
28 Eylül 2019 Cumartesi
İz Sürmek...

27 Eylül 2019 Cuma
Akademisyenlerin Takibindeyim- Dr. Senem Timuroğlu
"Erkek egemen dile hizmet eden kalemlerle neden vakit kaybedelim ki:)
Yeni Sevdiklerim Yeni İzlediklerim
26 Eylül 2019 Perşembe
Biz Kadınlar Birbirimize Hem Hemdemiz Hem Hemderdiz.
20 Eylül 2019 Cuma
Göz'lü Deyimlerle Deneme Yazısı - Hangi Tarkan?
Gözüm daldı, geçmiş günlere gittim. Evet abim... Zaman zaman... Tıpkı şimdi olduğu gibi... Hep aynı iştahla spora başlar... Tez sıkılır... Muntazaman devam etmeyi gözü yemez... Nafile çaba der... Bırakıverir.
Oysa kaç kez konuştuk. Çoktan elli yaşını deviren bir adamın fabrika ayarlarına dönmesi için ilk kural neydi? Kendisi söylüyor... Spor yapmak tabii.
Buraya kadar abi-kardeş muhabbetimiz pek bi iyiydi. Lakin mühendistir kendisi. Gözünden bişeycik kaçmaz. Zihnimde horon tepen şüphe tohumlarını şıppadanak fark etti. "Yoo, dert etme kardeşcim, gözüm açıldı. Bu kez Tarkan'ın vücudu gibi olana kadar sporu es geçemeyeceğim. Bak göreceksin, göz yumup açana kadar Tarkan gibi olmayı becereceğim." dedi.
Gözlerim tepsi kadar açıldı. "Tarkan mı? Hangi Tarkan?" diye inledim. Abimi omuzlarını titreterek "Oynama şıkıdım şıkıdım" şarkısını söylerken hayal ettim. Aman Allahım! Yoksa abim erkeklerin girdiği.. Neydi adı... Hah Tamam... Antropoz döneminde miydi?
Endişemi anladı. Sol kaşını kaldırdı. Gözünü gözüme dikti. Vee... Gözümü kaçırmayayım diye, beni resmen göz hapsine aldı.
"Gönderdiğin Tarkan dergileri aklımı başıma getirdi. Şarkıcı Tarkan olmaya niyetim yok matmazel. Elbette Sezgin Burak'ın Tarkan'ı:) dedi.
17 Eylül 2019 Salı
Bu Hafta Seyrettiğim Filmler
16 Eylül 2019 Pazartesi
Tanıştığımıza Sevindim Silver Surfer
- BAŞARILI OLUP OLMAYACAĞIMIZI BİLEMEYİZ. BAŞARISIZLIKTA UTANILACAK BİR ŞEY YOK. SADECE TEK BİR AYIP OLABİLİR... O DA DENEMEMİŞ OLMANIN KORKAKLIĞI.
- KİMSİN... NESİN SEN?
- BENİM ADIM SILVER SURFER.
S.19
“Bir Acı Biber Bile Yanındaki Bibere Sarılıyordu”
not- başlık birhan keskin dizesi
14 Eylül 2019 Cumartesi
hasar tespit çalışmaları..
-film kareleri-
eternal sunshine of the spotless mind adlı filmden
-tespitler-
10 Eylül 2019 Salı
Taraftar Ruhlu Olmak Ne Demek?
9 Eylül 2019 Pazartesi
5 Eylül 2019 Perşembe
İrtibat Şart, Rabıta Mühim, İhtimam Esas...
4 Eylül 2019 Çarşamba
Ay! Nazlı Ay! Neredesin?
18 Ağustos 2019 Pazar
Tarantino Ve Ben 2
Metin Süre Ve İlişki Testi
17 Ağustos 2019 Cumartesi
Var Olmak Ve Kızılcık
Pazarda kızılcığı gördüm ya! Aman ne sevindim... Durur muyum? Hemen satın aldım. Eve gelir gelmez, kallavi bir tabağa doldurup yıkadım. Marş marş kitaplık! Okuma sırası bekleyen kitaplarıma aceleyle göz attım. İçlerinden birini çektim çıkardım. Balkona çıktım. Kızılcık kasesini kitapla yan yana masaya bıraktım. Kızılcığın rengi gözümü aldı. "Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir." der ya Sait Faik. Kızılcığın kırmızı olması da meseledir bana göre tadında düşünceler zihnimde dolanırken, kitabın kapağına bakakaldım. O ne? Kitabın adı... Keşke Hiç Olmasaydık. Var Olmanın Kötülüğü. Hay canına sayın seyirciler, dedim kendi kendime... Nasıl yani?
Acaba nereden duyup sipariş ettim? Kitapçıda gözüme takılıp aldığım kitaplardan olmadığına, kargoyla geldiğine eminim. Derhal gözümü kapadım. Kitaptan bir sayfa araladım. İlk denk geldiğim cümleleri okumaya başladım:
"Kişinin hayatından zevk alması, var olmanın var olmamaktan daha iyi olduğu anlamına gelmez; çünkü eğer kişi dünyaya gelmeseydi, o hayattan alınan zevklerden mahrum kalan kimse olmayacaktı ve hazzın yokluğu kötü olarak nitelendirilmeyecekti. Diğer taraftan eğer kişi hayattan zevk almıyorsa varoluşuna hayıflanması da doğaldır. Bu durumda, kişi dünyaya gelmemiş olsaydı, yaşadığı hayatı sürdüren ve acı çeken bir varlık da olmayacaktı. Bu, hazzı tecrübe edecek kimsenin yokluğunda bile "iyi"dir."
