20 Temmuz 2016 Çarşamba
Geçen Hafta Seyrettiğim Filmler
Etiketler:
antony quınn,
arlington yolu,
casuslar köprüsü,
film,
jeff bridges,
kasabanın sırrı,
matt damon,
özcan alper,
sinema,
son ültimatom,
sonbahar,
tim robbins,
tom hanks
14 Temmuz 2016 Perşembe
12 Temmuz 2016 Salı
Kitap Detoksuna Niyet
Yeminle bu kitapları sipariş ettiğimi unutmuştum.
Akşam elime geldiler.
Nasıl sevindim anlatamam.
Allahım lütfen sorun çıkmasa...
İki gün işe gitmesem.
Kitap detoksu yapsam.
Lütfen.
Bu Bir Yemek Tarifidir
Şşşth! Kafamı attırma!
Alacalı soyarım.
Uzun uzun keserim.
Lokma lokma doğrarım.
Arkalı önlü kızarttığım gibi...
İki seksen uzatırım.
Şşşth!
Evet! Yaparım!
9 Temmuz 2016 Cumartesi
4 Temmuz 2016 Pazartesi
1 Temmuz 2016 Cuma
25 Haziran 2016 Cumartesi
Bu Hafta Neler Yaptım?
4 kitap aldım. Okudum.
Erik topladım. Kokladım.
Sinemaya gittim. Ağladım.
İki Bahar'ı tanıştırdım. Sevindim.
Bilmediğim mekanlar keşfettim. Öğrendim.
Etiketler:
albert camus,
arakiyeci ahmet çelebi camii,
bahar,
carl ewald,
cemalnur sargut,
erik,
kitap,
me before you,
oruç,
tabiat ana anlatıyor,
warcraft,
yabancı
24 Haziran 2016 Cuma
Selimiye Camii'ne Gidebilme Hayalimi Seviyorum
Edirne'deki Selimiye Camii'ni gidip görmedim. Bildim bileli hakkında yazılmış makaleleri okurum. Belgeselleri seyrederim. O kadar... Lakin, "Haydi Selimiye Camii'ne gidiyoruz," deseler, yüreğim gümbürdemeye başlar. Feci heyecanlanırım. Gidemem.
Aslında nasıl merak ediyorum anlatamam. Oy.. oy.. oy... Koskocaman kubbe... sekiz ayak... ve onlara bağlı kemerler... Gelmiş geçmiş tüm dünya sanatlarının hülasası... Hepsini özümsemiş, bünyesinde toplamış. Tam kubbenin altında... tam orta yerde... müezzin mahveli... müezzin mahvelinin tam altında ise minik bir havuz... Başka hiç bir Osmanlı eserinde olmayan bir uygulama tarzı... Eşsiz... Kadim mimarlık sanatlarına selam çakış. Geçmişin devamı olduğunu, sürekliliğin bir parçası olduğunu sessizce haykırış. Size bir şey söyleyeyim mi, daha görmeden bu bilgileri öğrenmek delice heyecanlandırıyor beni. Diyorum ki: "Hay canına!" Müthiş.
Şimdilik hayaliyle yetiniyorum.... Bakın şöyle...
Osmanlı mimari sanatının en büyük yapısı kabul edilen Selimiye Camii'nin, küçücük olduğu söylenen kapısından gireceğiiiim. Pencereler insan gözü seviyesinde başlayıp zeminden yukarıya doğru kademeleneeeceek. Kubbenin ihtişamı, pencerelerden akan ışığın ilahi kıvamı başımı döndüreceeeekkk... Ve... Ahh!... Büyüleneceğim.
Ayakta duramam ki... Hooop!.. Dizlerimin üzerine düşeceğim. Dünyanın gelmişine geçmişine boşvereceğim. Biliyorum... Tüm ruhumla "Huuuuuu!" diye sesleneceğim.
