerindeki bu uygarlıklarda, tarihin evrimsel süreci çok benzer gelişmiş. Misal,  bu üç bölgede  "yazı" eş zamanda ortaya ortaya çıkmış. Geometride, astrolojide, aritmetikte önemli çalışmalar gerçekleştirilmiş. İyi de, bu üç  bölgenin ne özelliği var?

Çin Uygarlığı, Sarı ve Gökırmak çevresinde, Hint Uygarlığı İndus Nehri dolaylarında, Mısır Uygarlığı Nil Nehri, Mezopotamya Uygarlıkları ise Dicle ile Fırat nehirlerinin arasında kurulmuş. Eş zamanlarda tarıma geçmişler, hayvanları evcilleştirmişler, kuyu kazmışlar, kanal sistemleri geliştirmişler, yamaçlara set çekmişler, örgütlenmeye, ticarete başlamışlar, ibadethaneler inşaa etmişler, ilkel sallarla nehir taşımacılığını öğrenmişler, daha neler neler...

Hey!.. Bunların hepiciği  nehir çevresinde yerleşen uygarlıklar vallahi... Sülalemin bütün bıyıklıları adına!  Yoksa... Topografik yapı insan zihnini geliştiren önemli bir etmen mi?

Hımm... Merakları muhtelif, ilgisi dağınık biriyim. Nehir deyince, Tarih dersini unuttum. Aklıma Zagor'u getirdim.  Acaba Zagor'un en yakın arkadaşı Doc'la oynadıkları "nehirde yüzen kütük üzerinde birbirini devirmece oyunu", nehir çevresinde gelişen bu ilk uygarlıklardan kalma bir oyun mu:)


12 Ocak 2015 Pazartesi

Okurun Biri İzafi Dergisini Aramaya Çıktı...





Bir kitabı veya dergiyi kabını görüp sevenlerden misiniz? 

Yalan söyleyecek değilim. Tıpkısının aynısı böyle biriyim. Kitap veya dergiyi kaplarını gördüğüm anda sevip sevmeyeceğimi sezebilirim.  Şimdiye kadar yanılmadım. Ve fakat, kimi zaman  beşer şaşar  elbette… Kendimi yine yeni yeniden denemeye karar verdim. 

İşte "İZAFİ" adlı dergi... 2 Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi'ymiş.  Hay canına sayın seyirciler!.. Şimdiye kadar 14 sayı yayımlanmış.  Ömrümde ismini işitmemiştim. Sanal alemde bir kaç kapak resmine denk geldim. Bayıldım yani öyle söyleyeyim. Dedim ki kendi kendime "Eğer ben bu dergiyi okursam, öyle hissediyorum ki çok seveceğim. "

İşte buyrunuz, üşenmedim tüm kapak görüntülerini toparladım. Peki... Derginin kendisine nasıl ulaşacağım? Her zaman olduğu gibi "Hayal et, olur elbet" diyeceğim... Du bakalım:)


 














11 Ocak 2015 Pazar

Bu Hafta Seyrettiğim Filmler - 1 -




Not- 2015 yılında seyrettiğim filmleri her hafta yazmaya karar vermiştim. Bir nevi haftalık film günlüğü olacak yani... Yılbaşından bu yana 10 gün geçti ya... Az önce, bu hafta  neleri seyrettim diye düşünmeye başladım. İnanamadım kendime... 10 günde, taam 10 film seyretmişim. Yok artık! Napıyorum ben kuzum? 

Yemeyip, içmeyip, çalışmayıp film mi seyrediyorum? Yooo... Yeminle sadece yiyip içmekle kalmıyorum, yemek de pişiriyorum. Hele bu hafta denediğim ebruli kek nasıl şahane oldu anlatamam... Kendim yaptım diye söylemiyorum,  hem tadı enfesti hem şekli harikuladeydi. Öyle böyle değil yani...

Peki... Ya  benim kardeşten öğrendiğim unlu börek'e ne demeli? Bu hafta kaç kere yaptım kimbilir? Denk gelen parmaklarını yedi inanın... Diğer pişirdiklerimi yazmayayım.

Peki, çalışmadım mı? Ohooo!.. Vallahi deli gibi çalıştım. Yıl sonu ya... Aralık ve Ocak  en debdebeli aylarım! Abicim, ne zaman seyrettim bu kadar filmi diyeceğim demesine ama... Misal... Dün... İstanbul Modern'de... Oskar'a Aday Yabancı Filmlerden  İki Gün Bir Gece, Anne ve İnsan Kapitali'ni, yani üç filmi,  arka arkaya  soluk almadan seyrettim:)

Binlerce kasırga aşkına!  Yoksa ben... Hep mi böyleyim? Du bakalım... Önümüzdeki hafta vaziyetimi göreceğim! Allahım! Yoksa ben deli miyim? Ben neyim?

7 Ocak 2015 Çarşamba

Ve Kar Ve Kısa Masal



“…….
Size bir olay anlatayım, çok kısa
Bir kış günüydü, kar yağıyordu
Gök sapından boşalmış papatya yaprakları gibi duruyordu.
…….”

Edip Cansever