Durdum. Olgun bir kızılcık tanesini elime aldım. Mücevher gibi. Nasıl güzel anlatamam. Hayran kaldım. Dayanamadım, "Cahildim dünyanın rengine kandım" diyerekten, bir Neşet Ertaş türküsü mırıldanmaya başladım.
Hızlı Ve Öfkeli Ve Tek Başıma
İşte buyrun... Serinin sonuncusunu seyretmek için, sinemaya yine yeni yeniden tek başıma gittim. Bayıldım ne yalan söyleyeyim.
"Hatalarım da oldu günahlarım da
28 Temmuz 2019 Pazar
Okuduğum Kitaplar Ve Olasılıksız Görünenin Etkisi
Valla, yazar, kitabın daha ilk sayfalarında diyor ki... "Doğduğunuzdan beri dünyamızda gerçekleşen önemli olayları, teknolojik değişimleri, icatları düşünün ve bunları ortaya çıkışından önce beklenenlerle kıyaslayın. Kaç tanesi bir program dahilinde gerçekleşmiş? Özel yaşamınızı ele alın; örneğin iş seçiminiz, eşinizle tanışmanız, memleketten sürgün edilişiniz, karşılaştığınız ihanetler, birdenbire zenginleşmeniz ya da fakirleşmeniz... Bunların hangileri bir plan halinde gerçekleşti. Siyah Kuğu mantığı, bilmediklerinizi bildiklerinizden çok daha önemli kılar. Düşünün ki pek çok Siyah Kuğu beklenmedik olmalarından dolayı ortaya çıkmış ve etkileri şiddetli olmuştur."
26 Temmuz 2019 Cuma
Akademisyenlerin Takibindeyim- Prof. Dr. Seval Şahin
Fotoğraftaki bu hoş kadın, Prof. Dr. Seval Şahin. "Merhaba, 94.9 Açık Radyo'dasınız. Günün ve Güncelin Edebiyatı'nda bugün konuğumuz..." diye başlayan söyleşilerini hiç dinlemediyseniz acırım size:)
25 Temmuz 2019 Perşembe
Akademisyenlerin Takibindeyim- Prof. Dr. İsmail Gezgin
Bizans üzerine bir şeyler karalarken, bir isme rastladım: Prof. Dr. İsmail Gezgin. "Kimdir?" diyerek çıktığım o küçük "gugıllama" yolculuğu, kendimi muazzam bir entelektüel hazinenin kapısında bulmamla sonuçlandı.
Aslında İsmail Gezgin, sadece bir akademisyen değil. Arkeolojiyi, sanatı ve mitolojiyi birbirine bağlayan bir anlatıcı. Arkeoloji bölümündeki akademik çalışmalarının yanı sıra, insanın, kültürün ve inançların kökenine dair sorgulamalarıyla biliniyor. Özellikle "Sanatın Kökeni", "Mitologya" ve "İnsan ve Hayvan" gibi konular üzerine yazdığı kitaplar ve yaptığı konuşmalar, katı akademik dili aşan, adeta felsefi birer yolculuk niteliğinde. Onun anlatımlarında sadece tarihsel verileri değil, bugün neden böyle davrandığımızın, neden böyle hissettiğimizin kadim cevaplarını da buluyorsunuz.
Bir keşfettim, pir keşfettim! Artık İsmail Hoca’nın o derinlikli anlatıları, yürüyüşlerimin vazgeçilmez eşlikcisi oldu. Kulaklığımı takıyorum ve zihnimle beraber adımlarım da evrimleşiyor.
İşin bir de sürpriz tarafı var: 3 Kasım’da gerçekleşecek 41. İstanbul Maratonu'na bu yıl ilk kez niyetlendim ve başvurumu yaptım. "Ne ilgisi var?" demeyin:) Eğer o maratonu başarıyla tamamlarsam, bu kesinlikle İsmail Hoca'nın sayesinde olacak. Neden mi? Çünkü anlatımlarını bölmeye öyle kıyamıyorum ki, antrenman mesafelerim bir anda uzayıp gidiyor.
Yürüyorum... Dinliyorum... Koşuyorum... Yine dinliyorum! Benim mütevazı "uzun yürüyüşler", Hoca'nın sayesinde oldu size "upppuzun yürüyüşler". :)
Gerçekten müthiş! Eğer zihninizle beraber bedeninizin sınırlarını da zorlamayı seviyorsanız, öncelikle enfes youtube videolarını hararetle tavsiye ederim.
Kitapları henüz kargoda, yolda... Sabırsızlıkla beklemekteyim!.


















