22 Haziran 2016 Çarşamba
19 Haziran 2016 Pazar
17 Haziran 2016 Cuma
Şşşth! Kimse Duymasın!.. - 26 -
Uyandım.
Her yer sessizdi.
Karanlık çekilmişti.
Pencereden başımı uzattım.
Duman duman akmaya başladım.
Çimlerin üstünde dans ederek salındım.
Gövdem öyle genişledi... Öyle genişledi ki...
Tüm ormanı yüreğime sakladım.
Hımm!..
Güneş ısıttı beni...
Çiy olup yapraklara damladım.
Gerçekten!
12 Haziran 2016 Pazar
Pencere Kimdir? -1-
Gaudi'de maskeli balo için yapılmış özel bir makyajdır.
Rudolf Steiner'in Goethenaum'unda geometrilerin en aykırısıdır.
Ronchamps'daki kilisede ışığa ilahi bir kıvam veren dipsiz kaynaktır.
Mies Van Der Rohe'de şehre, dünyaya tutulan sihirli aynadır.
Londra'nın pencereleri yalnızlıktır.
Küçük Flemenk şehirlerininkiler alabildiğine mistiktir.
Küçük İtalyan şehirlerinde mutlaka aralıktır. Sesi, soluğu, ezgiyi paylaştırırlar.
Cümleler - Enis Batur'un Kediler Krallara Bakabilir adlı kitabından
Fotoğraflar - Google'dan
Etiketler:
enis batur,
flemenk,
gaudi,
Goethenaum,
italyan,
kediler krallara bakabilir,
kitap,
londra,
Mies Van Der Rohe,
pencere,
pencete kimdir?,
Ronchamps,
Rudolf Steiner
31 Mayıs 2016 Salı
Hasar Tespit Çalışmaları...
kalp ne
hissedeceğini
nereden
nasıl akıl
ediyor
film- aşk ve gurur- keira knightley
şiir- metin üstündağ- hasar tespit çalışmaları
29 Mayıs 2016 Pazar
Doğaya Bakıp Bir An İçin Olsun Düşünmek...
"Duruyordu yaşlı kazık denizler ortasında.
Susuz kalmıştı bunca suyun bolluğunda.
Yosun bağlamış yılların anısıyla...
Düşünüyor, düşünüyordu da bir türlü
Bir anlam bulamıyordu orada duruyor oluşuyla..."
(Bir vakitler bir ağacın dalı olan yaşlı kazık, birileri tarafından kesilmiş, hiç tanımadığı denizin bu yerine getirilmiş, isteği dışında getirildiği bu yerden başka bir yere gidememiş, denizin içinde kazık olarak varlığını devam ettirmiş, yıllar içinde tüm gövdesini yosun kaplamış, görünmez olmuştur. Gelip geçen onu fark edemez. Çarparlar. Biri de balıkçının kayığıdır.)
Balıkçı: Bu kazığı da kim koymuş buraya?
Yaşlı Kazık: Gerçekten bilmiyorum. Buraya kendi isteğimle geldiğimi sanmıyorum. Kim tarafından ve niçin getirildiğimi anımsayamayacak kadar yaşlıyım.
Bir anlam bulamıyordu orada duruyor oluşuyla..."
(Bir vakitler bir ağacın dalı olan yaşlı kazık, birileri tarafından kesilmiş, hiç tanımadığı denizin bu yerine getirilmiş, isteği dışında getirildiği bu yerden başka bir yere gidememiş, denizin içinde kazık olarak varlığını devam ettirmiş, yıllar içinde tüm gövdesini yosun kaplamış, görünmez olmuştur. Gelip geçen onu fark edemez. Çarparlar. Biri de balıkçının kayığıdır.)
Balıkçı: Bu kazığı da kim koymuş buraya?
Yaşlı Kazık: Gerçekten bilmiyorum. Buraya kendi isteğimle geldiğimi sanmıyorum. Kim tarafından ve niçin getirildiğimi anımsayamayacak kadar yaşlıyım.
Balıkçı: Bari şu sakal gibi uzamış yosunlar her tarafını kaplamamış olsaydı, seni görebilirdim. O zaman da sana çarpmazdım.
Yaşlı Kazık: Ama yosunların üzerimde büyüyüp büyümeyeceğine ben karar vermiyorum ki!
Balıkçı: Ya kim karar veriyor?
Yaşlı Kazık: Bu bir doğa yasası...
Balıkçı: Hım... Çok ilginç; oysa ben kendi sakalımı kedip kesmeyeceğime kendim karar verebiliyorum.
Yaşlı Kazık: Çünkü sen insansın...
Karl Ewald / Yaşlı Kazık öyküsü
27 Mayıs 2016 Cuma
Günce -1-
Sabah toplantım süper geçti.
Öğleden sonra arkadaşım Alev Ankara'dan geldi.
Alevi'i otogardan aldım.
İki saat hasbihal edip vedalaştım.
Marş marş İstanbul Modern'e gittim.
Vesikalı Yarim'i beyaz perdede seyrettim.
Lütfi Akad ve Sineması temalı söyleşiyi dinledim.
Az önce eve döndüm.
Egomla birlikteyim.
Süperim...:)

26 Mayıs 2016 Perşembe
Şşşth Kimse Duymasın -25-
Yarın sabah çok mühim toplantım var.
Çok yorgunum. Çoook!
Acilen dinlenmem lazımdı ki...
Uykum kaçıverdi.
Yataktan hışımla kalktım.
Yataktan hışımla kalktım.
Sanki uykumu yakalayacakmışım gibi öfkeyle pencereyi açtım.
Dışarıya baktım.
Tıs yok.... Asayiş berkemal.
Tam karşımdaki sokak lambası deniz feneri gibi göründü gözüme.
"Hey!" diye hırsla seslendim.
"Hey! Deniz fenerinin penceremin önünde işi ne?"
"Hey! Deniz fenerinin penceremin önünde işi ne?"
Deniz feneri sandığım sokak lambası dile geldi.
"Keyfin bilir,
İster uyu ister uyuma!
İster uyu ister uyuma!
Beni bu işe sakın karıştırma!" dedi.
Ben ise,
Ben ise,
"Gece gece nereden çıktın karşıma" dedim.
Yakasından tuttuğum gibi denizin ortasına atıverdim.
Uykum korktu mu ne geri geldi.
Uykum korktu mu ne geri geldi.
Elimden tuttarak yatağıma geri getirdi.
"Tamam!" dedi. "Öfken geçti mi?"
Esneyerek gülümsedim.
Anne sözü dinler gibi masum, yorganın içine giriverdim.
Gerçekten!
Gerçekten!
19 Mayıs 2016 Perşembe
15 Mayıs 2016 Pazar
Ve Hayret Ve May Hala Ve Çizgi Roman Ve Sinema
Bilenler bilecektir, üstteki çizgi roman karesindeki kadın, May halanın ta kendisidir. Spiderman'ın amcasının karısıdır. Zamanında Türkçeye öyle çevrildiği için May hala olarak hafızamızda yer etmiştir. Hemen altındaki iki film karesi ise Spiderman iki ayrı filminde Spiderman'ın amcası Ben Parker'ı ve May Parker'ı canlandıran oyuncular... Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum... Bu kadar mı denk gelir? Nasıl hayret ve şaşkınlık içinde aynı yöne bakıyorlar?
Neye baktıklarını tahmin edebiliyorum. Çünkü sinemada seyrettiğim Kaptan Amerika-Kahramanların Savaşı adlı iki buçuk saatlik filmde, May halayı görünce yüz ifadem sırayla önce ilk karedeki gibi tatlı bir hayrete, sonra ikinci karedeki gibi komik bir şaşkınlığa dönüştü. Kabullenmek kolay olmuyor tabii... Çünkü Spiderman'ın bu filmdeki May halası gencecik fıstık gibi biriydi. Yoo. Ne yalan söyleyeyim, filmdeki muhabbetlerde de bu mevzu esprili bir tatta dile getirilince yeni May halayı sevdim.
Lakin çizgi romandaki May halanın, son filmdeki yeni May halayı görünce bırakın hayret, şaşkınlık halini, yüzü dehşet ifadesi alabilir diye düşündüm. İşte o zaman vefasızlığıma üzüldüm.
Etiketler:
Anthony ve Joe Russo,
aunt may,
ben parker,
çizgi roman,
çizgi roman kahramanı,
marisa tomei,
may hala,
rosemary harris,
sally field,
spiderman,
stan lee,
Steve Ditko
12 Mayıs 2016 Perşembe
Deniz Olsam...
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa?
Balık mı olsam, yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Nazım Hikmet Ran/Bulut Mu Olsam
Etiketler:
balık,
ben,
bulut,
bulut mu olsam,
deniz,
gemi,
nazım hikmet,
şiir,
yosun
9 Mayıs 2016 Pazartesi
Binlerce Kasırga Aşkına! Zagor'a Dönüş
Yeni bir müşterimin sigorta teklifini muvaffakiyetle tertip etmiştim. Bir nebze olsun nefeslenmek niyetindeydim. Kahve molası münasebetiyle işten başımı kaldırıp, yan dolabın üzerinde dizim dizim sıralanmış çizgi romanlarıma gözüm takılınca... Ah! O anda yüreğimin cız ettiğini hissettim. ZAGOOR!.. Binlerce kasırga aşkına!
Demek akrepler yelkovanları kovalayıvermişti. Şu hayat dediğimiz muamma, muhtelif okus pokuslarıyla beni meşgul edivermişti. Sülalemin bütün bıyıklıları adına! Aylardır tek kare Zagor'a göz gezdirmemiştim.
En son vedalaşmamızı bile hatırlayamayınca, anında çark ettim. Onca ayrılıktan sonra... Zagor... Merhaba!
8 Mayıs 2016 Pazar
Durmak-4-
Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim.
Eğer
sevmek bana
Mahzun
durmayı
Öğretmeseydi.
Orhan
Veli/Mahzun Durmak
4 Mayıs 2016 Çarşamba
Ve Dua Ve Dünya Ne Uzun Ne Kısa
Önce besmele, en güzel kelime.
Allahım, yol boyunca bırakma elimi, düşerim sonra.
Allahım, niçin halkettinse beni, kalbime söyle iyice, engellerden arınsın.
Allahım, O güzeller güzeli, hangi iyilik diledi senden, dilerim ben de öylelerini.
Allahım, Peygamber efendimiz hangi şerlerden sığındıysa sana, upuzak tut benden de onları.
Allahım, yol boyunca, tarih boyunca, başıboş bırakma bizi.
Allahım, yol boyunca, tarih boyunca, başıboş bırakma bizi.
Cahit Zarifoğlu/Böyle Ol Böyle Söyle şiirinden
29 Nisan 2016 Cuma
25 Nisan 2016 Pazartesi
Ve Hayat Ve Babam Ve Ben
Bu sabah eksperle yaptığım telefon konuşmasında kendimi
kaybettiğimi çok sonra fark ettim. Eksper, kurumsal bir müşterimin
büyük bir hasarını, yaptığım tüm uyarılara rağmen iyi yönetememişti.
Eksperin sorunlu yaklaşımı halen devam etmekteydi. Öfkeliydim. Telefon
görüşmemiz ilerledikçe öfke katsayım yükseldikçe yükseldi. Zerafeti elden
bırakmamaya gayret ederek dakikalarca dil döktüm. Sonunda nasıl gerildiysem, telefonu
kapadığımda çenemin titrediğini hissettim. İki yanağımı iki avucumun içine
aldım. Dirseklerimi masaya dayadım. Ağlamaya başladım.
Öğlen yemeğini babamla yedim. Zihnim yorgundu. Babam tatlı tatlı bir şeyler anlatıyordu. Aklımsıra tüm dikkatimle dinliyordum.
Sıra kahveye gelince, babama kahveyi nasıl içmek istediğini sordum. Babam yüreğime
ılık ılık baktı. Bu kez orta ya da sade demedi. "Seninle
içmek isterim." deyiverdi. Gülümsedi. "Bedenin burada, aklın kimbilir nerelerde?" diye sözüne devam etti. O anda kendime geldim. Neydi bu halim? Yıllardır sigortacılık yapıyordum. Onlarca sorunla boğuşmuştum. Sorunlar halledilmek içindi. Oysa şu an ne kadar kıymetliydi. Babamla birlikteydim. Aklımı meşgul eden konu buhar olup uçuverdi. Kahvemiz geldi. Babam benimle kahvesini hüplete hüplete içti. Ben ise hayatın gelmişine geçmişine boş verdim. İki yanağımı iki avucumun içine aldım. Dirseklerimi masaya dayadım. Tüm kalbimle babamı dinlemeye başladım.
Durmak - 3 -
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yoldaki eski bir taş,
Limana bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
Birhan Keskin/Ağrı
22 Nisan 2016 Cuma
Duy Beni Ey Gelecek Zaman
Duy beni, yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikayelerin kadın kahramanları...
Nazan Bekiroğlu / Yusuf İle Züleyha
21 Nisan 2016 Perşembe
Söylesem Tesiri Yok Sussam Gönül Razı Değil...
Yooo... Esasında yeminle kavga müptelası
biri değilim. Tamam. Kill Bill film afişlerini ofisimin duvarına asacak
kadar ya da ne bileyim Bruce Lee, Kolsuz Kahraman Wang You filmlerini cd
kolleksiyonuma katacak kadar dövüş sporlarını severim. Ve fakat
durduk yerde kimsenin canını acıtmak istemem. Öyle öğretildi.
Argo konuşamam. Küfür söyleyemem.
Bugün ise... Karşımdaki muhataplarımı eni konu pataklamak istedim. Her birinin meymenetsiz suratlarını göz ucumla seyrettim. Bu denli çözümsüzlükten yana, bu
denli duyarsız, bu denli densiz, bu denli gıcık adamlar nasıl bir araya
gelmiş, şaştım kaldım. Kafam pazar yeri gibi dolu ve kalabalıktı.
Konuşmama devam etmemin tesiri olmayacağını anladım. Haydi bana eyvallah
diyerek toplantıdan çıktım.
En etkili rehabilityasyon merkezi.... Marş marş en yakın kitapçıya girdim. Çizgi romanları epeydir ihmal etmiştim. Çektim tabureyi, gözüme değen ilk çizgi romanı kaptım. Ghost World. Hayalet Dünya öyle mi? Hiç duymamıştım. Şööölee... Sayfalarını dalgandırdım. Arka kapağına tüm merakımla baktım. Harikulade, melankolik bir çizgi romanmış. Bir klasikmiş. Elleri belinde iki kız çizimi. Çizgi romanın kahramanı kızlar belli. Oh ya! dedim. Dosdoğru kasaya gittim.
Kendime kahve ısmarladım. Çizgi romanı
okumaya başladım. Çizgiler hoş, renkler yumuşacık. Kızların
muhabbetleri ise nasıl huysuz, nasıl eleştiri dolu, nasıl argo anlatamam.
Ağlamalar, dibe vurmalar, küfürler gani... İki ergenin bunalımlı
sohbeti, ruh halime ilaç gibi geldi. Çizgi romanı, her karenin
tadını ala ala bir solukta okuyup bitirdim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)